Nisa Suresi 95. ayette, özürsüz olarak cihad etmeyen Müslümanların da cennete gireceği, Tevbe Suresi 93-94. aytelerde ise, özür sahibi olmayanların cihad etmemeleri eleştiriliyor. Bu bir çelişki değil midir?

Tarih: 11.09.2009 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Önce her iki  surenin ayetlerinin meallerini verelim:

“Özür sahibi olmaksızın cihaddan geri kalan ile, malları ve canlarıyla Allah yolunda cihâd edenler bir olmaz. Allah, mallarıyla ve canlarıyla cihâd edenleri, derece bakımından oturanlardan/cihada gitmeyenlerden üstün kılmıştır. Gerçi Allah hepsine de en güzel yurt olan cenneti vâdetmiştir. Ancak, Allah mücâhidleri, oturanlardan/cihada katılmayanlardan çok büyük mükâfatla üstün kılmıştır.”(Nisa, 4/95).

- Bu ayet, cihadın farz-ı kifâye olduğuna işaret etmektedir. Yani gerekli olduğu durumlarda cihad etmek, namaz gibi bütün Müslümanlara farz bir görev değildir. Bazıları bu görevi yerine getirmekle, diğerlerinden sorumluluk kalkar. Nitekim savaşın kesin olacağını bilemedikleri için Bedir savaşına -özürsüz olarak- katılmayan sahabiler olmuş ve Hz. Peygamber (asv) tarafından sorumlu tutulmamıştır.

- Başka zamanlarda da bazı sahabeler izin alarak savaşa katılmamışlardır. Ayette özürsüz olarak savaşa katılmayan, ancak -belki de onlara fazla ihtiyaç olmadığı için- Hz. Peygamber (asv) tarafından da daha sonra sorumlu tutulmayanlar da cihada katılanlar gibi cennetlik olacağı, fakat derece bakımından aralarında büyük farklar olacağı ifade edilmiştir.

- Abdullah b. Mektum gibi -bütün isteklerine rağmen- özürleri sebebiyle cihada katılmayanlar ise, aynen cihada katılmış gibi sevap aldıkları vurgulanmıştır. Çünkü, ameller niyetlere göredir.

Özetlersek; bu ayette samimi Müslüman olup da, özürsüz olmalarına rağmen sorumlu tutulmayan/affedilen, yahut da izinli olarak cihada gitmeyenlerin de -eksik derecelerle de olsa- cihada gidenler gibi cennete girecekleri, özürlü olarak cihada gitmeyenler ise mücahitlerle aynı dereceyi paylaşacakları ifade edilmiştir.

“Fakat peygamber ve onun beraberindeki müminler, mallarıyla ve canlarıyla cihâd ettiler. İşte bütün hayırlar onlarındır ve onlar kurtuluşa erenlerin tâ kendileridir."

"Allah, onlar için içlerinde sürekli kalmak üzere altlarından nehirler akan cennetler hazırlamıştır. İşte büyük kazanç budur."

"Bedevîlerden (savaşa katılmamak için) özür beyan edenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah ve Resûlü’ne yalan söyleyenler yerlerine oturup kaldılar. Onlardan kâfir olanlara can alıcı bir azap erişecektir!..."

"Sorumluluk ancak, zengin oldukları halde geri kalmak için senden izin isteyen, geride kalan kadınlarla beraber bulunmaya razı olanlaradır. Allah da onların kalplerini mühürledi. Artık onlar gerçeği bilmezler…"

"Onların yanına döndüğünüz zaman kendilerine ilişmemeniz için Allah adına size yemin edecekler. Artık siz de onlardan yüz çevirin, çünkü onlar pisliktirler. Yaptıklarının karşılığı olarak varacakları yer de cehennemdir.”
(Tevbe,  9/88-95).

Bu ayetlerde, kötü akıbetleri söz konusu olanlar mümin değil, münafık ve kâfir olanlardır. “Allah ve Resûlü’ne yalan söyleyenler yerlerine oturup kaldılar. Onlardan kâfir olanlara can alıcı bir azap erişecektir!” mealindeki ayette bu husus açıkça vurgulanmıştır. (bk. İbn Kesir, ilgili ayetlerin tefsiri).

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun