Peygamberimiz, "Allah'ın sevdiği ve sevmediği kıskançlık ile sevdiği ve sevmediği büyüklük taslamanın" olduğunu bildiriyor. Allah kıskançlığı ve büyüklük taslamayı nasıl sever?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Cabir b. Atik'den rivayet olunduğuna göre, Allah'ın Peygamberi (Muhammed) (s.a.v) şöyle buyurdu:

"Allah kıskançlığın kimisini sever, kimisine de öfkelenir. Allah'ın sevdiği kıskançlık, şüphe doğuran işler hakkındaki kıskançlıkdır. Allah'ın kızdığı kıskançlık ise şüphe doğurmayan işlerin dışındaki kıskançlıklardır. Yine Allah büyüklük taslamaların kimisine kızar, kimisini de sever. Sevdiği, büyüklük taslama kişinin savaş esnasında büyüklük taslaması ile sadaka verirken büyüklük taslamasıdır. Allah'ın kızdığı büyüklük taslama ise, taşkınlık ve övünme sırasında büyüklük taslamadır." (Ebu Davud, Cihad 114, (2659); Nesâî, Zekât 66; Ahmed b.Hanbel, V,63, 445-446)

Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm), bu hadisleriyle insanlardaki bazı huyların hem iyi ve hem de kötü yönlerinin olacağına dikkat çekmekte ve bunlardan iki tanesine misal vermektedir: Kıskançlık ve gurur.

Yüce Allah, insanın annesi, bacısı, eşi, kızı gibi kadınlar hakkında duyduğu kıskançlık duygularının bir kısmını sevdiği halde, bazı kıskançlıklardan hoşlanmaz ve bu tür kıskançlıkların sahibine buğzeder, öfkelenir.

Kişi, akrabalarından birinde haram bir davranış görünce, kıskançlığa düşerse, bu güzel bir davranıştır. Allah Teala hazretleri bu çeşit kıskançlığı sevmektedir. Bu nedenle Allah'ın hoşlandığı kıskançlıklar, kadınların kendilerine nikah düşen kimselerle şakalaşıp karşılıklı gülüşmelere kadar varan samimiyet kurmaları karşısında duyulan kıskançlıklardır. Yabancı bir kadınla erkek arasında kurulan ve karşıdan bakan insanların kalbinde haklı olarak bir şüphe uyandıran bu çeşit samimiyetler ve senli benli olmaları karşısında duyulan kıskançlıklar Allah'ın hoşuna giden davranışlardır. Yüce Allah yabancı erkek ve kadınlar arasında kurulan bu gibi ahbaplıklar için; "Allah'dan daha kıskanç kim olabilir? İşte Allah zinayı, her türlü fuhşu ve kötülüğü de bu kıskançlığından dolayı haram kılmıştır." (bk. Buhârî, Nikâh 107; Müslim, Tevbe 33) buyurmaktadır.

Allah'ın hoşlanmadığı ve sahibine buğzettiği kıskançlıklar ise, Allah'ın caiz kıldığı meşru davranışlar ve muameleler karşısında duyulan kıskançlıklardır. Bir kimsenin, annesinin, kız kardeşinin veya yakını olan diğer kadınların evlenmeleri karşısında duyduğu kıskançlık gibi. Müslümana yaraşan, Allah'ın razı olduğu her şeye razı olmak, razı olmadığı şeylere de razı olmamaktır. Yakınlarını helallerine karşı  kıskanmak caiz değildir. Allah bundan memnun kalmaz. Zira Allah'ın  nikah gibi meşru yolla helal kıldığı şeye rıza göstermemiz farzdır. Bunun aksini düşünmek cahiliye adetlerini, Allah'ın  emrine tercih etmek olur.

Aynı şekilde büyüklük taslama, bir başka tabirle kibirlenme veya büyüklenme de iki kısımdır. Bunlardan Allah'ın sevdiği büyüklenmeler; harpte düşmana karşı gösterilen büyüklenmeler, çalım satmalar ve kasılmalardır. Çünkü harpte düşmana karşı takınılan bu gibi tavırlar, Müslümanın heybetli görünmesini sağlayıp düşmanın moralini bozmaya yaradığı gibi, Müslümanların da cesaretini yükseltir. Bu bakımdan harp esnasında büyüklük taslamak Allah'ın hoşuna gider. (Müslim, Fedailü's-Sahabe, 25) Kişinin, düşman karşısında kendine güvenerek şecaate gelmesi, pervasızca atılması, düşmanı korkutur ve onu zafere götürür. Allah bu gururu sevmektedir. Harp esnasında düşmana karşı gösterilecek tevazu ise, kibrin tam tersine düşmanın moralini yükseltmeye ve Müslümanın cesaretini kırmaya yarayacağından makbul değildir, kötülenmiştir.

Allah'ın hoşlandığı büyüklenmelerden biri de sadaka verirken gösterilen büyüklüktür. Bir başka ifadeyle sadaka veren kimsenin, verdiği sadakanın miktarına hiç önem vermemesi ve verdiği sadakayı devamlı olarak küçük görüp kendisinin ona hiçbir ihtiyacı olmadığını içinde hissetmesi, içten gelerek vermesi ve dolayısıyla hiçbir zaman verdiği sadakayı başa kakmamasıdır. Sadaka sırasındaki gurur, daha çok  vermeye sevkedeceği için Allah katında makbul olmuştur. 

Hadiste geçen “sadaka verirken büyüklük taslama” ifadesinin anlamını şu ayette görmek mümkündür: "Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir."  (Haşir, 59/9) Kurtuluşa erenler, nefsinin cimriliğinden korunanlarla sınırlandırılmıştır. Cimri hayır yapılmasını sevmez, hayır yapacak olsa gönlü daralır ve başkasının eline bir nimet geçmesinden hoşlanmaz.

Allah'ın gazap ettiği büyüklenmeler ise, kişinin yaptığı zulümlerle asalet ve soy iddialarıyla övünmesi gibi, böbürlenme ve başkalarını küçük görmeleridir. Oysa şan ve şeref; soy, sopta değil takvadadır. Allah Teâlâ, insanların birbirlerine karşı övünmeleri için değil, birbirlerini rahatlıkla tanıyabilmeleri için, onları ayrı ayrı kabileler halinde yaratmıştır.

Taşkınlıktaki gurur, kişinin yaptığı zulüm ve  tecavüzlerle, gasp ve yağmalama gibi yasak fiilleriyle övünmesidir. Allah'ın bunu sevmeyeceği açıktır.

Övünme sırasındaki gurur ise; kendi nesebi, şerefi, malı, makamı, şecaati ve sair varlık ve imtiyazlarıyla övünmesidir. Sırf övünmek için yaptığı ikram ve cömertlikler de bu gruba girer. Allah bu çeşit gururları da sevmez.

Tavsiye edilen konular:

Huy değiştirmek mümkün müdür?

Allah'ın kıskanç olduğunu bildiren rivayetler...

İstifade Edilen Kaynaklar: 
1. Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 10/203-204; 
2. İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi, 15/33

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun