Kur'an, Habil'in kardeşi Kabil'e, "And olsun sen beni öldürmek için elini bana uzatsan bile ben sana elimi kaldıracak değilim..." dediğini bildiriyor. Biri bizi öldürmek istese ona bunu mu söyleyelim? Nefsi müdafaa etmeyelim mi?

Tarih: 28.01.2007 - 18:48 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

“Onlara Âdem’in iki oğlunun gerçek olan haberini oku: Onların her ikisi birer kurban takdim etmişlerdi de birininki kabul edilmiş, öbürününki kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, kardeşine: 'Seni öldüreceğim.' dedi. O da: 'Allah, ancak müttakilerden kabul buyurur.' dedi."

" 'Yemin ederim ki, sen beni öldürmek için el kaldırırsan, ben seni öldürmek için sana el kaldırmam. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.' "

" 'Ben isterim ki sen, kendi günahınla beraber benim günahımı da yüklenesin de cehennemliklerden olasın. Zalimlerin cezası işte budur!' (Maide, 5/27-29)

Hz. Âdem (a.s.)’ın iki oğlunun kıssası, Hz. Muhammed (asm)’ın çağdaşı bazı Yahudilerin suikast girişimlerini kınama gayesini de gütmüş olabilir (Mesela Maide, 5/11). Benzerlik yönlerinden en kuvvetlisi kıskançlıktır. Kabil Habil’i çekemediği gibi, o Yahudiler de Hz. Muhammed (asm) ile ashabını çekemiyorlar, dîni önderliğin onlara geçmesini hazmedemiyorlardı.

Soru: İnsanın kendisini müdafaa etmesi gerektiği halde, Hâbil niçin, katil Kabil'e karşı kendisini savunmamıştır? Farzet ki bu farz değil ama, en azından haram da değildir. O halde daha niçin Hâbil, "Çünkü ben, kâinatın Rabbi olan Allah’tan korkarım" demiştir?

Bu soruya birkaç yönden cevap verilebilir:

1) Şöyle denilebilir: Maktul Habil, çeşitli emarelerden dolayı zann-ı galip ile, Kabil'in kendisini öldüreceğini anlamıştı da bu sözü, ona bir nasihat ve vaaz olsun diye söylemişti. Yani, "Ben, haksız yere ve zulüm ile seni öldürmeyi uygun bulmuyorum. Seni öldürme işini, ancak Allah’tan korktuğum için yapmıyorum." demek istemiştir. Hâbil bu sözü, kardeşi kendisini öldürmeden önce söylemişti ki bundan maksadı, kasten adam öldürmenin çirkinliğini Kabil'in kalbine sokmaktı. İşte bu sebepten ötürü Kabil'in biraz sabrettiği, Hâbil'in uyuyunca, büyük bir taşla başını ezerek onu öldürdüğü rivayet edilmiştir.

2) Âyetteki "Ben seni öldürmek için elimi sana uzatacak değilim." ifâdesi, "Seni öldürmek için sana elimi uzatmam. Elimi sana, ancak kendimi müdafaa etmek için kaldırırım." manasınadır. Ehl-i ilim şöyle derler:

"İnsan kendisini müdafaa ederken, önce en ehveni ile işe başlayıp derece derece ilerlemesi gerekir. Kişinin, kendisini müdafaa için ilk planda karşısındakini öldürmeye niyetlenme hakkı yoktur. Aksine onun hakkı, kendisini müdafaa etmektir. Nihayet insan, kendisini ancak karşısındakini öldürerek kurtarabileceği kanaatine varır ise, ancak o zaman onu öldürmesi caizdir."

3) Bazı âlimler şöyle demişlerdir:

"Öldürülmek istenen kişi, şayet kendisi dilerse, katilin isteğine boyun eğmesi caizdir. Nitekim, Hz. Osman (r.h) da böyle yapmıştı. Hz. Peygamber (asm), Muhammed İbn Mesleme (r.a)'ye "Kolunu yüzüne tut. Allah'ın öldürülen kulu ol, fakat öldüren kulu olma." [Benzeri bir hadis: Müsned, 5/110, 292.] buyurmuştur."

4) Nefsi müdafaanın farz oluşu, şeriatların değişmesi ile değişen bir hüküm olabilir. Mücâhld: "O zamanlar nefsi müdafaa mubah değildi." demiştir.

Geniş bilgi için bk. Fahruddin er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb, Akçağ Yayınları: IX/34-36.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun