Neden hep iyiler sabretmek ve şükretmek zorunda kalıyor?

Tarih: 08.06.2019 - 09:45 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Bazı sorularım var, lütfen bunlara tek tek cevap verir misiniz:
1. Gaybı Allah’tan başkası bilemez diyoruz ama nasıl oluyor da bu cinci hocaların ya da Rahmani hocaların dediklerini tek tek yaşıyoruz ve adamlar bir tek sekme olmadan hepsini anlatıyor?
2. Rabbim ol demeden olmaz diyor kitabımız ama bu cinciler şeytana tapanlar yani sıradan kul nasıl oluyor da 7 gün içinde yaptırdığı büyülerle yuvaları yıkıyor ölü sabunu üç beş toplu iğneyle suçsuz insanların acı çekerek ölmesini sağlıyor burada irade Allah’ta olmuyor kul isteyince oluyor netice de büyü yapıldığında tutuyor bu durumda Allah ol dedi diye olmuyor ayrıca o şeytani kullar beş dakikada istediğine ulaşıp her şeyi yapıyor bizim gibi Allah inancı olup başı namazda niyazda olan iyilikten elini çekmeyen kullar dua ediyor yıllarca "Allah’ım bana ve aileme yapılan bu büyüden kurtar" diye.. eee niye böylesine iyilik isteyen dua kabul olmuyor neden kul istedi diye kader değişiyor yazık değil mi yapılandan bir haber eş ile evlada hani rabbim nerede acizi koruyan rahman ve rahim olan?
3. Hep kötü durumda yaşayanlara şükret daha beteri var deniliyor iyi yaşayanlara şükret daha da iyi yaşayan var denilmiyor hep aciz ve ezilen şükretmeye, ağzı kapatılmaya çalışılıyor bence adalet yok yaratılışta. Acizin ömrü hep dua ile sebat ile beklemekle geçiyor ama bir gün gün yüzü görmeden göçüp gidiyor ama diğer sözde adaletle yaratılmışlar ise yaşadığı her gün kar nedense hep zaten doğuştan fakir çirkin ya da kötü şartlarda yaratılmışlara sınav var zenginlere güzellere yok her sınav her şükür sebebi fakir fukaraya adalet mi şimdi bu?
4. Bir de kaderi hani tek dua değiştirirdi buna da lütfen cevap varsa verin bir ailenin kaderini nasıl oluyor da Mardin Ömerli de şıh mertebesinde bir iblis değiştirebiliyor nerede rabbim bunlar olurken ve bunları daha olmadan aciz bir kul görüyor yıldızname bakıp fal bakıp.. Allah inancım sonsuzdu ve büyü vs hiçbir şeye inanmazdım ama söylenenlerin hepsini 8 ay sonra yaşadım ve Allah’ın adaletine inanmıyorum şuan bizleri rabbim değil resmen şeytan olmuş insanlar parmağında oynatıyor. Eğer bu durum bir sınav ise, az da zenginlere anası babası olanlara gitsin nerede aciz yetim var her sınav onlara bizler zaten o sınavlara hep girdik madem rabbimin adaleti kudreti büyük birazda her günü iyi yaşayanları sınasın..
5. Ayrıca beddua etme deniliyor ama kötülüğü yapan gününü gün ediyor mağdur aç sersefil beddua etme sana döner arkadaş zaten olacağın en kötü duruma düşürülmüşsün rabbin seni şeytandan korumamış bir de beddua ettin diye ceza kesecek. Bu nasıl adalet?
- Bu sorulara cevap arıyorum..

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Cevap 1:

Gül bahçesinden gül kokusu, lağım çukurundan da lağım kokusu gelir. Yani gül kokusu vermek istiyorsa gül olmak zorundayız. Şu halde gül bahçesi gibi olanlardan elbette gül kokusu gelecektir.

Ayrıca, neden hep Güneş ışık vermek zorunda, neden hep hava bedenimizi temizlemek zorunda neden hep su hayatımızı devam ettirmek zorunda şeklindeki sorulara nasıl cevap vermek gerekirse, “Neden hep iyiler sabretmek ve şükretmek zorunda kalıyor?” sorusuna da benzer cevaplar verilebilir.

Ancak, “Neden hep iyiler sabretmek ve şükretmek zorunda kalıyor?” sorusunun en kısa ve en net cevabı şudur: Allah böyle olmamızı istediği için iyiler sabrederler ve şükrederler; mükâfatını da sadece Allah’tan beklerler. İşte bu sorunun hakiki cevabı budur.

Nitekim ışık, hava ve su gibi bize sürekli iyilik yapan varlıklar, bizden asla bir şey istemezler, Allah adına, onun izniyle ve onun emrine uygun olarak görevlerini mükemmel olarak yerine getiriler.

Buna göre, biz de hem kendimiz ve ailemiz için hem insanlar ve diğer varlıklar için güneş gibi, hava gibi su gibi olmak istiyorsak, sabır ve şükür kanatlarına binelim ve iki cihanda da saadet ve mutluluğa erelim. Yaptığımız her şeyi Allah adına, onun izniyle ve onun emrine uygun olarak en güzel şekilde yerine getirelim.

Esasen dünyayı özetle deseler, bir açıdan “sıkıntılar ve nimetler” diye özetlemek mümkündür. Bu durumda her nimet şükür isterken her sıkıntı da sabır ister. Böylece bütün hayat da şükür ve sabırla geçirilmiş olur.

Cevap 2:

Sorularınızın ayrı ayrı cevapları kapsamlı olarak sitemizde bulunmakla beraber, özet olarak kısa kısa cevap vermeye çalışalım:

Gaybı Allah’tan Başkası Bilemez!

Gayb: Gizli olan, bilinmeyen, hisle ve akılla bilinmesi mümkün olmayan demektir.

Bu bağlamda gaybı Allah bildirmedikçe, Allah’tan başkası bilmez, bilemez ve bilmesi mümkün değildir.

Bahsettiğiniz ve gaybı bildiklerini iddia edenlerin hepsi yalancıdır ve söyledikleri uydurmadır.

Lakin bu dünyada yalnız değiliz. Bizim gibi imtihana tabi olan “cinler” de bulunmaktadır. Aynı insan gibi, bu cinlerin de müminleri-kâfirleri, iyileri-kötüleri vardır.

Kötü niyetli insanların, kötü niyetli cinlerle irtibat kurarak, diğer insanlarca bilinmesi mümkün olmayan şeyleri öğrenip, sanki gaybtan haber veriyorlarmışcasına ihbarda bulunmaları bundan ibarettir, bir aldatmacadır.

Örneğin, birisinin halası memleketinden İstanbul’a sürpriz ziyaret yapacak olsun. Cinler çok hızlı hareket edebildiklerinden, bu halanın falanca güne uçak bileti aldığını öğrenebilirler. Bunu bir insana bildirdiklerinde, o sözde gaybı bilen kişi “3 gün sonra halanız gelecek.” dediğinde, “Adam üç gün sonra olacak şeyi bildi.” diye bir imaj oluşturmaktadır. Olay bundan ibarettir.

İllüzyonist hilesi gibi düşünebilirsiniz; herkes bilir ki insan uçamaz, ama adam görünürde uçuyor. Herkes bilir ki muhakkak ip, tel gibi bir şeylerden faydalanıyor, ama görünürde tel de yok ip de yok...

Sihir, Büyü Var mıdır?

Evet, vardır; fakat haramdır.

Cenab-ı Hak imtihan sırrınca sihri var etmiştir. Ancak Allah dilemeden sihir etkisini göstermez.

Bu konu ile ilgili Bakara suresi 102 ve 103. ayetlerin tefsirlerini okuyabilirsiniz.

Bu konuda bize düşen, hiçbir şartta sihir yapmamak, yaklaşmamak ve olası şerlerden Allah’a sığınmak, İhlas-Felâk-Nâs surelerini sıkça okumaktır.

Şükür

Bir hak dostuna demişler; “Bizler yoklukta sabır, varlıkta şükür ediyoruz!”

O da cevap vermiş; “Bunu Şam’ın develeri de yapıyor. Önemli olan varlıkta da yoklukta da şükretmek!”

Gelen her şeyin Allah’tan olduğunun bilincinde olan kul, her şartta şükretmeli, Allah’ın izni olmadan hiçbir şeyin olamayacağının şuuruyla devamlı şükür halinde olmalıdır.

Tabi bu çok iddialı bir boyuttur. Onun için bizim gibi avam Müslümanların en azından varlıkta şükür, yoklukta sabır göstermesi istenmiş, buradaki tepkimizin de imtihan notumuzu belirleyeceği ifade edilmiş.

Adalete Gelince;

Bir futbol müsabakası düşünelim. İlk yarı 0-0 bitti diye “maç bitti” diyebilir miyiz? Maçın bitmesi için 90 dakikanın tamamlanması gerekmez mi?

Aynen öyle de dünyada adalet yok; sanki “sırf bu dünya varmış, ahiret yokmuş” gibi bakarsak, baştaki ifade doğrudur.

Ama işin bir de ahiret tarafı var ve biz tamamına birden bakmalıyız. Öyle bakınca da muazzam bir adalet ve rahmet olduğunu şeksiz şüphesiz görürüz.

Kaderin Değişmesi, Fal, vs…

Lütfen bu tarz kişilere ve yalanlara asla itibar etmeyelim. Dinimizi en az ilmihal seviyesinde öğrenelim. Hiçbir şey bilmiyorsak, diyanetimizin dinimizi öğreten çok güzel, Kur'an mealleri, tefsirleri ve ilmihalleri var, onlara başvuralım. Ayrıca istenilen her bilgi sitemizde de mevcuttur.

Kadere gelince, Allah’ın ilmiyle bildiği ve kuşattığı değişmez gerçek. Değişiyor diye bir iddia varsa, o değişmemiş, zaten öyle olacakmış demektir.

Kader bahsi, anlaşılması zor bir bahistir. Kaderi anlamak için sizi sitemize ve https://feyyaz.tv sitemizdeki kader bahsi videosuna yönlendirmek isteriz. İnşallah çok istifade edeceğinize inanıyoruz.

Beddua

Beddua etmemek gerekir. Prensip olarak Müslüman, affedici olmalı.

Beddua ederek bilmediğimiz bir sebepten ötürü bir haksızlık yapıyorsak, kulun hakkına girdiğimizi ve bunun dönüp dolaşıp bir bedel olarak bize geri döneceğini unutmayalım.

Size tavsiyemiz, güzel bir abdest alarak, iki rekât namaz kılmanız; yardımı Allah’tan istemeniz, ona teslim olmanız ve dininizi yaşamaya gayret etmenizdir.

Sabır ve tevekkül gösterirseniz, muhakkak Rabbimiz sizi huzura çıkaracak ve suallerinizin hepsinin derûnunu anlamanız için içinize sürur, izan, feraset verecektir inşallah.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun