Sabır üçtür hadis-i şerifinin sıhhati nedir; yapılan tefsir doğru mudur?

Tarih: 03.02.2015 - 01:26 | Güncelleme:

Soru Detayı

“Resulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
“Sabır, üçtür: Musibete, tâata ve günah işlememeye sabır. Musibete sabredene, Allahü teâlâ üç yüz derece ikram eder. Her derece arası yerden göğe kadar mesafedir. Taate sabredene altı yüz derece ihsan eder. Her derece arası, yerin dibinden Arşa kadardır. Günah işlememeye sabır edene dokuz yüz derece verir. Her derece arası yerin dibinden Arşın üstüne kadardır.” [Yusuf en-Nebhanî, el-Fethu'l-Kebir fî Dammi'z-Ziyâdâti ile'l-Câmii's-Sağîr, 2, 190; İbn Ebi Dünya, es-Sabr ve's-Sevâbu]
- Tefsir: Birincisi şudur ki Kur’an-ı Kerim’in zikrettiği cennetten maksat, ameller cennetidir. Bu yüzden de “takva sahipleri olarak hazırlanmıştır.” Başka bir ayette ise şöyle buyurulmuştur: “İman edenler için hazırlanmıştır.” Hazırlamak ise ameller cennetine uygundur. Hadiste zikredilen derecelerden maksat ise ahlak cennetinin dereceleridir. Zira bu dereceler de sabır içindir. Sabır ise ahlaktır. Ahlak cennetinin genişliği, orta dereceli kimseler derecesinde insani kemalin genişliği ölçüsüncedir ve onun için bu tür ölçülerle bir sınır tayin etmek mümkün değildir. İkinci yorum da şudur ki, Kur’an-ı Kerim’de yer alan yer ve göklerden maksat, cismani yer ve göklerden daha genel bir anlamdır. Böylece ruhlar, göklerini ve bedenler, yerini de kapsamaktadır. Rivayetteki derecelerden maksat ise, cismani cennetin dereceleridir.
- Bu tefsir doğru mudur?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

"Sabır üçtür. Musibete karşı sabır, taat üzerine sabır, masiyetten sabırdır. Kim musibete sabrederse ve onu Allah'tan geldiğini düşünerek güzel bir şekilde karşılarsa Allahu Teala ona üç yüz derece verir ki her bir derecenin arası yer ile gök arası kadardır. Kim itaat üzere sabrederse Allahu Teala ona altı yüz derece verir ki her bir derece arası yerin üst sınırından yedi tabaka altına kadardır. Kim masiyete sabrederse Allahu Teala ona dokuz yüz derece verir ki her bir derecenin arası yerden arşa kadardır."

- İlgili hadis rivayeti için bk. Suyutî, el-Câmiu's-Sağîr, 2/80;  İbn Ebi Dünya, es-Sabru ve's-Sevâb,1/30; Kenzu’l-Ummal, h.no: 6515.

Bu hadis rivayeti zayıf olarak değerlendirilmiştir. (bk. Suyutî; a.g.y; el-Elbanî, Daifu’l-Camii’s-Sağir, h. no: 3532)

Birinci tefsir şekli, tasavvufi, batınî bir tefsir şeklidir. Hadisin açık ifadesinden bunu anlamak mümkün değildir.

Bu gibi yorumlar, insanların o andaki halet-i ruhiyeleri itibariyle kalplerine doğan manalar yönüyledir. Örneğin, ayet ve hadislerde “hakikat”ı anlatmak bakımından “amellerin cenneti” diye bir ifadeyi görmek mümkün değildir.

Bildiğimiz sekiz cennetin isimleri arasında böyle bir isim yoktur.

Ancak bir yorum olarak bazıları mecaz anlamda bunu kullanmıştır. Örneğin, “Rabbinin makamından korkan kimselere iki cennet vardır.” mealindeki Rahman suresinin 46. ayetinin tefsirinde, "iki cennet" tabiri üzerinde şu görüşler ileri sürül­müş­tür:

a. Biri kişinin sağlam inancı için, biri de güzel ameli için...
b. Biri günahlardan sakındığı için, biri de emirlere itaat ettiği için...
c. Biri güzel amellerin karşılığı, biri de Allah'ın fazla­dan yaptığı ihsan olarak...
d. Biri cismanî, diğeri de ruhanî cennet...
e. Biri Adn, biri Naim cenneti...
f. Biri, takva sahibi insanların, biri de takvalı cinlerin gi­receği Cennet. (bk. Alûsî, XXVII/116; Niyazi Beki Rahman suresinin tefsiri, ilgili yer)

- İkinci yorum şekli de hadis rivayetinin lafzi ifadesinin manası değildir. Cennetlerin bu manada kullanılması –az önce ifade edildiği üzere- hakiki değil, mecazi, tasavvufi yorumlar olarak değerlendirilmelidir. Yoksa, gerçek anlamda “ruhani” olup cismani olmayan bir cennet hakiki manasıyla ayet ve de hadislerde söz konusu değildir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun