Savaş esiri kadınlar dağıtılmadan cinsel ilişki serbest miydi?

Tarih: 13.10.2020 - 20:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

​- Ebu Sait el-Hudri kendisinin bizzat katıldığı bir olayı şöyle anlatıyor: "Ben de Muhammed’le birlikle Beni Mustalık baskınında vardım. Bu baskında ele geçirdiğimiz kadınlarla (o çölde) ilişkide bulunurken, hamile kalmasınlar diye münasebet esnasında spermimizi kadının rahmine değil de dışarı boşaltırdık. Yaptığımız bu işin dine uygun olup olmadığını Muhammed'den sorduğumuzda kendisi, 'Evet bir sakıncası yoktur; böyle bir yönteme başvurabilirsiniz' diye yanıt verdi.
Bu hadise göre savaş esnasında ele geçirilen kadınlarla daha esirler gazilere paylaştırılmadan cinsel ilişki kurulabileceği mi anlaşılıyor? Çünkü benim bildiğim kişi sadece ganimet olarak paylaştırdıktan sonra cariyesiyle ilişkiye girebilirdi. Bu hadise göre ele geçirilen kadınlar istenildiği gibi seçilip kullanılıp sonra gazilere mi dağıtılmıştır? Ayrıca burada ele geçirilen tüm cariyeler bir yerde toplanıp isteyen gelip cariyeyi kullanıp gidiyor mu? Herkesin içinde mi yapılıyor yani bu iş? Bunu nasıl anlamamız gerekir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Öncelikle ifade edelim ki, günümüzde cariyelik yoktur.

Hayır, savaş esirleri dağıtılmadan cinsel ilişki caiz değildir, haramdır.

Cariyeliğin olduğu dönemlerde, savaş sırasında düşman tarafından esir edilen kız ve kadınlar "cariye" olarak alınırdı. Hukuk itibariyle ganimet sayıldıklarından, İslam devleti tarafından hizmetçiye ihtiyacı olan gazilere verilirdi. Artık o andan itibaren "cariye" ailenin bir parçası ve bir ferdi olarak kabul edilir, ona göre muamele görürdü. Cariyenin sahibi olan "efendi" onu şahsî hizmetlerinde ve ev işlerinde istihdam edebildiği gibi, isterse, ayrıca bir nikah kıymaya ihtiyaç duymadan istifade edebilirdi.

Bu kısa bilgiden sonra soruda geçen konuya gelince:

Hicretin 5. yılın Şevvalinde (Şubat-Mart 627) vuku bulan Benî Mustaliḳ (Müreysî‘) Gazvesi’nde düşmandan 200 aile esir alınmış ve gaziler arasında paylaştırılmıştır.

Soruda geçen durum da bu paylaşımdan sonradır. Yani, gazilere verilen cariyelerle ilgilidir.

Savaştan sonra, esirler gazilere bölüştürüldü ve kendilerine teslim edildi. Deve ve davarlar da bölüştürüldü. Bir deve on davara eşit tutuldu. Süvarilere biri at, biri de kendisi için olmak üzere iki hisse; piyadelere ise bir hisse verildi. (1)

Hz. Peygamber (asm) Efendimizin, kabile reisi Haris b. Ebu Dırar’ın kızı Cüveyriye ile evlenmesi üzerine ashabın büyük bir kısmı kendi paylarına düşen esirleri karşılıksız serbest bırakmış, bir kısmı da ganimetten altı pay karşılığı bir fidye ile salıverilmiştir.

Kuran-ı Kerim’de insanların köleleştirilmesine dair tek bir ayet bulunmamasına karşılık kölelerin azat edilmesi çeşitli vesilelerle teşvik edilmiş, devlet gelirlerinden bir kısmının köle azadına ayrılması hükme bağlanmış, yemine riayetsizlik ve öldürme gibi bazı suçlardan dolayı da köle azadı mecburi tutulmuştur.

Müslüman hukukçuların köleleştirmeyi esirlerle ilgili bir düzenleme olarak kabul etmeleri bunun o devirlerde milletlerarası bir teamül olması sebebiyledir. Bununla birlikte İslam, konuyla ilgilenen birçok Batılı araştırmacının itiraf ettiği gibi kölelere yapılan muameleyi son derece insanî bir hale getirmiş, Müslümanlar kölelerini Batı dünyasındaki gibi ağır muamelelere tâbi tutmamış, onları kendi ailelerinin bir ferdi gibi görmüşlerdir. (2)

İslamiyet gerektiğinde mukabele bilmisil kuralından hareketle esirleri köle statüsüne geçirdiği halde onlara kötü muamele yapılmasını yasaklamıştır. Nitekim Müslüman rehinelerin öldürülmesi halinde mukabele yoluyla gayrimüslim rehineler öldürülemez. (3)

İlave bilgi için tıklayınız:

Cariye kimdir? Efendisi cariye ile cinsi münasebet kurmak istediği ...

Dipnot:
1) bk. Vakidi, Megazi, 1/410, İbn Sad, Tabakatü'l-kübra, 2/64; İbn Seyyid, Uyunu'l-eser, 2/93; Diyarbekri, Tariîhu'l-hamîs, 1/470, Halebî, İnsanu'l-uyun, 2/585.
2) Murray Gordon, L’Esclavage dans le monde arabe (trc. Colette Vlérick), Paris 1987, s. 20-21, 24-25; E. R. Toledano, Osmanlı Köle Ticareti: 1840-1890 (trc. Y. Hakan Erdem), İstanbul 1994, s. 3-6.
3) İbn Abidîn, Reddü’l-muḥtâr, Kahire 1386/1966, 4/265.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun