Ruh molekülü dinlerin kaynağı mıdır?

Soru Detayı

Ruh molekülü de denilen dmt hormonu dinlerin kaynağıdır iddiasına nasıl cevap verebiliriz?
Bazı dinsiz sayfalar insan beyninin doğum ve ölüm esnasında yoğun bir miktarda, uyku esnasında da az bir miktarda DMT salgıladığını, bu salgılanan DMT sonucunda kişinin trans haline geçtiğini ve başka bir aleme geçtiğini sandığını iddia ediyorlar. Buna kanıt olarak ise ölümden dönen kişilerin ve DMT içeren otları kullanan Şamanistlerin vb. Tanrıyı gördüklerini, ruhlarla iletişime geçtiklerini iddia etmelerini getiriyorlar. Veli kulların ruhani deneyimlerini de buna bağlıyorlar. Hatta temporal lob epilepsi hastalarında yoğun miktarda DMT salgılanıyormuş. Peygamberimizin vahiy halini sara hastalığına bağlayanlar, bu bilgi ile iddialarını iyice güçlendirmiş olduklarını iddia ediyor. Halk ağzıyla "ışığı gördüm" olayı, aslında DMT salgısından dolayı imiş. Yani doğumda salgılanan DMT bebeklerin bizim göremediklerimizi görmesini ve bunun daha sonra geçmesini sağladığı gibi, ölümde de bu söz konusu olacak, önce tanrıyı vb. gördük (bir kısmımız) sanacağız ve sonra sonsuza dek bilincimiz yok olacak diyorlar. Üstelik DMT salgısı daha çok olan hayvanlar da bizim göremediklerimizi görüp, duyamadıklarımızı duyuyorlarmış. Peygamberimizin keskin görüşü ve duyuşu da buna bağlanıyor. Zaten TLE hastalığına Peygamber hastalığı deniyormuş. Bu hastalığa sahip kişilerin peygamber önsezisine sahip olduğu söyleniyor. Hz. Musa'nın DMT içeren otlardan çekip Tanrıyla konuştuğu bile var bu iddialar arasında. Aslında tüm bunlar cuk diye oturuyor gibi duruyor. Milletin aklını karıştırmak için yeter de artar. Bu iddialara nasıl cevap vereceğiz. Öyle bir emin ki bu iddiayı dillendirenler, "Bu sefer mahvettik sizi müslümanlar, bakalım buna ne kılıf uyduracaksınız" diye dalga geçiyorlar. Bizlerin kalp gözü dediği şeyin aslında epifiz bezi olduğunu, hatta Horus adlı Tanrının dahi sembolünün epifiz bezine benzeyen bir göz olduğunu söylüyorlar. 
Allah aşkına yardımcı olun, nasıl cevap veririz bunlara?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

“Dmt hormon dinlerin kaynağıdır” ne demek? Dinin sahibi Allah’tır. Bu söz inkarcıların sözüdür.

Önce Dmt’nin ne olduğuna bir bakalım. Bu belirli bir kimyevî yapıya sahip bir hormondur. Onun esası da atomlardan meydana getirilmiş bir moleküldür.

İnsanlarda, hayvanlarda ve bitkilerde bir takım hormonlar vardır. Bunlar organizmanın bazı yapılarının düzenlenmesinde kullanılır. Büyüme hormonu ve yaralanmaların tamirinde kullanılan yara hormonu gibi.

İşte Dmt de epifiz bezi vasıtasıyla salgılanan bir hormondur. Bu hormon sayesinde psikolojik yapı yüksek düzeyde harekete geçirilir. İnsanda epifiz bezinin büyüklüğü ortalama bir mercimek tanesi kadardır.

Allah küçücük organa pek ehemmiyetli görevleri yüklemiştir.

Uyku düzenini ve vücut ritmini dengelemede kullanılan Melatonin hormonu da epifizde salgılanır. Bu insana ümit ve heyecan verdiği için, mutluluk hormonu olarak da adlandırılır.

Dmt hormonunun salgılanması insanın kontrolünde değildir. İnsanda en fazla doğarken ve ölürken salgılandığı belirtilir. Uyku halinde de salgının arttığı bilinmektedir. Bunun dışarıdan fazla miktarda alınması halinde insan trans haline, yani özel ipnoz durumuna geçmektedir.

Peygambere vahiyle, yani Allah’ın bildirmesiyle gelen tebliğe doğrudan muhatap olmak insanın kaldırabileceği bir yük değildir. Onun ağırlığını hafifletmek için Allah peygamberinin Dmt salgısı arttırır. O peygamberin de algılama ve anlama his ve duyguları en üst seviyeye çıkar. Böylece hitab-ı İlahiye mazhar olunca kendisine bildirilenleri bütün benliği ile olduğu gibi alır.

Bazı veli kullarının da bu hormonunu arttırarak nazarlarının keskinliğini ve algılama duygularının hassasiyetini arttırır. O kimseler de diğer insanlara göre algılama ve anlamada daha hassaslaşırlar.

Bunun yadırganacak veya anlaşılmayacak neyi var? Göz nasıl bir görme organı ise, epifiz bezi de bazı hormonların salgı organı durumundadır.

Daha düne kadar hipofiz ve epifiz bezlerinin vazifesi bilinmiyorken ateistler, bunlara lüzumsuz artık organ diyorlardı ve güya evrime delil gösteriyorlardı. Şimdi bununla Allah’ı nasıl inkâr edecekler? Tam aksine, bütün bunlar, akılsız, şuursuz, ilimsiz ve cansız atom ve moleküllerin yapacağı işler değildir. Sonsuz ilim, irade ve kudret sahibi bir yaratıcı her şeyi ince noktalarına kadar ayarlıyor ve yaratıyor. Asıl işi zor olan, her şeyi cansız ve akılsız atom ve molekül gibi sebeplere veren ateistlerdir.

Dünya imtihan yeri olduğu için Allah her şeyi bir sebebe bağlamıştır.

Bazı insanlar sebebe bağlanır arkada kudret elini göremez ve her şeyi sebeplere verir. Yazıyı yazanın kalem olduğunu zanneder. Onun arkasındaki eli göremez. Elmayı ağaçtan, yumurtayı tavuktan bilir ve böylece Allah’ı inkâr eder ve Allah düşmanı olur.

Bir Müslüman ise, elmayı ağaçtan değil Allah’tan, yumurtayı tavuktan değil, sonsuz yaratıcıdan bilir ve böylece Allah’a şükreden O’nun sevgili bir kulu olur.

İşte burada da bir inkârcı Dmt hormonunun yaptığı görevleri mercimek tanesi kadar epifiz bezinden bilir ve her şeyi tesadüf ve tabiata havale eder. İnanan da epifiz bezinin bir sebep olduğunu, bu sebebin arkasında asıl iş yapanın Allah olduğunu görür ve Allah’a olan minnettarlığı ve muhabbeti artar.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
550 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun