Azamet ve kibriya kavramlarını ve ikisi arasındaki farkı açıklayabilir misiniz?

Soru Detayı

- Azamete de kibriyaya da Allah'ın büyüklüğü diyoruz...

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Sınırsız büyüklük ve ululuk anlamına gelen azamet, Allah’ın bir sıfatıdır. Azamet-i İlâhiye (Allah’ın büyüklüğü), kudret-i İlâhiyenin azameti (Allah’ın kudretinin büyüklüğü) demektir.

Kibriya ise, Cenab-ı Allah'ın azameti ve kudreti, her cihetle büyüklüğü demektir.

Azamet, Allah hakkında kullanılırsa, O’nun büyüklüğünü ifade eder; ancak insan hakkında kullanılırsa “kibir, gurur, büyüklük taslama, görkem” gibi anlamlara gelir.

Perde-i azamet, büyüklük perdesi demektir. İnsanın görmesi, işitmesi sınırlı olduğu gibi, düşünmesi, kavraması ve çeşitli duygularla algılaması da sınırlıdır. Bu yüzden bir şey çok çok büyük ve sınırsız olursa, algılama sınırlarının dışına çıkar ve büyüklük bir perde gibi gizleyici bir unsur hâlini alır.

İnsan, maddî şeylerde, uzunluk, derinlik ve yükseklik gibi şeyler açısından “bu büyüktür” veya “küçüktür” diye görüş belirtir. “Büyük âlim” dediğimizde ise, büyüklük madde sınırlarını aşar, sıfat alemine girer. Yani “O şahsın ilmi çok yücedir.” demiş oluruz.

Maddeden münezzeh olan Allah’ın büyüklüğü ve azameti sıfatlarının sonsuzluğu, bütün madde âlemini o İlahi sıfatlarıyla gayet kolay yaratması, idare etmesi, değiştirmesi bakımındandır. Yani, “Allah Azîm’dir.” dediğimizde “O’nun şânı o kadar yüce, zât ve sıfatları o kadar büyüktür ki, akıllar kavrayamaz.” manasını kasd ederiz.

Cenâb-ı Hakk'ın isimlerinden olan Kebîr de “büyük ve ulu” anlamındadır. Ancak Kebîr ismi ile Azîm ismi, çok ince bir farkla birbirinden ayrılmaktadır. Çünkü kebîr kavramının kullanıldığı bazı yerlerde azîm kavramı kullanılmaz:

Kebîr, “sonsuz büyüklük (kibriyâ) sahibi olan Allah”, diğer bir deyişle, “varlığının ve zâtının kemâli sınırsız olan Allah” demektir.

Buna göre, Kebîr daha çok zâtın büyüklüğü için, Azîm ise çoğunlukla sıfatların büyüklüğü için kullanılır.

Azîm, Kebîr ve Aliyy isimleri arasındaki ince farkı bir derece anlamak için, bunların karşılığı olarak kullanılan ‘yüce, büyük ve yüksek’ kelimelerine bakmak gerekir. Bu kelimeler, o isimlerin mânâlarını tam ifade etmeseler de, aralarındaki fark hususunda bize fikir verebilirler. Yani, bu üç kelime aynı mânâya gelmedikleri gibi, bu isimler de aynı değildirler.

Bir de bu isimlerin zıtlarına baktığımızda, azîm kelimesinin zıddı hakîr, kebîrin zıddı küçük, âlînin zıddı aşağı veya alçaktır.

Bir kudsi hadiste Allah buyuruyor ki:

"Azamet gömleğim, kibriyâ ise kaftanımdır."(bk. Müslim, Birr: 136; Ebû Dâvud, Libâs: 25; İbn-i Mâce, Zühd: 16; Müsned: 2:248, 376, 414, 427, 442, 4:416; İbn-i Hibban, Sahih, 1:272, 7:473; Alâuddin el-Hindî, Kenzü'l-Ummâl: 3:534.)

"Kibriya benim ridâm (belden yukarı giyilen elbise, bir anlamda gömlek), azamet ise benim ızârımdir (belden aşağı giyilen elbise). Bunlardan biri konusunda bana ters düşen kimseye azab ederim."  (bk. Müslim, Birr: 136; Ebû Dâvud, Libâs: 25; İbn-i Mâce, Zühd: 16; Müsned: 2/248, 376, 414, 427, 442, 4/416; Alâuddin el-Hindî, Kenzü'l-Ummâl: 3/534)

Hadiste "azamet" izara, "kibriya" ise ridaya benzetilmiştir.

Buradaki gömlek ve kaftan benzetmeleri vücudun her tarafını istisnasız kaplamaya işaret ediyor ki, manası kibriya ve azamet Allah’ın bütün Zat-ı Akdes ve sıfatlarını kuşatan genel bir kavramdır. Yani onun Zatı da sıfatları da isimleri de mutlak kibriya ve azamet içindedir. 

Bu ifade, hiç kimse Allah’ın Zatını kuşatan bu sıfatlara ortak ve hissedar olamaz demektir. "Kim bu hususta kibirlenir ve büyüklük taslarsa, onu cezalandırırım." demek sureti ile kibir ve büyüklük taslama hastalığından insanları sakındırıyor ve yasaklıyor. 

Allah’a ait bir elbiseyi, yani kibriya ve azameti insanın giymeye kalkışması çok komik ve çok büyük bir dalalettir.

İlave bilgi için tıklayınız:

Azîm, Kebîr ve Aliyy isimleri arasındaki fark nedir?
EL-ALİYY.
EL-KEBÎR.
EL-AZÎM.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun