Özürsüz de olsa cihada gitmeyenlere cennetin verileceğini bildiren ayetler ile hiçbir özrü olmadığı halde cihada katılmayanların cehenneme gideceğini bildiren ayetleri nasıl anlamak gerekir?

Tarih: 03.04.2010 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu ayetlerden biri inananlar, diğeri ise kafirler ve münafıklar hakkındadır.

“Mü'minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, cihattan geri kalanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah (mü'minlerin) hepsine de en güzel olanı (cenneti) va'detmiştir. Ama mücahitleri büyük bir mükâfat ile kendi katından dereceler, bağışlanma ve rahmet ile cihattan geri kalanlara üstün kılmıştır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”(Nisa, 4/95 ve 96).

- Bu ayet, cihadın farz-ı kifâye olduğuna işaret etmektedir. Yani savaşa bütün Müslümanların katılması farz değildir. Gereği kadar Müslümanın katılması yeterlidir. Nitekim savaşın kesin olacağını bilemedikleri için Bedir savaşına -özürsüz olarak- katılmayan sahabiler olmuş ve Hz. Peygamber (asv) tarafından sorumlu tutulmamıştır.

Diğer ayetler ise şöyledir:

- Başka zamanlarda da bazı sahabiler izin alarak savaşa katılmamışlardır. Ayette özürsüz olarak savaşa katılmayan, ancak -belki de onlara fazla ihtiyaç olmadığı için- Hz. Peygamber (asv) tarafından da daha sonra sorumlu tutulmayanlar da cihada katılanlar gibi cennetlik olacağı, fakat derece bakımından aralarında büyük farklar olacağı ifade edilmiştir.

- Abdullah b. Mektum gibi -bütün isteklerine rağmen- özürleri sebebiyle cihada katılmayanlar ise, aynen cihada katılmış gibi sevap aldıkları vurgulanmıştır. Çünkü, ameller niyetlere göredir.

Özetlersek; bu ayette samimi Müslüman olup da, özürsüz olmalarına rağmen sorumlu tutulmayan / affedilen, yahut da izinli olarak cihada gitmeyenlerin de -eksik derecelerle de olsa- cihada gidenler gibi cennete girecekleri, özürlü olarak cihada gitmeyenler ise mücahitlerle aynı dereceyi paylaşacakları ifade edilmiştir.

“Fakat peygamber ve onun beraberindeki müminler, mallarıyla ve canlarıyla cihâd ettiler. İşte bütün hayırlar onlarındır ve onlar kurtuluşa erenlerin tâ kendileridir."

"Allah, onlar için içlerinde sürekli kalmak üzere altlarından nehirler akan cennetler hazırlamıştır. İşte büyük kazanç budur."

"Bedevîlerden (savaşa katılmamak için) özür beyan edenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah ve Resûlü’ne yalan söyleyenler yerlerine oturup kaldılar. Onlardan kâfir olanlara can alıcı bir azap erişecektir! …."

"Sorumluluk ancak, zengin oldukları halde geri kalmak için senden izin isteyen, geride kalan kadınlarla beraber bulunmaya razı olanlaradır. Allah da onların kalplerini mühürledi. Artık onlar gerçeği bilmezler…"

"Onların yanına döndüğünüz zaman kendilerine ilişmemeniz için Allah adına size yemin edecekler. Artık siz de onlardan yüz çevirin, çünkü onlar pisliktirler. Yaptıklarının karşılığı olarak varacakları yer de cehennemdir.”
(Tevbe, 9/88-95).

Bu ayetlerde, kötü akıbetleri söz konusu olanlar mümin değil, münafık ve kâfir olanlardır. “Allah ve Resûlü’ne yalan söyleyenler yerlerine oturup kaldılar. Onlardan kâfir olanlara can alıcı bir azap erişecektir!” mealindeki ayette bu husus açıkça vurgulanmıştır. (bk. İbn Kesir, ilgili ayetlerin tefsiri).

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun