Nimete Şükür neden ehemmiyetlidir?

Tarih: 27.06.2020 - 14:37 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Nimete şükür

وَقَل۪يلٌ مِنْ عِبَادِىَ الشَّكُورُ "Kullarımdan şekur olanlar pek azdır." (Sebe, 13)

Sabır ve şükür, dinin önemli esaslarındandır. İnsanın vazifelerinden biri darlıkta sabretmek, varlıkta şükretmektir.

Şakir olmak ayrı, şekur olmak ayrıdır. Şakir, “şükreden” demektir. Şekur ise “çokça şükreden, her hal ü kârda şükürde bulunan” anlamına gelir. Varlığa herkes şükreder, ama yokluğa şükredebilmek her kişinin değil, er kişinin kârıdır. Böylesi insanların sayısı çok da fazla değildir.

Menkıbe olarak anlatılır ki, maneviyat büyüklerinden İbrahim Bin Edhem ve Şakîk-i Belhi bir yerde karşılaşırlar. Aralarında şöyle bir muhavere geçer:

-Maişet durumun nasıl?

-Bulunca şükrediyor, bulamazsam sabrediyorum.

-Belhin köpekleri de öyle yapıyor!

-Peki, senin maişet durumun nasıl?

-Bulunca dağıtıyor, bulamazsam şükrediyorum!” (Attar, Tezkiretü’l- Evliya, Ter. Süleyman Uludağ, Erdem Yay. İst. 1991, s. 226; Özköse, s. 128.)

Bu kıssada Allah dostlarının özel hallerinden birini görmekteyiz. Aslında varlıkta şükretmek, darlıkta sabretmek artı bir özelliktir, şeriate de uygundur. Ama bulunca dağıtmak, bulmadığında şükretmek işin fazilet boyutudur, az kişinin yapabileceği bir erdemdir. Şeriat ise umuma gelmiştir, hükümleri ona göre olur.

Not: Bu anlatım, birinci kişi İbrahim Bin Edhem olmasına göredir. Bazı kaynaklarda birinci kişi Şakîk-i Belhi olarak nazara verilir. O zaman “Belhin köpekleri” yerine “Horasanın köpekleri” ibaresi yer alır.

Bu gibi menkıbelere “kıssadan hisse” noktasından bakılması daha uygun düşer. Bu kıssadan şu dersi almamız bize yeter:

Varlıkta şükretmek bir fazilettir, ama bunun daha da ilerisi vardır: Darlıkta şükredebilmek…

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 98
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun