Mutasyonlar, doğal seleksiyonlar sebepler zincirine vasıta mı olmuştur?

Mutasyonlar, doğal seleksiyonlar sebepler zincirine vasıta mı olmuştur?
Tarih: 08.05.2017 - 01:19 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Mutasyonlar doğal seleksiyonlar için, Allah'ın canlıları sakat ve özürlü yaratmayı dilemesiyle alakalı birer sebepler zincirine vasıta mı olmuştur?
- Yüce Allah sakat ve özürlü yaratmak istediği canlıları mutasyonlar ile mi sebeplere bağlamıştır?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Cenab-ı Hak mutlak adalet, iyilik ve güzellik sahibidir. Bütün kullarının doğru ve Hak yola gitmelerini istemekte, onların yaptığı bir iyiliği, en az on sevapla mükâfatlandırmakta, bunu bazen binlere çıkarmaktadır. Günahlarını ve kötülüklerini de bir yazmakta, bazen hiç yazmamakta, bazen insanın yaptığı bir iyilik ve güzelliğe mukabil onun bin günahını affetmektedir.

Sakat ve özürlü olanlara gelince, bunlar yine insanın kendi hatalarından kaynaklanmaktadır. Yani Allah bir bakıma insanlara şöyle demektedir: “Sen tarlaya nohut atarsan sana nohut, buğday atarsan buğday vereceğim. Boş bırakırsan hiçbir şey vermeyeceğim.” demektedir.

Mesela, gebelik esnasında alınan yanlış bir ilaç, ya da çocuğu düşürmek için kullanılan bir hap veya doğum esnasında bir süre oksijensiz kalması, o çocukta bir takım beden ve zihin bozukluklarına sebep olmaktadır.

Annenin haram lokma yemesi veya yenmesi ya da içilmesi yasaklanmış içki ve domuz eti gibi bazı yiyecekler de sakatlıklara ve özürlü hale sebep olmaktadır.

Yani, burada tercih insandadır. Çünkü bu dünya imtihan yeri olduğu için Cenab-ı Hak her şeyi bir sebebe bağlamıştır.

Burada dikkat edilmesi gereken ince bir nokta var. O da sorudaki ifadedir. Yani Cenab-ı Hakk’ın özürlü yaratmak istemez. Biz onu kendimize layık hale getiririz.

Burada gözden uzak tutulmaması gereken çok önemli bir nokta da var. O da, özürlü bir kimse için bu dünya hayatının sıkıntılarına bedel Cenab-ı Hak rahmetinden yine o özürlü hali insanın lehine çevirmekte, eğer dünyada Allah’ı bilir ve emirlerine uyarsa ahirette ona çok fazla mükâfat vereceğini vaat etmektedir.

İnsanı en çok yanıltan noktalardan birisi de, bütün iyilikleri ve güzellikleri dünyada yaşamak istemesinden kaynaklanmaktadır. Ayağına bir diken batsa veya küçük bir sıkıntı ve rahatsızlığa maruz kalsa feryad-ı figan etmektedir. Hâlbuki esas hayat ebedî âlemdeki sonsuz hayattır. Dünya hayatı en fazla 70-80 senelik bir ömürdür. Sıkıntılı da olsa, özürlü de olsa belirli bir süre sonra bitmektedir. Ama öbür âlem sonsuzdur. Dolayısıyla insan hayatına bakınca hep ahret hayatını nazara almak gerekir.

Allah’ı bilen ve O’nun emirlerini yerine getiren sakat veya özürlü bir kimse fani dünyada sıkıntı çekse de ebedî hayatı kurtulmaktadır. Bu şahıs şayet tam sağlıklı olsa, o sıhhatin, sağlığın ve güzelliğin getirdiği bir takım taşkınlıklarla belki de dünya hayatına dalacak, ahreti unutacak, kısa süreli dünya hayatından sonra sonsuz ıstıraplı, çileli ve azaplı bir cehennem hayatına girecekti.

Biz onun sıhhatli olması durumunda ahretini kurtaracağını bilemiyoruz ki. Allah bütün bunları bildiği için, yine insanın lehine olarak onu bir takım sebeplerle dünya hayatından küstürüyor. Ama ebedî olan ahret hayatını ona kazandırıyor.

Biz şundan emin olalım ki, Allah ne yaparsa bizim lehimizedir. Biz Ona yalvarıp ahretimizin kurtulması için yine Ondan yardım istemeliyiz ve Ondan gelen ve Onun verdiği her şeye gönül rızası ile baş üstüne demeliyiz.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun