Saadete erenin boynunda ism-i azam gerdanlık gibidir, sözünü açıklar mısınız?

Soru Detayı

- Hz. Ali’ye ait olan Ercuze isimli eserde şöyle bir ifade vardır:

"Kim saadete mazhar ise...said ise... şaki değilse... o ism-i âzam onun boynunda mübarek bir gerdanlık hükmünde bir nüsha (muska) olur."

- Bu beyti izah eder misiniz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Üstad Bediüzzaman bunu şöyle açıklamıştır:

“Kim inayete ve saadete mazhar ise, o, ahirzaman fitnelerinden bu altı ismi (Sekineyi), verdiğim ders tarzında vird edenler mahfuz kalırlar.” (bk. Osmanlıca Lem'alar, s.313)

- Bunun manasını tam anlaşılır bir Türkçe ile şöyle tercüme edebiliriz:

“Kim Allah’ın inayetine ve gerçek saadete mazhar ise, Sekine denilen ism-i azam onun boynunda bir gerdanlık gibi durur.”

Burada yer alan “boynunda bir gerdanlık” ifadesi, bir tasmanın bir gerdanlığın boyundaki sürekliliği ifade eden ve “boynunun borcu” manasına gelen bir mecazdır. Buna göre bu beytin manası şöyledir:

“Kim Allah’ın inayetine ve gerçek saadete mazhar ise, o (ahir zamanda gelen) kimse, SEKİNE duasını okumayı 'boynunun borcu' olarak telakki eder ve onu sürekli okur."

- Bu beyitte Hz. Ali, özellikle ahir zamanda sürekli ism-i azam duasını okuyan bir kimseye işaret etmektedir. Risale-i Nur’da bu hususa şu ifadelerle işaret eden Üstad Bediüzzaman, bu beyti güzelce açıklamaktadır:

“Bin üçyüz elli dört (1354) tarihine makam-ı cifrîsiyle bakan ve Said'in (ra) iki maruf lâkabına remzen ve ismen îma eden ve 'Kendini muhafaza et.' emrini veren ve o tarihte herkesten ziyade müteaddid tehlikelere maruz bulunacağını telvih (işaret) eden 'Ercuze'nin âhirlerindeki

فَاسْئَلْ لِمَوْلاَكَ الْعَظِيمِ الشَّانِ
يَا مُدْرِكًا لِذلِكَ الزَّمَانِ
بِاَنْ يَقِيكَ شَرَّ تِلْكَ الْفِتْنَةِ
وَ شَرَّ كُلِّ كُرْبَةٍ وَ مِحْنَةٍ

fıkrasıyla diyor: 'Ya Said-el Kürdî! Bin üç yüz elli dört (1354) tarihine yetişirsen Mevlâ-yı Azîminden, o zamanın ve o asrın fitne ve şerlerinden muhafazanı iste ve yalvar.' Evet On Sekizinci Lem'ada Birinci Keramet-i Aleviye'nin izahında, Kaside-i Ercuziye'nin Risale-i Nur ve müellifine dair işarat-ı gaybiyesi beyan edilmiş. İsm-i a'zam ve sekine tabir ettiği esma-i sitte-i meşhure ile daima meşgul olan bir şakirdiyle konuştuğu ve teselli verdiği ve çok emareler ve karinelerle o şakird, Said olduğu isbat edilmiş.” (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 119)

-“ فَيَا حَامِلَ اْلاِسْمِ الَّذِى جَلَّ قَدْرُهُ cifir ve ebcedî hesabıyla bin üç yüz elli üç senesi ki, Risale-i Nur şakirdlerinin en sıkıntılı bir zamanına ve o zamanda 'Sekine' tabir edilen İsm-i A'zamı, yetmiş bir âyet ile yüz yetmiş bir defa daimî vird eden Risale-i Nur Müellifinin isimlerine tevafuk sırrıyla parmak basması, o zamanda İsm-i A'zamı hâmil Risale-i Nur Müellifinin hususiyetini ve selâmetle kurtulacaklarını tebşir etmekle işaret ettiğini; Lillahilhamd, selâmet ile kurtulmaları, keramet-i Aleviyeyi tasdik ettiğini…” (Lem'alar, s. 448)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun