Neden on ayette Hz. Aişe'nin masum olduğu anlatılır?

Neden on ayette Hz. Aişe'nin masum olduğu anlatılır?
Soru Detayı

- Neden Kur-an'ı Kerimde 10 ayetten fazla ayette Hz. Aişe(r.a) ın Rasulullah(s.a.v) i aldatmadigi anlatılır;?

- Bunun hikmeti nedir? Bunun bize faydası nedir?

- Biliyorum Rabbim abes iş yapmaz ben hikmetini soruyorum.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Öncelikle bir kuralı hatırlatmak isteriz:

“Bir hükmün -ayet olarak- iniş veya -hadis olarak- vürud sebebinin hususî olması, onun herkes için geçerli umumi bir hüküm olmasına engel değildir.”

Bu nedenle, “İfk Olayı” nedeniyle inen ayetlerden alınacak nice mesajlar, dersler, hükümler ve ibretler vardır. Nitekim ayetlerde geçen ifadeler dikkatle incelendiğinde, benzer olan ve olayların her zaman olduğu görülecektir.

Demek ki, ayetlerin inmesinin nedeninin özel olması, ayetlerde geçen hükümler her zaman geçerli olmasına engel değildir.

Bu ayetlerde, Benî Mustaliķ Gazvesi dönüşünde ihtiyacı sebebiyle geri kalıp bir sahabînin yardımıyla askerî birliğe yetişen Hz. Aişe’ye yapılan zina isnadı konu edilmiş ve bunun “büyük bir iftira” olduğu belirtilmiştir. Münafıkların bir tertibi olan bu isnat, henüz beş yıllık bir geçmişe sahip bulunan Medine İslâm toplumunun iç huzurunu bozmak, Müslümanlar arasında güven duygusunu sarsmak gibi amaçlar taşıyordu.

İlgili ayetlerde, bu hususlarda dikkatli olunması gerektiği vurgulanmış, dedikodulardan rencide olan Hz. Ebû Bekir ailesinden hatalı davrananları affetmeleri istenmiş, bu erdemli davranışın ilâhî affa vesile teşkil edeceği belirtilmiştir. (Taberî, ilgili ayetlerin tefsiri)

İlgili ayetlerin mealleri:

11. O iftirayı atanlar içinizden bir gruptur. Bunu kendiniz için kötü sanmayın, aksine bu hakkınızda hayırlıdır. Onların her biri işlediği günahı yüklenecektir. İçlerinden günahın büyüğünü üstlenen için ise büyük bir azap vardır.

12. Bunu işittiğiniz zaman mümin erkekler ve kadınların birbiri hakkında hüsnüzan beslemeleri ve "Bu apaçık bir iftiradır." demeleri gerekmez miydi?

13. Dört şahit getirseler ya! Şahit getirtmiyorlarsa onlar, Allah nezdinde yalancıların ta kendileridir.

14. Eğer dünyada ve ahirette Allah'ın lütfu ve rahmeti hep sizinle olmasaydı, içine daldığınız günah yüzünden size büyük bir azap gelecekti.

15. Çünkü siz, iftirayı dilden dile yayıyor, hakkında bilgi sahibi olmadığınız bir şeyi ağızlarınızla söylüyorsunuz; bunu da önemsiz sanıyorsunuz; halbuki Allah katında o büyük bir şeydir.

16. O kulağınıza geldiğinde "Bunu konuşmak bize yakışmaz, fesübhanellah, bu apaçık bir iftiradır." deseydiniz ya!

17. Eğer gerçek müminlerseniz Allah size, bir daha asla böyle bir şey yapmamanızı öğütlüyor.

18. Allah size ayetleri açıklıyor; Allah ilim ve hikmet sahibidir.

19. Müminler arasında ahlâksızlığın yaygınlaşmasını isteyenlere dünyada ve ahirette can yakıcı bir ceza vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

20. Ya Allah'ın size lütfu ve rahmeti ulaşmasaydı, ya Allah çok şefkatli, çok merhametli olmasaydı!.. (Nur, 24/11-20)

Hem Hz. Peygamber (asm)'in aile hayatını ve yakınlarıyla ilişkilerini daha iyi anlayıp kavramamızı sağlamak hem de aile hayatına, iffet ve namusa değer veren topluluklarda çokça rastlanan iftira olayı karşısında müminlerin nasıl bir tavır ve yaklaşım içinde olmaları gerektiği konusunda yol göstermek için indirilmiş olan bu ayetler, Hz. Aişe (ra)'nin de katıldığı bir yolculuk olayına ve bazı münafıkların bunu fırsat bilerek onun hakkında uydurdukları bir düzmeceye atıfta bulunmaktadır.

Toplum hayatını dinamitleyen, dostlukları bitiren, aile facialarına yol açan, cinayetlere sebep teşkil eden bu ahlâksızca davranışı engellemek ve müminleri eğitmek üzere söz konusu edilen meşhur iftira olayında büyük ders ve ibretler vardır.

Bu ayetlerle iftira edenlere, iftiraya uğrayanlara, iftirayı duyanlara nasıl davranmaları gerektiği konusunda ders ve öğütler verilmiş, İslâm ahlâkının önemli ilkeleri bu vesile ile bir daha hatırlatılmıştır. Bu arada Müslümanların içine sızmış bulunan bazı münafıkların perdeleri düşmüş, kötü duygularına mağlûp olan veya dedikoduya kapılan birkaç mümin de büyük bir imtihan geçirmiş, sonra tövbe ederek temizlenmişlerdir.

İftira olayı derin üzüntülere sebep olsa da manevî getirişi bakımından müminlerin hakkında hayırlı olmuştur.

“İftirayı atanlar, içinizden bir zümredir. Bunu sizin için bir şer saymayın, aslında bu sizin için bir hayırdır." (Nur, 24/11)

Ahlaksızlığın yaygınlaşması hem fiilen ahlaka aykırı davranışları hem de bunların dedikodusunun, sohbetinin yapılmasını, tabii bir olaymış gibi kınamadan konuşulması, topluluk içinde birçok kötülük, zamanında ve yeterli tepki gösterilmemesi sebebiyle yayılmakta ve yerleşmektedir.

Erdemli bir toplulukta ancak erdeme uygun davranışlar açıkça ve takdir edilerek konuşulur, sohbet konusu olur; çirkin ve kötü olaylar ise yalnızca gerektiği kadar dile getirilir ve erdem ölçülerine göre değerlendirilir, ıslah çareleri üzerinde durulur.

Topluluk içinde erdemsizliğin yaygın hale gelmesi öncelikle yasaklar ve cezalarla değil, toplumun erdem ve erdemsizlik karşısında takındığı tavırla engellenebilir. 

“İman edenler hakkında çirkin söz ve hareketlerin yayılmasından hoşlananlar için dünyada da ahirette de pek acı bir azap vardır. Allah her şeyi bilir; siz ise bilmezsiniz. Eğer üzerinizde Allah’ın lütuf ve rahmeti olmasaydı ve Allah pek şefkatli ve pek merhametli olmasaydı, helâk olup giderdiniz.” (Nur, 24/19, 20)

İslâm ahlakında “kötülüğe karşı iyilikle muamele etmek” kuralı vardır.

Temel insanlık nitelikleri bozulmamış insanları ıslah etmenin, kötü yoldan çevirmenin, yeniden erdemli topluluğa katmanın yollarından biri de budur. Hz. Ebû Bekir de yeminini bozmuş ve yardıma devam edeceğini söylemiştir.

Gaybı yalnızca Allah bilir. Resul gaybı, her şeyi bilemez. Ancak kendisine bildirilenleri bilebilir. (Resul iftiranın gerçekliği ile ilgili bilgi sahibi değildir. Bir ay konuyla ilgili vahiy gelmediği için konuyu kendisi araştırmıştır.)

Planlı, programlı iç tehditlerin ve buna destek olanlar sayesinde İslam toplunun temellerinin nasıl dinamitlendiği, (ensar, muhacir-evs, hazreç) büyük emek ve zahmetle oluşturulan İslam kardeşliğinin özensiz söz ve dedikodularla nasıl parçalanabileceği bizlere ders olarak gösterilmiştir.

“O zaman siz o iftirayı dilden dile naklediyor ve hakkında bilginiz olmayan şeyi ağzınıza alıp söylüyor, bunu da basit bir iş sayıyordunuz. Hâlbuki o, Allah katında pek büyük bir günahtır. (Nur, 24/15)

İffetli kadına iftira atmanın ne büyük suç olduğu ortaya çıkmıştır. Hakkında hiçbir şey bilmediğimiz şeyleri konuşmak yaymak çok büyük azap vesilesidir. Boş boğazlık ve dedikodunun ne kadar zararlı olabileceği gösterilmiştir. İftira atanlar dışında gülenler, susanlar, dinleyenler, yayanlar, laf olsun diye dillerine dolayanlar, herkesin durumuna göre günah ve ceza vardır. 

“Bu iftirayı ispat etmek için dört şahit getirmeli değiller miydi? Madem şahit getirmediler; o halde Allah katında onlar yalancıların ta kendileridir. Eğer dünyada ve ahirette Allah’ın lütuf ve rahmeti üzerinizde olmasaydı, içine daldığınız şey yüzünden size pek büyük bir azap dokunurdu." (Nur, 24/13,14)

Allah Resulünün ve ailesinin temizliği ve paklığı konusunda, sonradan bunları dillerine dolamak isteyenleri, ayetleriyle cevaplamış bu tür iftiraların önünü kesmiş oluyor.

“Ayetlerini de Allah size böylece açıklıyor, Allah her şeyi hakkıyla bilen, her işi hikmetle yapandır." (Nur, 24/18)

Sabrın sonucunda mutlaka hayır ve mükâfat vardır. Bu hadisede olduğu gibi her iftira olayı mutlu sonla bitmeyebilir. Bizler de iftirayla karşılaşabiliriz, bize düşen sabretmek ve karşılığını Allah’tan beklemektir.

Bu dünyada kendimizi temize çıkaramasak da Ahiret var ve herkes yaptığının karşılığını orada bulacaktır. Böyle bir iftira hadisesi başımıza geldiğinde, bu iftira illaki iffet olmayabilir, hırsızlık, gasp veya başka bir iftira çeşidi de olabilir. Bu durumda bize düşen, kendimizi temize çıkarmak için elimizden geleni yapmak, sonrada, “Artık, bana düşen güzel bir sabırdır.” (Yusuf, 12/18) ayetinde olduğu gibi, hem Hz. Yusuf, hem Hz. Aişe annemiz gibi sabretmektir.

İlave bilgi için tıklayınız:

İFK OLAYI
Allah Teala'nın hakkında ayet indirerek masum olduğunu bildirdiği Hz. Ayşe validemiz hakkında münafıkların çıkardığı ve tarihe "ifk hadisesi" diye geçen iftira hadisesi nasıl olmuştur?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
2.404 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR