İnsanda kuyruk geni bulunması evrime kanıt mı?

İnsanda kuyruk geni bulunması evrime kanıt mı?
Tarih: 27.07.2023 - 20:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Bazı evrimciler, insan geninde kuyruk yenilenme veya yenileme geni gibi bir şey olduğunu söylemişti. Ben şahsen evrim teorisine inanmıyorum, ama bu evrim teorisine kanıt olabilir mi, yoksa o gen başka bir işlev veya başka bir nedenle mi insanlarda mevcut?
- Yoksa bunlar kendi felsefi fikirlerinin yalandan ibaret olması gibi bu konuda da mı yalan söylüyor?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bilimsel çalışmalarla artık insanda vazifesiz bir organın bulunmadığı anlaşılmıştır. İdeolojik davranan bazı bilim insanları ise bu bilimsel çalışmaları görmezden gelerek, bu konuda bilgi sahibi olmayan gençleri ateist ideolojinin içine çekmek için 80-100 sene önceki körelmiş organ iddialarını tekrarlamaktadırlar.

Soruda geçen ve benzeri iddialara bilimsel cevaplar şöyledir:

KÖRELMİŞ ORGANLAR 

Kullanılan organların geliştiği kullanılmayanların körelerek yavrulara geçtiği görüşü bilimsel değildir.

Geçtiğimiz iki asra yakın bir süredir evrimciler insan vücudunda görevi bilinmeyen organları peşin bir hükümle güya insanın önceki atalarından kalma işe yaramayan körelmiş organ olarak değerlendirip bunları evrime delil göstermişlerdir.

Bu asrın başında insanda işe yamayan körelmiş yüze yakın organın varlığından bahsediliyordu. Kozalaksı beze, tiroit bezi, timüs bezi, kuyruk sokumu, kör bağırsak ve bademcik bunların başında gelmektedir.

Kullanılan organların geliştiği, kullanılmayanların köreldiği görüşü bin sekiz yüzlü yıllardaki Lamarck görüşüne dayanır. O, zürafaların boylarının başlangıçta kısa olduğunu, ağaçların başındaki yapraklardan faydalanmak için boynunu uzatmakla zaman içerisinde bu organın gelişerek uzadığını iddia ediyordu. Bugün anlaşılmıştır ki, soma hücreleri dediğimiz vücut hücre ve dokularında meydana gelecek değişiklik genetik olarak yavrulara geçmez. Yani bir şekilde kolunu veya bacağını kaybeden kimsenin çocuklarında bu azalar tam olarak meydana gelir. Babanın vücudundaki değişiklikler çocuklarına geçmez. Dolayısıyla Lamarck görüşünün ve benzerlerinin ileriye sürdüğü, kullanılan organların gelişerek yavrulara geçtiği iddiasının hiçbir bilimsel delili yoktur. Bu düşünceye dayalı körelmiş olduğu iddia edilen organlar da böyledir.

KUYRUK SOKUMU

Kuyruk sokumu olarak bilinen omuriliğin en alt kemiğidir. Evrimcilere göre, kuyruk sokumu kemiği, güya insanın geçmişteki maymun benzeri atalarından kalmıştır. Bugün insanda hiçbir fonksiyonu olmayan körelmiş bir organdır. Hâlbuki bu kuyruk sokumu kemiği gerek anatomi, fizyoloji ve gerekse doğum açısından son derece önemli görevleri olan bir organdır.

Kuyruk Sokumunun Eklem Yapısı Doğumu Kolaylaştırır

Kuyruk sokumu kemikleri kendi aralarında, oynamaz eklemlerle kaynaşmışlardır. Ancak, sağrı kemiği ile yaptığı eklem ise, oynar eklemdir. Bu eklemin oynar olmasının faydası çocuğun doğumu sırasında görülür.(1)

Doğum sırasında bebeğin başı kuyruk sokumundan geçerken kuyruk sokumu ile sağrı kemiği arasındaki oynar eklem sebebiyle kuyruk sokumu 2- 2,5 cm geriye gider. Böylece çocuğun çıkış kanalı 11,5-12,5 cm’ ye çıkar ve çocuğun başının rahat geçmesi sağlanır.

Kuyruk Sokumu Kemiği Rahat Oturmayı Sağlar

Kuyruk sokumundaki iki çıkıntı oturma sırasında sağa ve sola kaymaları önler. Ayrıca sağrı kemiğiyle birlikte sert zemine oturmada sağlamlığı temin eder.

Kuyruk sokumuna bağlanan muhtelif kaslar vardır. Bunlar anüsü devamlı kapalı tutar. Bu kas, dışkılama sırasında isteğe göre gevşer. Bu kas devamlı kasılmak için destek gücünü kuyruk sokumu kemiğinden alır. Kasların çekmesiyle kuyruk sokumu kemiği öne eğik pozisyonda durur ki, oturma sırasında buraya yansıyan yük hafifletilerek sıkıntı vermeyecek duruma getirilir.

İnsan vücudunda fazlalık ya da körelmiş kemikler rahatsızlık ve ağrı verirler. Çıkarıldıkları zaman o ağrılar geçer. Hâlbuki kuyruk sokumu kemiği çıkarıldığında, doğum ve büyük abdesti yapmada problemler meydana gelmektedir.

Kuyruk sokumu kemiği olmasaydı bu kaslar tam fonksiyon yapamayacaktı. O zaman birtakım olumsuzlukların yanında anüsün kasılma gücünde de azalma olacağı için isteğe bağlı açılıp kapanması mümkün olmayacaktı.

Kuyruk sokumu evrimcilerin iddia ettiği gibi "körelmiş organ" değil, önemli kasların tutunma noktasıdır.(2)

Sonuç

Pek çok vazifesi olan kuyruk sokumu kemiğinin; fazlalık ya da hiçbir görevi olmayan körelmiş organ olduğunu ileri sürmek, ideolojik bir değerlendirmedir.

Bu konudaki görüşler, birtakım benzetmelere ve peşin kabullere dayanmaktadır. Hiçbir organın anatomisi, fizyolojisi, biyokimyası ve biyomekaniği incelenmeden ileriye sürülmüş görüşlerdir. İlmî bir değeri yoktur.

HİPOFİZ KÖRELMİŞ LÜZUMSUZ ORGAN DEĞİLDİR

Ateist evrimciler, hipofiz bezinin insanda görevi olmayan körelmiş organ olduğunu ileri sürerler ve bunu evrime delil gösterirler. 

Hipofiz bezi, 0,5 cm yüksekliğinde, 1-1,5 cm eninde ve 0.6 gram ağırlığında küçük bir organdır. Kafatası kaidesinde sella tursika adı verilen çukur kemik yapı içinde bulunur. Sapıyla hipotalamusa bağlıdır. Birbirinden tümüyle ayrılmış iki bölümden, yani ön lob ve arka lobdan meydana gelir. Ön lob tamamen salgı bezi yapısında olduğundan adenohipofiz olarak adlandırılır. Arka lob ön lobdan daha küçüktür, sinir dokusundan teşekkül ettiğinden, nörohipofiz adını alır.(3)

Hipofiz bezi vücutta hormon üretmekle görevlidir. Burada sekiz adet hormon üretilir. Burada üretilen hormonlar sayesinde moleküller aracılığı ile dokular arası haberleşme sağlanır. Hipofiz bir bakıma vücudun salgı bezleri içindeki orkestra şefi gibidir. Diğer salgı bezlerinin çalışmasını ve hormon yapımını kontrol etme görevi vardır.

Ön hipofizde altı farklı hormon salgılanır. Bunlar;

1. Bebek ve çocukların büyümesini sağlayan hormonu,

2. Kadınlarda süt yapımını uyaran laktotrop hormonu,

3. Böbreküstü bezinin görevlerini uyaran adrenokortikotrop hormonu,

4. Tiroit görevini düzenleyen tireotrop hormonu,

5. Kadında yumurtanın geliştiği folliküllerin olgunlaşmasını sağlayan hormonu,

6. Erkekte sperma hücrelerinin yapımını uyaran folikül uyarıcı hormonu üretilir ve salgılanır.  

Arka hipofizde iki hormon salgılanır. Bunlar;

1. Antidiüretik hormon,

2. Oksitosin hormonudur.

Hipofiz hormonlarına yüklenen görevleri burada saymak mümkün değildir. Burada sadece büyüme hormonunun görevlerine kısaca yer verilecektir.

Büyüme Hormonunun Görevleri

1. Yetişkinlerde ömrünü tamamlayan hücrelerin yenilenmesinde,

2. Kas ve kemiklerin kuvvetlenmesinde,

3. Kalp kasının günün 24 saati, yılın 365 günü devamlı kasılması için gereken dayanıklılığı sağlamada,

4. Kişinin metabolizmasının hızlı bir şekilde çalışmasında,

5. Fiziksel ve psikolojik sağlığın mükemmel sürdürülmesinde vazifelidir.

Bu organın görevlerinden bir tanesi yerine getirilmezse, hemen karşımıza bir hastalık tablosu çıkıyor. Bu saydıklarımız ve daha saymadıklarımızın yanında, bu organın henüz tespit edilemeyen daha ne kadar görevi olduğunu bilemiyoruz.

Demek ki Hipofiz bezi ateist evrimcilerin iddia ettiği gibi lüzumsuz körelmiş bir organ değilmiş.

İnsanda Lüzumsuz Hiçbir Bir Organ Yoktur

Bilimi materyalist ideolojisine ve inançsızlığına alet etmeye çalışan ateizm taraftarları, görevi tam anlaşılamayan yapıları, lüzumsuz ve gereksiz organlar olarak tanıtmaya ve evrime delil göstermeye devam edeceklerdir. Bilimi ve bilimsel düşünceyi ön plana alan insanların bu tip şarlatanlıklara ve hurafeye dayalı iddialara prim vermemesi gerekir.

Şunu kesinlikle ifade edebiliriz ki, Allah (CC) hiçbir organı lüzumsuz ve gereksiz yaratmamıştır. Her varlığın yapısı adeta bir word dosyası gibidir. O dosyada bir harf veya karakter dahi program haricinde olmadığı gibi, insanın yapısında ne fazlalık ve ne de noksanlık yer alamaz.

Sade insanda değil, tarafsız olarak ve bilimsel bir yaklaşımla kâinata nazar edildiği zaman, bütün varlıkların ve onların organlarının hiçbirisinin gereksiz olmadığı, her birinin bir ve bazen pek çok gaye için yaratıldığı görülecektir.

Canlılarda görevi tam bilinemeyen birtakım organları lüzumsuz addetmenin ve bunları evrime delil göstermenin ilericilikle ve bilimsellikle hiçbir ilgisi yoktur. Bu sadece ve sadece ideolojik düşünme ve bir yaratıcıyı inkâr etme gayretinden başka bir şey değildir.

EPİFİZ BEZİ KÖRELMİŞ ORGAN MIDIR?

Darwinizmi savunan ateistlerin, insanda dâhil bütün varlıkların silsile halinde tesadüfen birbirinden meydana geldiği iddialarına delil olarak ileriye sürdükleri organlardan birisi de, insandaki epifiz bezidir. Onlara göre bu yapı insanda işe yaramayan körelmiş bir organdır. Onun daha aşağı yapılı atalarından kaldığını ileri sürmektedirler. Hâlbuki günümüzde epifiz bezinin, vücut için çok önemli bir antioksidan olan melatonini üreten hormonal bez olduğu tartışmasız bir gerçek olmuştur.

Erişkin insanlarda ortalama 0.1-0.2 g ağırlığında, yaklaşıkn 1 cm uzunluğundadır. İçinde 5 çeşit hücre tipi vardır.

Epifiz tarafından melatonin hormonu salgılanır.

Normal insanlarda melatonin gece saat 02:00 ile 04:00 arasında en yüksek değerlerine ulaşır. Gündüz melatonin konsantrasyonu, gece ölçülen değerin yirmide biri civarındadır. Bir günde 0.03 g melatonin üretilmektedir ve bunun % 80’i gece üretilir.

Melatoninin salgılanması mevsimlik farklılık da gösterir. Yazın daha geç salınırken, kışın salınım daha erken başlar. Uzun süreli melatonin salgılanması kısa günlerde, kısa süreli melatonin salgılanması uzun günlerde görülür.

Gece salgılanan melatonin canlıların gece ve gündüz sürelerini, günlük çalışma ve üreme ritmini ve deri rengini kontrol etmede görevlidir.(4)

Melatoninin organizma üzerinde çeşitli etkileri vardır. Bu hormonun bir görevi de uykuyu düzenlemek, uyku ritmini yönetmektir. Bu sebeple ona kaliteli uyku antrenörü de deniyor. Karanlık bu hormonun salgılanmasını artırdığından ona karanlıklar hormonu diyenler de var.(5)

Işık, özellikle ani ve parlak ışık ise, melatonin seviyesini azaltır. İnsanların biyolojik sisteminin doğru çalışması, kişilerin ardışık olarak uygun miktarda gündüz ve gece periyotlarına sürekli girmesine bağlıdır. İşte bu işlemi kontrol eden hormon melatonindir. Karanlıkta üretim artar, ışıkta ise düşer. İnsanın biyolojik yapısı, gündüzleri uyanık kalması, geceleri ise uyuması için tasarlanmıştır.

Melatoninin uykunun düzenlenmesi gibi fonksiyonlarının yanı sıra serbest radikal toplayıcı ve antioksidan etkileri de vardır. Melotonin vücutta üretilen antioksidan maddelerin en önemlisidir.

Antioksidan Nedir?

Antioksidanlar, hücrelerimizdeki serbest radikal olarak adlandırılan hasar yapıcı molekülleri temizleyerek hücre hasarını önlemeye yardımcı moleküllerdir.

Vücut bu strese karşı epifiz bezinde üretilen melotoninle  antioksidan  koruma düzeneği  teşkil edilir  ve vücudun korunması onun aracılığıyla sağlanır.(6)

Melatoninin beyinde oksidatif hasara karşı koruyucu etkisi vardır.

 İnsanın kafatası içinde 5-10 mm uzunlukta, 0.1-1.8 g ağırlıkta yer kaplayan bu organa yüklenen görevlere bakınca bunun tüm organın işleyişini tasarlayan kim ise, bunu da tasarlayan odur demekten başka çare yoktur. Yani, insanı yaratan Allah (CC), epifiz bezine bu görevleri yükleyip gerekli yere yerleştirmiştir.

Bilimin epifiz bezi için şimdilik tespit edebildiği görevleri bunlar olmakla beraber, gelecekte belki daha başka vazifeleri de ortaya konacaktır. Böyle çok hayati görevleri bulunan organları vazifesiz ve körelmiş organ olarak takdim etmek ve bunu insanın aşağı yapılı varlıklardan geldiği iddiasına delil olarak ileriye sürmek ve bu tip görüşleri bilimsel bilgi şeklinde takdim etmek, pozitivist felsefî düşüncenin ve ateist ideolojinin bir ürünüdür.

Bilimsel çalışmaları ideolojisine alet eden ateizme dayalı pozitivist felsefeye göre; hayat bir mücadeleden ibarettir ve güçlü olan haklıdır. İnsan ise, hayvan neslinin evriminden tesadüfen ortaya çıkmıştır ve dolayısıyla hiçbir manevî sorumluluğu yoktur. Böyle bir düşünce üzerine bina edilmiş insanlık âlemi, yaklaşık iki yüz yıldır huzur ve barış yüzü görmedi.

Bilimsel çalışmalar ideolojik platformdan uzaklaştığı ve kendi tabii mecrasına oturduğu oranda, insanlık önce kendisini, kendi yaratılışındaki ulvî duygu ve düşünceleri tanıyacaktır. Tesadüf ve gelişigüzelliğin değil, planlı iradeli ve kastî bir yaratılışın ürünü olduğunu anlayacak, sorumluluklarını idrak edecek ve kendisini dünyanın en şerefli mahlûku olarak gönderen yaratıcısını bilecek, huzur ve saadeti, barış ve mutluluğu bulacak, tevazu ve hoşgörüyü elde edecektir. İşte o zaman dünya insan için adeta Cennet’e dönecektir.

Hipofiz ve epifiz bezlerinin beyin kesitinde görünüşü.

KÖR BAĞIRSAK VAZİFESİZ, KÖRELMİŞ BİR ORGAN MIDIR?                     

Kör bağırsağa appendiks de denir. Ortalama 10-11 cm uzunluğunda, ince ve kalın bağırsakların birleştikleri yerde bir çıkıntı gibi duran, takriben bir kurşun kalem kalınlığında ve işaret parmağımızın uzunluğunda olan bir organımızdır

 Appendiksin iltihaplanmasına apandisit denir.

İltihaplanması halinde ameliyatla çıkarıldığı zaman, kişi yine normal hayatını devam ettirir, bir eksiklik hissedilmez. Onun görevi diğer barsak sistemi tarafından yapılır.

Uzun yıllar apandisin görevi tam olarak bilinememiştir. Ateist evrimciler tarafından gereksiz, artık bir organ olduğu veya hiçbir fonksiyonunun olmadığı ileri sürülmüştür.

Appendiksin Fonksiyonu

Kalın bağırsaklar bol mikrop barındıran bir organımızdır. Appendiks kalın bağırsaklardaki mikroplara karşı vücudumuzun bir sigortası ve bekçisidir

Apandiste yer alan endokrin hücreler, bebek daha ana rahminde iken, biojenik aminler ve peptid hormonlar salgılanarak biyolojik kontrol mekanizmalarında görevlendirilir. (7)

Apandis, faydalı bağırsak bakterilerinin üretilmesinde de görevlidir. Ayrıca vücut savunmasında çok önemli bir yer tutan bağırsak ilişkili lenfoid sistemin de bir parçasıdır. (8)

Apandis içindeki lenfoid dokuda B-lenfosit hücre grubu ile sentezlenen antikorlar sayesinde zararlı bakteriler yok edilir.

Appendiksi alınan şahıslarda normal şahıslara oranla daha sık kalın barsak kanseri görüldüğü bildirilmektedir.(9)

Vücudumuzda mikroplara karşı büyük bir savunma görevi yapan kör bağırsağın hâlâ lüzumsuz organ olarak gösterilmesi, ateistlerin bilimi hiçe sayarak ne kadar ideolojik düşündüklerini göstermesi bakımından önemlidir.

BADEMCİKLER

Bademcikler ağzımızda sindirim sistemimizin başlangıç noktasında bulunur. Son zamana kadar bunlar lüzumsuz körelmiş organ olarak adlandırlıyordu. Vücudumuzda en yoğun şekilde mikrop burada barınır. Bademcikler gereksiz ve lüzumsuz bir organ değil, ağızdaki mikroplara karşı vücudumuzun bir sigortası ve bekçisidir (Bumin, O. Sindirim Sistemi Cerrahisi, Cilt II, 1976).

TROİD BEZİ

Ateist evrimciler tarafından körelmiş işe yaramayan organlar olarak  ileri sürülen yapılardan birisi de insan vücudundaki troid bezleridir.

Vücudun metabolizma dengesini sağlayan troid hormonları troid bezlerinde üretilir. Burası bademciklerin savunma mekanizmasının merkezidir. Bu yönüyle vücudun sigortaları kabul edilir.(10)

TİMUS BEZİ

Ateist evrimcilerin körelmiş vazifesiz organlarından birisi de timüs bezidir. Bu, troid bezinin altında, soluk borusunun önünde bulunan bir bezdir.  Timus’un yararlı bir organ olduğu artık tartışmasız kabul edilen bilimsel bir gerçektir. Bu bez lenfosit meydana getirilmesinden sorumludur (T-lenfositi) ve vücudu enfeksiyonlara karşı korumada görev alır. T-lenfositi vücut için çok önemlidir. T-lenfositi antijenlere karşı antikor üretmekle görevlidir. T-lenfositler kısa aralıklarla bütün vücut hücrelerini tarayarak yabancı bir organizmanın bulunup bulunmadığını kontrol eder. Yabancı bir organ bulunması halinde savunma ve bağışıklık sistemi hücrelerini uyarırlar.

Timüs; T-lenfositlerinin eğitim alanıdır. "T-lenfositleri"nin çıkarıldığı durumlarda canlılarda birtakım problemler oluşur. Mesela, bulunduğu bölgeyi korumakla görevle T lenfositi, organ nakillerinde vücuda yerleştirilen organı düşman olarak algılar, bu durumu engellemek için T lenfositleri alınır ve o zaman da vücut tüm mikroplara karşı savunmasız hale gelir.(11)

TROİD BEZİ

Vücudun metabolizma dengesini sağlayan troid hormonları troid bezlerinde üretilir. Burası bademciklerin savunma mekanizmasının merkezidir. Bu yönüyle vücudun sigortaları kabul edilir.(12)

SONUÇ

Ateist evrimcilerin, insanın aşağı yapılı varlıklardan evrimleşerek meydana geldiği şeklindeki iddialarını ispat için ileriye sürdükleri tezlerinden birisi de onlara göre insanda görevi olmayan körelmiş organlardır. Bu asrın başında insanda bulunduğu farz edilen körelmiş organ sayısı seksenden fazla idi.

Bilimsel çalışmalarla artık insanda vazifesiz bir organın bulunmadığı anlaşılmıştır. İdeolojik davranan bazı bilim insanları ise bu bilimsel çalışmaları görmezden gelerek, bu konuda bilgi sahibi olmayan gençleri ateist ideolojinin içine çekmek için 80-100 sene önceki körelmiş organ iddialarını tekrarlamaktadırlar.

 Halk arasında bir tabir vardır. Biz de onu tekrarlayarak bu konuyu kapatmak istiyoruz.

 “Yalancının mumu yassıya kadar yanar.”

İlave bilgi için tıklayınız:

Körelmiş Organ Yoktur, Körelmiş Yaklaşım Vardır - Evrim ve Yaratılış ...

Fosilleşmiş Bir Evrim Safsatası ''Körelmiş Organlar'' 

İnsanların kollarında körelmiş kas var mı?

Evrimciler, canlılarda bulunan bazı organların işlevsiz olduklarını ...

Dipnotlar:

1) Samuel, T. L. Ortopedi. Cilt: 2.
2) Gürgüç, A. E.Ü.T.F. Kadın Doğum. ABD. Doğum Bilgisi.
3) Özata, M. http://www.drhipofiz.com/HIPOFIZ_BEZI_VE_HORMONLARI.html Koz, M. http://80.251.40.59/sports.ankara.edu.tr/koz/fizyoloji/endokrin.pdf http://megep.meb.gov.tr/mte_program_modul/moduller_pdf/Endokrin%20Sistem.pdf
4) Gümüşderelioğlu, M., Altındal, Ç., D. https://www.pdf-archive.com/2016/09/30/bilim-ve-teknik-eyl-l-2014/bilim-ve-teknik-eyl-l-2014.pdf
5) Müftüöğlu, O. http://www.hurriyet.com.tr/uykunuzun-antrenoru-11450924
6) Reiter RJ, Poeggeler B, Tan D: Antioxidant capacity of melatonin: A novel action not requiring a receptor. Neuroendocrinol lett, 1993; 15: 103-116
7) Taviloğlu K. http://www.taviloglu.com/bagirsak-hastaliklari/apandisit.html
8) Baştürk, B. , Boyacıoğlu, S.http://guncel.tgv.org.tr/journal/2/pdf/29.pdf
9) Dierman, H.R. Human Appendix and Neoplasma, Canser, 1968
10) Hiller-Sturmhofel, S., Bartke, A., 1998. The Endocrine System-An Overview. Alcohol Heal. Res. World. https://doi.org/10.1016/j.recesp.2010.10.015; Hillary, S., Balasubramanian, S.P., 2017. Anatomy of the thyroid, parathyroid, pituitary and adrenal glands. Surg. (United Kingdom). https://doi.org/10.1016/j.mpsur.2017.06.016
11) Emerald, M., 2015. Pituitary Gland: Pituitary Hormones, in: Encyclopedia of Food and Health. https://doi.org/10.1016/B978-0-12-384947-2.00548-1
12) Hiller-Sturmhofel, S., Bartke, A., 1998. The Endocrine System-An Overview. Alcohol Heal. Res. World. https://doi.org/10.1016/j.recesp.2010.10.015; Hillary, S., Balasubramanian, S.P., 2017. Anatomy of the thyroid, parathyroid, pituitary and adrenal glands. Surg. (United Kingdom). https://doi.org/10.1016/j.mpsur.2017.06.016

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun