Nur suresi 11-15. ayetlerde, Hz. Aişe / Ayşe’ye iftirayı kimin attığının bilinmediği iddiasına nasıl cevap verirsiniz?

Tarih: 13.07.2012 - 11:18 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Bir ateist sayfasında paylaşmışlar bunu. Pek çok kişi de katılmış. Sizden aldığım bilgilerle hem doğrusunu öğrenmek hem de onlara yardımcı olmak istiyorum. Nur suresinin 11,12,13,14,15. ayetleri paylaşılmış ve sonra şunlar yazılmış:

- ''Mümin sayfalarda yorum bıraktığım için profilime bakan müminler var. Bu onlara gelsin. Bakın sevgili müminler bu ayette Muhammed karısı Ayşe'ye atılan zina iftirası için arda arda ayetler sallıyor.
1. Nur 11. ayetinde "Allah" iftirayı kimin attığını bilmiyor.
2. "Allah" atılan iftiraya hayli sinirli, nedense her şeyi bildiği halde böyle bir şeyin olacağını öngörememiş gibi gözüküyor.''

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Aslında bu tür cahilce yapılan hezeyanlara cevap vermek bile uygun değildir. Çünkü her delinin kuyuya attığı taşı çıkarmaya çalışırsak, insanlık yararına olan gerçekleri yazmaya vakit bulamayacağız. Bununla beraber cevap vereceğiz ki, midesi zayıf olanların bulantısını keselim.

- Önce hep beraber ilgili ayetlerin meallerine bakalım:

11) “O İftirayı çıkaranlar, içinizden küçük bir gruptur. Siz o iftirayı kendi hakkınızda fena bir şey sanmayın, bilakis o sizin için hayırlıdır. O iftiracılara gelince, onlardan her birinin, kazandığı günah nisbetinde cezası vardır. Bu yaygaranın elebaşılığını yapan şahsa ise cezanın en büyüğü vardır.

12) Siz ey müminler, bu dedikoduyu daha işitir işitmez, mümin erkekler ve mümin kadınlar olarak birbiriniz hakkında iyi zan besleyip: “Hâşa, bu besbelli bir iftiradan başka bir şey değildir!” demeniz gerekmez miydi?

13) O iftiracılar dört şahit getirselerdi ya! Şahitlerini getirmediklerine göre, onlar Allah katında (Allah’ın hükmüne göre) yalancıların ta kendileri olarak tescil edileceklerdir.

14) Hem dünyada hem de ahrette, Allah’ın lütuf ve merhameti sizinle olmasaydı, daldığınız bu yaygaradan dolayı mutlaka başınıza müthiş bir ceza gelirdi.

15) O sırada siz o iftirayı dilden dile birbirinize aktarıyor, işin aslına dair hiç bilginiz olmayan sözleri ağızlarınızda geveleyip duruyordunuz ve bunu basit, önemsiz bir şey sanıyordunuz. Halbuki o, Allah’ın nazarında pek büyük bir vebaldi!”(Nur, 24/11-15).

- İftiracı diyor ki; “Nur 11. ayetinde Allah iftirayı kimin attığını bilmiyor.” Allah ise orada şöyle buyuruyor: “O iftirayı çıkaranlar, içinizden küçük bir gruptur.”

Şimdi zerre kadar aklı olan bir kimsenin bu ifadeden “Allah’ın iftiracıları bilmediğini” söylemesi mümkün müdür? Elbette mümkün değildir. Çünkü “O iftiracılar, sizin aranızda yaşayan bir gruptur.” diyor hem de “küçük bir guruptur” diye niteliyor.

Ardından da bu iftirayı yapanların elebaşına işaret etmek üzere, “Bu yaygaranın elebaşılığını yapan şahsa ise cezanın en büyüğü vardır.” diyor. Onları yakından bilmeyen birinin böyle bir hüküm vermesi mümkün müdür?

- Kur’an’da prensip olarak Ebu Leheb’in dışında hiçbir kötü insanın ismi verilmemiştir. İnsanları isimleriyle ilan etmek Kur’an’ın nazik, kibar ve hikmetli üslubuna uygun düşmediği gibi, onları kıyamete kadar devam eden bir kitapta teşhir etmek, hikmet dolu İslam siyasetine de uygun değildir.

- Bununla beraber, Hz. Muhammed (asm) gerek Kur’an’ın ince üslubundan aldığı işaretler, gerek Hz. Cebrail’in bildirmesiyle o iftiracıların tek tek isimlerini belirlemiş ve hak ettikleri cezalarını da vermiştir. Onların elebaşlarının ismi de Abdullah b. Ubey b. Selul olup münafıkların başı olduğunu da ilan etmiştir. Diğerlerinin isimleri de bilinmektedir. (Sîre, 3/315; Müsned, 6/35; bk. Zemahşerî, Keşşaf, 3/55, Nesefî, Medârik, 3/136, Diyarbekrî, Târîhu'l-hamîs, 1/535;M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayıncılık: 4/385-420)

İslam camiasında ve kaynaklarında isimleri tek tek belli olan ve bunların hepsi de suçlarını itiraf etmelerine rağmen, haşa “Allah onları bilmiyordu.” demek için dinsizlik sara nöbetine yakalanmış olmak gerekir.

- Zavallı iftiracı: "Allah, atılan iftiraya hayli sinirli, nedense her şeyi bildiği halde böyle bir şeyin olacağını öngörememiş gibi gözüküyor.” ifadesiyle, ön yargı fanatizminin insan aklıyla nasıl oynadığını göstermiştir. Çünkü bu kişi kendi mantık ölçüsüne göre diyor ki; “Eğer Allah bu işi daha önce ön görseydi, yani böyle bir iftira olayının olacağını bilseydi, tedbir alır, bunu engellerdi…”  Bu adamın beyinciğine göre, eğer Allah her şeyi bilseydi, dünyada bütün kötülüklerin kökünü kazır, hiçbir kötülüğün olmasına izin vermezdi.

Halbuki bu dünya bir imtihan yeridir. İyi işler yapan iyi insanların yanında, kötü işler yapan kötü insanların da varlığı gerekir. Çünkü, cennet adam istediği gibi cehennem de adam ister.

Eğer Allah kötülük işlemek isteyen herkesin kolundan tutup mani olsaydı, o zaman imtihandan söz edilebilir miydi?

Hatta şu hezeyanları savuran bu dinsiz kişinin bu iftiraları yapmasına izin verir miydi?

- Şunu da not edelim ki, bu iftira hadisesi olduktan sonra, Hz. Muhammed (asm)’in hemen konuyu açığa çıkaramaması, en az bir ay kadar bütün sıkıntılarına rağmen Allah’ın vahyini beklemek zorunda kalması, başlı başına bir mucizedir. Eğer –haşa, yüz bin defa haşa-  Kur’an’ı Hz. Muhammed (asm) uydursaydı, olayın vukuundan bir ay beklemez, ikinci gün hemen buna cevap yapıştırır ve iftiracıları isimleriyle birlikte ortaya koyan ayetler yerleştirirdi.

En kritik bir olayda bile Hz. Muhammed (asm)’in kendi lehine olacak bir açıklamayı getirmemesi, onun hak peygamber olduğunun göstergesidir. Çünkü bu kadar bekledikten sonra, kesin bir dille Kur’an ayetleriyle bu olayın iftira olduğunun belirtilmesi ve iftiracıların da suçlarını itiraf etmeleri, Kur’an’ın Allah tarafından indirilen ve onun sonsuz ilim ve hikmetini gösteren bir ilahî kitap olduğunun açık belgesidir.

İlave bilgi için tıklayınız:

İFK OLAYI

Allah Teala'nın hakkında ayet indirerek masum olduğunu bildirdiği Hz. Ayşe validemiz hakkında münafıkların çıkardığı ve tarihe "ifk hadisesi" diye geçen iftira hadisesi nasıl olmuştur?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun