“Ne tedbirli olmak gibi bir akıllılık, ne haramdan kaçınmak gibi bir Allah´a bağlılık, ne de güzel ahlak sahibi olmak gibi bir dindarlık söz konusu olabilir." hadisini nasıl anlamak gerekir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu hadiste, mümine üç önemli tavsiye yapılmaktadır:

Birincisi, her konuda tedbiri elden bırakmamaktır. Tedbirli hareket eden kimseden daha akıllı bir insan düşünülemez. Tedbir, aklı kullanmanın zirvesidir. Allah, "Bütün ihtiyat tedbirlerini alın..." (Nisa, 4/102) emriyle, bizleri tedbirli olmamız konusunda uyarıyor. Tedbirli olmak, dinimizin emridir. 

Herhangi bir konuda alınması gereken tedbirleri almak, Allah’ın kâinatta cari olan fıtrî kanunlarına riayet etmek en akıllıca bir tedbirdir. Aklın öngördüğü şekilde tedbirini almadan tevekkül etmek, tembelcesine bir tevekküldür. Hakikî tevekkül, sebepler dairesinde tedbirini aldıktan sonra Allah’a tevekkül etmektir. Çünkü, tedbir alındığı halde tersi olabilir. Demek ki tevekkül lüzumsuz değil, gerekli bir iman kıvılcımının yansımasıdır. Mesela, sabah namazını kaçırmamak için saat kurmak akıllıca bir tedbirdir.

Nitekim Peygamber Efendimiz (asv), devesini salıvererek Allah'a tevekkül ettiğini söyleyen bir bedeviye "Onu bağla da öyle tevekkül et." buyurmuştur. (Tirmizî, Sıfatü'l-Kıyame, 60)

Tedbir bizden, takdir Allah'tandır. Atalarımız ne güzel söylemişler: "Tedbirde kusuru olan, takdire bahane bulur."

İnsan tedbiri sayesinde huzurlu bir hayat geçirir. Derede abdest almaya hazırlanan adam, Nasreddin Hoca"ya sorar: Hocam, abdest alırken yüzümü ne tarafa döneyim. Hoca hiç düşünmeden şu cevabı vermiş: "Pabuçlarının olduğu yöne dön."

İkincisi, haramdan kaçınmaktan daha üstün Allah´a bağlılık tasavvur edilemez. İnsan nefsi haramlara meyillidir. Haramdan korunmak nefisle ciddi bir mücadeleyi ve sabrı gerektirir. Bunu ise Allah´a tam bağlı takva sahipleri yapabilirler.

Allah’a bağlılık, Allah’a saygı, Allah’a sevgi iddiaları lafla olmaz, icraatla göstermek gerekir. Allah’a bağlılık, Allah’ın emir ve yasaklarına bağlılık anlamına gelir. Buna takva da denilir. Ve

“Allah katında en değerliniz en takvalı (Yani Allah’ın emir ve yasaklarına en bağlı) olanınızdır.” (Hucurat, 49/13)

mealindeki ayette bu gerçeğe işaret edilmiştir. Hadiste, insanın en çok karşılaşacağı, nefsin en fazla hoşuna giden yasaklara / haramlara dikkat çekilmiştir. Mesela, sokakta dolaşırken, gözünü haramdan koruyan kimse, Allah’a bağlılığını fiilen göstermiş olur.

Üçüncüsü de, güzel ahlak sahibi olmaktan daha üstün bir dindarlık söz konusu olamaz. Bilinçli dindarlık, ancak güzel ahlâk sahibi olmakla tamamlanır.

Güzel ahlakı ders vermek, İslam dininin en temel hedeflerinden biridir. Halim-selim olmak, sabırlı olmak, şefkatli olmak, dürüst olmak, mütevazı olmak, hayırsever olmak, insancıl olmak, vs. güzel huylar gerçek anlamda bir dindarlık simgesidir. Kur'an-ı Kerîm'de Resulullah (a.s.m.)'a hitaben:

"Sen en yüce bir ahlâk üzeresin." (Kalem, 68/4) buyurulmuştur.

Diğer taraftan,

“Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim.” (Müsned, 2/381)

diyen Efendimiz (a.s.m)’in gösterdiği bu istikamette yürümek, dindarlığa en yakışan husustur. Mesela, düşmanlık yerine muhabbet fedaisi olmak, kin-nefret yerine barış havarisi olmak, böbürlenme yerine toprak gibi tevazu göstermek, insanı çok ibadet edenlerin seviyesine çıkaran bir güzelliktir.

İlave bilgi için tıklayınız: 

İslam'da tevekkülün sırları nelerdir?

Takva nedir, müttaki kime denir?

Ahlâk kavramı ve “Ben, ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.” hadisini nasıl anlamalıyız?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun