Cinlerle konuşmak üstünlük mü?

Tarih: 01.01.2026 - 15:15 | Güncelleme:

Soru Detayı

Cinlerle konuşabilen arkadaşım bunu bir ayrıcalık üstünlük ben yapabilirim ben insanların gözünde küçük düşemem vb. diyor, yanlış yaptığını nasıl anlatırım? Küçüklükten büyüden korunmak için ehil hoca tarafından olmuş. Kendisi cinlerle konuşabiliyor. Başkalarında olmadığı için kendini farklı üstün görüyor insanlar gözünde küçük düşemem diyor bundan dolayı küçük düşecek her şeyden sakınıyor kendini büyük görüyor bu kişileri, yaptığının yanlış olduğuna nasıl ikna ederiz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Cinlerle konuşmak üstünlük mü?

Hayır, cinlerle konuşmak başlı başına bir üstünlük değildir. Cinlerle konuşmak zatî bir fazilet değildir.

Bu durum ancak Hz. Süleyman (a.s.) gibi, Allah’ın açık bir lütfu ve peygamberlik mucizesi çerçevesinde olursa bir nimet ve üstünlük sayılabilir.

Aksi halde, cinleri istihdam eden değil, cinler tarafından istihdam edilen kimselerin durumu üstünlük değil, ciddi bir imtihandır.

Üstünlük, güçte değil, olağanüstülükte değil, insanlardan farklı olmakta değil, takvada ve kulluktadır.

Ayrıca, insanların gözünde kendini üstün görme düşüncesi, aslında bir yanılgıdır. Gerçek üstünlük, Allah'a kulluk etmekte ve O'nun rızasını kazanmaktadır. Bu tür bir kibir ve gurur, kişinin manevi hayatını olumsuz etkileyebilir.

Hz. Peygamber (sav) buyurmuştur ki: "Kibir, kişinin hakkı inkar etmesi ve insanları küçük görmesidir." (Müslim, Birr, 26) Dolayısıyla, bu durum, insanı Allah'tan (cc) uzaklaştırabilir.

Diğer taraftan, cinlerle iletişim kurmanın getirdiği riskler arasında, kişinin ruhsal sağlığının bozulması ve kötü niyetli cinlerin etkisi altında kalma tehlikesi bulunmaktadır. Kuran-ı Kerim'de, "Rahmân olan Allah’ı anmayı görmezlikten gelene, yanından ayrılmayacak bir şeytanı arkadaş veririz." (Zuhruf, 43/36) ifadesi, bu tür ilişkilerin sonuçlarını açıkça ortaya koymaktadır.

Bu nedenle Bediüzzaman Hazretleri, cinlerle ve ruhlarla temas meselesinde iki yolu ayırır:

Yanlış ve tehlikeli olan:

Cinlere ve ervah-ı habiseye maskara olmak, onların telkinlerine açık hâle gelmek, kendini üstün, özel, seçilmiş zannetmek.

Bu hâl istikamet değil, aldanmadır.

Kuran’ın çizdiği sınır:

Tılsımat-ı Kuraniye ile korunmak, onları teshir etmek, yani şerlerinden emin olmak, onlarla meşgul olmak değil, onlardan kurtulmak. Yani amaç temas değil, selamettir.

Bu noktada Bediüzzaman’ın açık uyarısı şudur:

İnsan, cinlerle konuştuğunu zannederken çoğu zaman onların oyuncağı haline gelir.

Asıl tehlike ise, kibir ve üstünlük duygusuna kapılmaktır. Bu tür hâllerin en büyük zararı, kişide şu düşünceyi doğurmasıdır:

“Ben farklıyım”
“Ben özelim”
“Ben küçük düşmem”
“Herkes gibi değilim”

Bu düşünce kibirdir.

Hâlbuki, kibir şeytanın ilk günahıdır. Şeytan da “Ben üstünüm” demiştir.

Cinlerle temas iddiası kişiyi tevazudan uzaklaştırıyorsa, kendini büyük görmeye sevk ediyorsa, bu hâl rahmanî değil, şeytanî bir imtihandır.

İkna meselesine gelince:

Burada çok önemli bir denge var: Bizim görevimiz ikna etmek değil, tebliğ etmektir.

Kuran açıkça bildirir: Peygamberlerin görevi tebliğdir, hidayet ve kabul Allah’tandır

Dolayısıyla, “Mutlaka vazgeçirmeliyiz” diye bir sorumluluğumuz yok. Hakikati bilgiyle, hikmetle, yumuşak dille anlatmak yeterlidir.

Muhatabın kabul etmesi veya etmemesi bizim görevimiz değildir.

Şunlar yapılabilir:

Doğrudan suçlayıcı olmayın.

“Üstünsün / değilsin” tartışmasına girmeyin.

Şu soruyu düşündürmek faydalı olabilir:

“Bu hal seni Allah’a daha çok yaklaştırıyor mu, yoksa kendini mi büyütüyor?”

Cinlerle temasın değil, namazın, ahlâkın, tevazunun ölçü olduğunu vurgulayabilirsiniz.

Özetle:

- Cinlerle konuşmak üstünlük değildir, kibir doğuruyorsa tehlikelidir

- Asıl fazilet istikamet ve tevazudur.

- Bizim görevimiz hikmetle söylemek, sonucu Allah’a bırakmaktır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun