Peygamberimizin Fedek arazisini Ehl-i beyte verdiği iddiası doğru mudur?

Soru Detayı

1. Ehl-i beytin istifadesine sunulan arazilerin durumuyla ilgili olarak; özellikle Şia görüşündeki tiplerde görülen örn: Fedek olayı ki bununla ilgili yazıyı da okudum. Yani sormak istediğim peygamberimiz hayattayken girilen savaşlarda peygamberimize ayrılan pay nasıldır ve bu pay peygamberimize de veriliyor ki ailesine geçim temini vs. için zannedersem. Ve peygamberimizin vefatından sonra ehl-i beytin kendisine ait olan değil, sadaka olarak verildiğinden alınan Fedek arazisi durumuyla birlikte ehl-i beytin geçimleri normal bir Müslümana dağıtılan paydan bir pay olarak mıdır?( Çünkü onlara ait bir arazi yok.)
2. Ve bir de normalde Müslümanlara savaştan ayrılan paylarla birlikte miras durumu da geride bıraktıklarına kalıyor. Peki bu durumun ehl-i beyte bakan yönü farklı mı olmaktadır, yani onlar belli bir araziye sahip olamazlar mı?
3. Şialarda olan görüş şöyle açıkçası: Güya peygamberimiz Fedek arazisini ehl-i beyte vermiş, Yani onların olmuş tamamen. Yani bizim bildiğimiz üzere miras bırakma durumu yokmuş güya. Yani nasıl ki bir Müslüman savaşa girer ona pay düşer ki Kur'an'da da yazıyor zannedersem, burada da aynı durum söz konusu olduğundan zaten ehli beytinmiş o arazi, diyorlar. Yani böyle bir durum ehl-i beyt olmaları dolayısıyla onlara ait olan bütün araziler geride bıraktıklarına(çocuklarına vs.) miras kalmıyor mu?
- Hatta sitede de verdiğiniz bilgi üzerine Hz. Ebubekir'in Fedek arazisini vermemesinin sebepleri olarak değil, almasının sebepleri olarak olmalıymış soru bile hatalıymış, güya zaten arazi onlarınmış, Peygamberimiz onlara vermiş o araziyi miras bırakma durumu olmamış vs.. görüşlere verilecek cevaplar nedir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Cevap 1:

a) Humus

“Eğer Allah'a ve iki ordunun karşılaşıp hak ile bâtılın birbirinden ayrıldığı günde kulumuza indirdiğimize iman etmişseniz, bilin ki elinize geçen ganimetlerin beşte biri Allah'a, Peygambere, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolculara aittir. Allah ise her şeye kadirdir.” (Enfal, 8/41)

mealindeki ayette ifade edildiği üzere, savaşlarda elde edilen ganimet malları beş kısma ayrılır, beşte biri Hz. Peygamber (asm)'e verilirdi. O da bundan Ehl-i beytinin/ailesinin geçimini tedarik ettiği gibi, aynı paydan ayette adı geçen “yetimler, yoksullar ve yolculara” da harcardı.

b) Fedek Arazisi

- Bu arazi, Medine ile Hayber arasında bir Yahudi köyüdür. Beni Sa’d kabilesinin, Hayber Yahudilerine yardım etmek için Fedek’te toplandıklarını haber alan Hz. Peygamber (asm)  627 yılında, Hz. Ali (r.a) komutasındaki bir askeri birliği Fedek’e gönderdi.

Fedek Yahudileri, Hayber, Teyma, Fedek, Vadilkura Yahudileriyle anlaşıp, Beni Sa’d kabilesinin de yardımıyla Müslümanlara karşı savaşa hazırlandıkları ortaya çıktı. Hz. Ali (r.a.) komutasındaki birlik Beni Sa’d’ın karargâhına vardığında onların kaçtıklarını gördü ve ganimetlerle geri döndü.

Hz. Peygamber (asm) Hayber’in fethinden sonra Ensardan Muhayyesa b. Mesud’u Fedek halkına, onları İslam’a davet için gönderdi. Fedeklilerin başkanı Yahudi Yuşa b. Nûn topraklarının yarısı karşılığı Rasululullah (asm) ile anlaşma yapmak istediklerini söyledi, Rasululullah (asm) bunu kabul etti.

“Ve Allah'ın, onların mallarından, Peygamberine verdiği şeyler için siz, gerçekten de ne deve sürdünüz, ne at oynattınız ve fakat Allah, peygamberlerini, dilediği kimselerin üstüne atıp üstün eder ve Allah'ın, her şeye gücü yeter.” (Haşr, 59/6)

mealindeki ayetin hükmü mucibince, Fedek savaşsız teslim olduğu için bu mülk Peygamberimiz (asm)'in tasarrufundaydı. Çünkü Müslümanlar Fedek için ne bir savaş yapmış ne de ordu göndermişlerdi.

Hz. Peygamber (asm)’in vefatından sonra hanımları, Hayber ve Fedek’teki Resulullah (asm)’ın hisselerinden miraslarını istemek için Hz. Osman’ı (r.a.), Hz. Ebu Bekir’e (r.a.) gönderdiler. Bunun üzerine kendisi de Hz. Peygamber (asm)'in eşlerinden birisi olmasına rağmen Hz. Aişe (r.a.),

“Allah’tan korkmuyor musunuz? Sizler, Resulullah(asm) ’ınşu hadisini işitmediniz mi? 'Biz Peygamberler miras bırakmayız. Bizim bıraktıklarımız sadakadır. Bu mallar, Muhammed’in ailesinin ani ihtiyaçları ve misafirler için sarfedilir. Ben öldükten sonra bu mallar, benden sonra iş başına geçen kimsenin tasarrufundadır.' (Buhari, Feraiz, 3, İ’tisam,5)

Hz. Peygamber (asm)'in hanımları, bu sözler üzerine isteklerinden vazgeçtiler.

- Resulullah (asm)’ın kızı Hz. Fatıma (r.a.), Ebu bekir es-Sıddık (ra)’ın yanına gelerek ona,

“Sen öldüğünde sana kim varis olur?” diye sordu. Hz. Ebu Bekir (r.a.)

"Evladım ve ailem.” diye cevap verdi. Bunun üzerine Fatıma (r.a.)

“O halde sana ne oluyor da Resulullah(asm)’a bizden başkasını varis yapıyorsun?" Buna karşılık Hz. Ebu Bekir (r.a.)

“Ey Resulullah’ın kızı! Allah’a yemin ederim ki ben, babandan ne altın ne gümüş ne şu ne bu miras aldım.” dedi. Fatıma (r.a.) ise:

“Hayber’deki hisselerimiz Fedek’teki sadakalarımıza ne oldu?” deyince Hz. Ebu Bekir,

“Ey Resulun kızı! Ben Resulullah(asm.)’ın 'Bunlar, Allah’ın hayattayken bana yedirdiği bir lokmadır; ben öldükten sonra bunlar, Müslümanların ortak malıdır.' dediğini işittim.” (Buhârî, Meğâzî, 14; Müslim, Cihad, 49; Ebû Davud, İmâre, 1) diye cevap vermişti.

Evet, Hz. Ebû Bekir (ra), Peygamberimiz (asm)’in biricik kızı, ciğerparesi, Ehl-i Beyt’in annesi Hz. Fatıma (ra)'yı incitemezdi; Rasûlullah (asm)’ın hâtırası olan bu ince, bu müstesnâ anamızı incitmeyi gönlünden bile geçirmezdi. Ama, Rasûlullah (asm)’ın sünneti, kendi mirası konusunda bıraktığı sünneti en kıymetli şahıslar için bile fedâ edilmezdi. O’ndan (asm) kalan, O’nun (asm) sağlığında sarfettiği yere sarfedilecekti.

Bu hadisin hükmü gereğince, Hz. Ebu Bekir (r.a.) kendi kızı ve Peygamber (asm)'in eşi olan Hz. Aişe (ra)’ye ve Peygamberimiz (asm)'in diğer eşlerine Fedek arazisinden pay vermediği gibi, Hz. Fatıma’ya(r.a.) da vermemiştir. Nitekim dikkat edilirse buna karşı çıkan başta Hz. Aişe (r.a.) olmuştur.

Hz. Ebu Bekir’den (r.a) sonra, Hz. Ömer (r.a.), Hz. Osman (r.a.) ve Hz. Ali’de (r.a.) halife olduklarında Fedek’in gelirlerini Resulullah (asm)’ın sarfettiği yere harcamışlardır. Eğer Fedek Hz. Fatıma’nın (r.a.) hakkı olmuş olsaydı, Hz. Ali (r.a.) kendi hilafeti zamanında onu alır, oğullarına verirdi.

Cevap 2:

Ehl-i beyt Hz. Peygamber (asm)'in mallarına varis olamadılar. Bunun gerekçesi yukarıda zikredilmiştir. Ancak onlar kendi akrabalarına varis olmuşlardır. Mesela, Hz. Aişe, Hz. Ebu Bekir’e, Hz. Hafsa Hz. Ömer’e varis olmuştur.

- Bütün halifeler Hz. Peygamber (asm)'in vefatından sonra, herkesten önce Ehl-i beyte yardımcı olmuşlar. Gelen ganimet ve diğer mallardan önce onlara vermişlerdir. Bu açıdan bakıldığı zaman Ehl-i beyt de diğer vatandaşlar gibi belli haklara sahip olsalar bile, halifeler onlara hep farklı davranmışlar, yardımda ve saygıda kusur etmemişlerdir. Önceliği onlara tanımışlardır.

Cevap 3:

Bu konu daha önce 1. sorunun cevabında, b) şıkkında açıklanmıştır.  Şia’nın dediği doğru değildir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR