Bir işte, ihlas olmadan tevekkül etmek söz konusu olabilir mi? Varsa aralarındaki ilişkileri ayrıntılı olarak açıklar mısınız?

Tarih: 14.09.2009 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İhlas, genel bir kavram olarak, insanın dışarıda sergilediği tavrın görüntüsü ile içinde taşıdığı niyetin/amacın örtüşmesidir. Dinî bir kavram olarak da, yapılan işin sırf Allah rızası için yapılmasıdır. Bu manasıyla ihlas, imandaki samimiyetin ölçüsüdür. İman ne kadar kuvvetli olursa, ihlas da o nispette kuvvetli olur.

Tevekkül ise, genel bir kavram olarak, bir kimseye veya bir şeye güvenmek, ona dayanmak, onu sağlam bir vekil olarak kabul etmek anlamına gelir. Dinî bir ıstılah olarak da; Allah’ın Hakîm isminin bir tezahürü olan sebepler dairesinde, kendisine terettüp eden görevlerini yerine getirdikten sonra,  söz konusu işte başarılı olacağını, her şeye kadir ve sonsuz rahmet sahibi olan Allah’tan ümit etmektir. Kışta baharı yarattığı gibi, en sıkıntılı durumlar da bile bir çıkış yolunu gösterebileceğine inanmak, ümidini ona bağlamak, ona güvenmektir.

Bu açıklamalardan anlaşılıyor ki, ihlas ile tevekkül iman ortak paydasında birleşirler. Tevekkül ile ihlas iman güneşinin birer ışığıdır, birer nurudur. İmanın olmadığı yerde ihlas, ihlasın olmadığı yerde de tevekkül olamaz.

Bütün kâinat kabza-i  tasarrufunda olan, sonsuz kudret ve merhamet sahibi Allah’a iman eden bir kimsenin, Ona karşı samimi, ihlaslı olması kadar tabii bir şey olamaz.

Denilebilir ki, ilim insanı iman etmeye yönlendirir; iman marifetullaha, marifetullah ihlaslı olmaya götürür. İhlas ise teslim ve tevekküle sevk eden bir iksir-i nuranidir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun