Cennet’te yüz derece vardır, hadisi sahih midir?

Soru Detayı

Ebû Saîd (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennet’te yüz derece vardır. Tüm alemler o derecelerin birin de toplanmış olsalar onların hepsini içerisine alır.” (Ahmed Bin Hanbel , Müsned: 10806 , Tirmizî, 2532, İbn Hibban, Tuhfetu’l-Ahvazi, 7/201) Bu hadis-i şerif hakkında Tirmizi garip demiştir. Ahmed Bin Hanbel ve İbn Hibban ne buyurmuştur ve bu hadis sıhhati hakkında başka alimler bir şey demiş midir? Tirmizi kitabında hadisde geçen alemlerden kasıt alem = Allah’ın dışındaki herkes ve her şeydir, diye not düşülmüş, bu sahih midir? Bir derecesi Allah dışında ki bütün varlık alemleri ve var olmuş her şey midir? Bu hadise iman ede bilir miyiz yoksa bu hadis-i şerif Allah (c.c) Resulü Peygamber Efendimize isnat edilmiş ama netliği olmayan mevzu uydurma bir hadis midir değeri yok mudur? Rabbinizin bağışına, genişliği göklerle yer arası kadar olan ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun. Al-i İmran, 133 ayetine ters değildir değil mi? Ve bu yüz derece cennetteki tabakalardan ayrı maddi yüz dereceler midir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Soruda da belirtildiği gibi; Tirmizi bu rivayetin “garib” olduğunu bildirmiştir. (Tirmizi, Cennet 4, h.no: 2532)

- el-Elbani de bu rivayetin “zayıf” olduğunu belirtmiştir. (Silsiletu’l-ahadisi’d-daife, no:1886)

- Tuhfetu’l-Ahvezi gibi bazı kaynaklarda bu rivayetin İbn Hibban’ın sahihinde yer aldığına dair bir bilgi olmakla beraber, biz araştırmamızda bu kaynakta öyle bir bilgiye rastlayamadık. Bu bilgi verilirken, “Aliyyul-Kari’nin dediğine” şeklinde bir kayıt düşülmesi, ilgili müellifin de bunu doğrudan görmediğini göstermektedir.

- Tuhfetu’l-Ahvezi’de (7/201) yer alan “Alemlerden maksat bütün mahlukat/yaratılanlar olduğuna, bunun da, cennetin Allah’tan başka kimsenin bilmediği kadar alabildiğine geniş olduğu manasına geldiğine” dair yorum bizce doğrudur.

Bilindiği üzere, “el-Alemin” kelimesi, mutlak bir şekilde ifade edildiği zaman bu geniş manayı ihtiva ettiği ilm-i Beyan ve Meâni alimleri tarafından kabul edilmektedir.

- Bazı hadis rivayetlerinde “cennetteki iki derece arasında gök ile yer arası kadar..” (İbn Hibban, h.no: 7390), diğer bazısında “yüz yıllık bir genişlikte olduğu..” (Tirmizi, Cennet 8, h. no: 2529), “cennetteki iki derece arasında beş yüz senelik bir mesafenin olduğu” (Taberani, el-Evsat, h. no:5765) vurgulanması gibi farklı ifadelerden anlaşılıyor ki, Hz. Peygamber cennetteki derecelerin boyutunu akıllara yaklaştırmak için, yerine göre farklı ifadelere yer vermiştir.

Kâinat çapında yerin hareketinden ta şemsu’ş-şumusun hareketine kadar değişik hareketlerden meydana gelen takvim değerleri farklı olduğuna göre, hikmetin gerektirdiği yere göre bu farklı mülahazalarla farklı ölçülerin verilmesinde bir çelişkiyi aramamak gerekir.

- Bediüzzaman hazretlerinin bu konudaki yorumu şöyledir:

“Mühim bir taraftan ehemmiyetli bir sual: Rivayette gelmiş ki; Cennet'te bir adama beş yüz senelik bir Cennet verilir. Bu hakikat akl-ı dünyevînin havsalasında nasıl yerleşir?

Elcevab: Nasılki bu dünyada herkesin dünya kadar hususî ve muvakkat bir dünyası var. Ve o dünyanın direği onun hayatıdır. Ve zahirî ve bâtınî duygularıyla o dünyasından istifade eder. Güneş bir lâmbam, yıldızlar mumlarımdır der. Başka mahlukat ve zîruhlar bulunmaları, o adamın mâlikiyetine mani olmadıkları gibi, bilakis onun hususî dünyasını şenlendiriyorlar, zînetlendiriyorlar.

Aynen öyle de, fakat binler derece yüksek, her bir mümin için binler kasır ve hurileri ihtiva eden has bahçesinden başka, umumî Cennet'ten beş yüz sene genişliğinde birer hususî Cennet'i vardır. Derecesi nisbetinde inkişaf eden hissiyatıyla, duygularıyla Cennet'e ve ebediyete lâyık bir surette istifade eder. Başkaların iştiraki onun malikiyetine ve istifadesine noksan vermedikleri gibi, kuvvet verirler. Ve hususî ve geniş Cennetini zînetlendiriyorlar.

Evet, bu dünyada bir adam, bir saatlik bir bahçeden ve bir günlük bir seyrangahtan ve bir aylık bir memleketten ve bir senelik bir mesiregâhta seyahatından; ağzıyla, kulağıyla, gözüyle, zevkiyle, zaikasıyla, sair duygularıyla istifade ettiği gibi; aynen öyle de, fakat bir saatlik bir bahçeden ancak istifade eden bu fâni memleketteki kuvve-i şâmme ve kuvve-i zaika, o bâki memlekette bir senelik bahçeden aynı istifadeyi eder. Ve burada bir senelik mesiregâhtan ancak istifade edebilen bir kuvve-i bâsıra ve kuvve-i sâmia orada beşyüz senelik mesiregâhındaki seyahattan; o haşmetli, baştan başa zînetli memlekete lâyık bir tarzda istifade eder.” (Lem'alar, 156)

İlave bilgi için tıklayınız:

Cennetin tabakaları hakkında bilgi verir misiniz? Cennetin kaç ...

Cennette herkes aynı mı olacak, güzellik dereceleri olacak mı ...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR