Neden bütün işlerim ters gidiyor?
26 yaşımdayım bu zamana kadar hiç bir şeyi başaramadım hiç bir şeyi elde edemedim ben iyi bir insanım ama hep haksızlığa adaletsizliğe uğruyorum iyi oldum yönlerde var ama o işleri de başaramadım doğru düzgün lisede okuyamadım üniversitede okuyamadım benden daha kötü insanlar hep işleri rast gitti ama benim bütün işlerin hep ters gitti hangi işe el attıysam o işi kuruttum neden Allah bana hiçbir şey nasip kısmet etmedi?
Değerli kardeşimiz,
Yazınızda sadece başarısızlık hissi değil, aynı zamanda uzun yıllardır biriken derin bir adaletsizlik duygusu da hissediliyor. İnsan peş peşe olumsuz olaylarla karşılaştığında, sürekli engellerle ve musibetlerle mücadele etmek zorunda kaldığında artık tek tek yaşadığı olaylara değil, hayatının tamamına bakmaya başlar. Böyle bir durumda da kendisini başarısız, şanssız ve mağdur olarak görmesi oldukça anlaşılabilir bir hâl alır.
Bu hisler elbette küçümsenemez. Ancak bu duygular, çoğu zaman hayatın tamamını objektif olarak yansıtmaktan ziyade, yıllar içinde biriken hayal kırıklıklarının zihinde oluşturduğu genel bir algının sonucudur. Yaşanan sıkıntılar gerçek olsa da, bunlardan çıkarılan "Ben hiçbir zaman başarılı olamayacağım." veya "Allah bana hiçbir şey nasip etmedi." şeklindeki sonuçlar her zaman gerçeği yansıtmayabilir.
Bu meseleyi birkaç açıdan değerlendirelim.
1. Herkesin nasibi aynı zamanda verilmez.
Dünya hayatında insanların hayatı aynı çizgide ilerlemez. Kimisi genç yaşta başarıya ulaşırken, kimisi yıllarca mücadele ettikten sonra aradığı kapıyı bulur. Sürekli başarı veya sürekli başarısızlık, sürekli sağlık veya sürekli hastalık şeklinde devam eden bir hayat neredeyse yoktur.
Siz 26 yaşındasınız. Şu an size her şey için geç kalmışsınız gibi geliyor olabilir. Etrafınızdaki bazı insanların sizden daha erken başarılı olduğunu görmek de bu duyguyu güçlendiriyor olabilir. Ancak tarih boyunca da, günlük hayatta da birçok insanın hayatı 30'lu, 40'lı hatta 50'li yaşlardan sonra tamamen değişmiştir.
Bu elbette "Siz de mutlaka başarılı olacaksınız." anlamına gelmez; çünkü geleceği yalnız Allah bilir. Fakat bugüne kadar yaşadıklarınızın geleceğinizi kesin olarak belirlediği anlamına da gelmez. İnsan üzerine düşen sebeplere sarıldığı, gayret ettiği ve sabretmeye devam ettiği sürece Allah dilerse hiç ummadığı kapılar açabilir.
Kur'an-ı Kerîm'de şöyle buyrulur:
"Allah, dilediğine hesapsız rızık verir." (Bakara, 2/212)
Dolayısıyla nasip yalnızca insanın planına göre değil, Allah'ın hikmeti doğrultusunda gerçekleşir.
2. Dünya imtihan yeridir; nihai adaletin gerçekleşeceği yer değildir.
"Ben iyi bir insanım ama kötü insanların işleri rast gidiyor." diyorsunuz. Bu, tarih boyunca insanların zihnini meşgul eden önemli sorulardan biridir.
İslam'ın temel prensiplerine göre dünya, bütün adaletin gerçekleşeceği yer değildir. Dünya bir imtihan yeridir. Allah kimi zaman insanı varlıkla, kimi zaman yoklukla; kimi zaman başarıyla, kimi zaman başarısızlıkla imtihan eder.
Kur'an-ı Kerîm'de şöyle buyrulur:
"Sizi biraz korku, açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle mutlaka imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele." (Bakara, 2/155)
Yine bir başka ayette:
"Olur ki hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayırlıdır; hoşlandığınız bir şey de sizin için şer olabilir. Allah bilir, siz bilemezsiniz." (Bakara, 2/216)
Bu ayetler yaşadığınız acıyı tamamen ortadan kaldırmayabilir; fakat yaşanan her sıkıntının Allah katında bir anlamı ve karşılığı bulunduğunu hatırlatır.
Şöyle düşünebilirsiniz:
"Yaşadığım sıkıntılar, Allah'ın beni değersiz gördüğü anlamına gelmez. Belki de şu an anlayamadığım bir hikmet ve benim için hazırlanmış daha büyük bir mükâfat vardır."
Nitekim Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurmuştur:
"Mümine yorgunluk, hastalık, üzüntü, sıkıntı hatta ayağına batan diken bile isabet etse Allah bunlarla onun günahlarını bağışlar." (Buhârî, Merdâ 1; Müslim, Birr 52)
3. İnsan çoğu zaman yalnızca sahip olamadıklarına odaklanır.
İnsan fıtratı gereği genellikle kendisinde eksik olanı daha fazla görür. Başkasındaki başarıyı, imkânı ve mutluluğu fark eder; fakat kendisine verilen nimetleri zamanla sıradanlaştırır.
Oysa akıl, iman, sağlık, görme, işitme, konuşma, nefes alabilme gibi sayısız nimet başlı başına büyük ihsanlardır. İnsan bunları çoğu zaman ancak kaybettiğinde fark eder.
Diğer taraftan insanların hayatlarının sadece görünen kısmını biliriz. Erken kazananların sonradan kaybettikleri, dışarıdan mutlu görünen insanların büyük sıkıntılar yaşadığı da çok olur. Kimin hangi imtihanı yaşadığını bütünüyle bilmemiz mümkün değildir.
Henüz istediğiniz şeylerin gerçekleşmemiş olması, hiçbir zaman gerçekleşmeyeceği anlamına gelmez.
4. "Öğrenilmiş çaresizlik" tuzağına düşmemek gerekir.
Yazınızda "Hangi işe el attıysam olmadı." diyorsunuz.
İnsan defalarca başarısızlık yaşadığında zamanla "Ben zaten ne yapsam olmuyor." düşüncesine kapılabilir. Psikolojide buna “öğrenilmiş çaresizlik” denir.
Bu durumda kişi artık yeni fırsatları denemekten bile vazgeçer. Çünkü sonucu baştan bildiğini zanneder. Oysa bazen başarısızlıkların sebebi kişinin değersiz olması değil; yanlış yöntem, yanlış zaman, yanlış çevre veya henüz yeterli tecrübenin oluşmamış olmasıdır.
Bu nedenle, sonuç vermeyen yöntemlerde ısrar etmek yerine farklı yollar denemek, yeni beceriler kazanmak, küçük ama sürdürülebilir hedeflerle ilerlemek daha sağlıklı olacaktır.
5. Kendinizi başkalarıyla kıyaslamamaya çalışın.
İnsanın en çok moralini bozan şeylerden biri sürekli kendisini başkalarının hayatıyla karşılaştırmasıdır. Oysa herkesin ailesi, imkânları, eğitimi, sağlık durumu, çevresi ve karşılaştığı zorluklar farklıdır. Aynı başlangıç şartlarına sahip olmayan insanların aynı sonuçlara ulaşmasını beklemek gerçekçi değildir.
Kur'an-ı Kerîm'de:
"Allah hiçbir kimseye gücünün yeteceğinden fazlasını yüklemez." (Bakara, 2/286) buyrulmaktadır. Bu ayet, her insanın imtihanının kendisine özel olduğunu hatırlatır.
6. Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin.
Belki de yazınızdaki en ağır cümle, "Allah bana hiçbir şey nasip etmedi." ifadesidir. Bu düşünce, yaşanan acının büyüklüğünü gösterse de, mümin için ümitsizlik doğru bir yaklaşım değildir.
Allah Teâlâ şöyle buyurur:
"Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları bağışlar." (Zümer, 39/53)
Bu ayet sadece günah işleyenler için değil, hayat karşısında umudunu kaybetmeye başlayan herkes için de büyük bir teselli taşır.
Sonuç olarak, yaşadığınız sıkıntılar küçümsenecek şeyler değildir. Ancak bugüne kadar yaşadıklarınız, hayatınızın geri kalanının da aynı şekilde devam edeceğinin kesin delili değildir. İnsan, sebeplere sarılmaya devam ettiği, kendisini geliştirmekten vazgeçmediği ve Allah'a tevekkül ettiği sürece yeni kapılar açılabilir.
Belki bugün arzuladığınız hayatı yaşayamadınız; fakat bu, Allah'ın sizi terk ettiği veya size değer vermediği anlamına gelmez. Mümin için gerçek başarı yalnızca dünyada elde edilen makam, para veya diploma değildir. Asıl başarı, imtihanlar karşısında sabrını, ümidini ve Rabbine olan güvenini kaybetmeden yoluna devam edebilmektir.
Dünya geçicidir; nihai adalet ve eksiksiz mükâfat ise Allah'ın huzurunda gerçekleşecektir. Bu sebeple hem gayret etmeye devam etmek hem de Allah'ın rahmetinden ümit kesmemek en doğru yoldur.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet