Peygamberimiz, gelecek için neden karamsar bir tablo çizmiştir?

Tarih: 20.09.2014 - 18:19 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Peygamberimizin hadislerinde bakınca hep kendinden sonraki Müslümanlar için ikaz uyarı ve karamsar bir tablo var. Müslümanların her zaman sıkıntı ve kederde olacağını söyledi. (haksız da olmadı)
- Peki şimdiki Müslümanlar için hiç iyi şeyler söylememiş mi, yani uyarılar dışında mutlu olacağımızı insanlığa bilime kültüre hizmetlerimiz olmayacak mı?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Hz. Peygamber gerek Kur’an lisanıyla gerek kendi diliyle olsun -insanları uyaran sözleri yanında- yüzlerce müjdeler de vermiştir.

- Uyarıların yapıldığı aynı yerde müjdelerin verilmesi, Kur’an’ın takip ettiği önemli bir prensibidir.

- Bununla beraber, esas hayat ve esas gelecek; ebedi saadettir ve ölümsüz, sonsuz gelecektir. Bu nedenle, imtihandaki müjdelerden daha çok, başarılı bir imtihanın sonundaki müjdelerden bahsedilmesi kadar güzel bir şey olabilir mi? Peygamberimizin verdiği müjdeler de öncelikle, bu dünya imtihanından başarıyla çıkanlar için olmalıdır. Bunun asla gözardı edilmemesi gerekir. Gerçekten dikkat çekilmesi gereken yön de her zaman bu olmalıdır.

- Dünya bir imtihan salonudur, bir hizmet yeridir, bir kışladır, ebediyet yolculuğu için gerekli ihityaçların temin edileceği bir yerdir. Bu özelliklere saihp olan bir yerde, her zaman sıkınıtı, problem, düşman gibi şeyler eksik olmayacaktır.

İşte bütün bunlara hazır olmak, gerekli tedbirleri almak ve asla ümitsizliğie düşmemek için uyarılan yapılması gerekmektedir.

- Hayat her zaman sıkıntılarla doludur. Kişi ister mümin olsun ister olmasın bu insanın kaderidir. Öyleyse gelecek bazı sıkıntılara işaret etmek ve onların karşısında sabırlı olmasını tavsiye etmek nebevi irşadın bir gereğidir.

- İslam nazarında ebedi bir hayat yurdu olan ahiretin mutluluğunu kazandırmak, iki günlük dünyanın konforunu sağlamaktan bir milyon defa daha önemlidir. Bu aynı zamanda akl-ı selimin de gereğidir.

Bu sebeple İslam’ın asıl maksadı insanların ahiret hayatını kazanmaları için gereken dersleri vermek, gereken uyarıları yapmaktır. Zira bütün dünyanın serveti bir tek kişinin olsa ahiretteki cenneti kazanmak ve cehennemden kurtulmak için bir an bile tereddüt etmeden verecektir.

Bu nedenledir ki, İslam, dünyanın maddi teknik ve teknolojisi yerine daha çok ahiret yolculuğunda gereken manevi teknik ve teknolojiyi ön plana çıkartmıştır. Nitekim işin uzmanları tarafından her zaman “Kur’an’nın bir fen kitabı olmadığı.”, bir irşad kitabı olduğuna vurgu yapılmıştır.

- Bununla beraber, Kur’an’da -asli maksadı doğrultusunda- fen bilimlerinin konusu olan bazı gerçeklere de işaret edilmiştir. Şaravi, Abdurrazak Nevfel, Abdulmecid Zendani gibi bir çok ilim adamı bu konuda özel eserler yazmıştır. Ayrıca “Tıbb-ı Nebevi” unvanıyla eserler yazılmıştır. Bediüzzaman hazretlerinin  bilimsel keşiflere işaret eden “mucizat-ı enbiya...” adlı eseri (bk. Sözler, Yirminci Söz'ün İkinci Makamı) bu konuda çok önemli bir eserdir.

- Son olarak şunu belirtelim ki, Hz. Peygamber (asm) İslam aleminin “nübüvvet, raşit hilafet, saltanat, ceberut” devrinden sonra (ahir zamanda tahakkuk edecek olan) Asr-ı saadete benzer bir hayata kavuşacağına dair müjdesi oldukça önemlidir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun