Müneccim kahindir; kahin sihirbazdır, sihirbaz da kafirdir hadisi nasıl anlaşılmalı?

Tarih: 19.04.2022 - 20:27 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Astrologların bir takım matematiksel olarak hesaplanmış yıldız konum ve derecesine bakarak tahminde bulunması günah mı?
- Şu hadisler sahih midir? Hangisi doğrudur? Veya ikisinin de sahih olmama durumu var mı?
- Resulullah (sa) buyurdular ki:
 "Kim, Allah'ın zikrettiğinin gayrısı için yıldızlar ilminden bir bab iktibas ederse sihirden bir şube iktibas etmiş olur. Müneccim kahindir; kahin sihirbazdır, sihirbaz da kafirdir." [Rezin tahric etmiştir.] Ravi: İbnu Abbas Kaynak: Rezin.
- Bir diğer rivayette şöyle gelmiştir:
"Kim yıldızlarla ilgili bir ilim iktibas etmişse sihirden bir şube iktibas etmiş demektir. (Yıldız ilmi) arttıkça (sihir ilmi de) artar." Ravi: İbnu Abbas Kaynak: Ebu Davud, Tıbb 22, (3905)
- Bu arada astroloji ilminde şu şekilde istatistiki yorum yapılıyor; (Yani sezgisel değil falcılık tarzı yorumlar değil).
 Astrologlar bir takım matematiksel olarak hesaplanmış yıldız konum ve derecesine bakıyor. Örneğin Merkür Venüs kavuşumu var. Daha önceki Merkür-Venüs kavuşumlarında herhangi bir olay olmuşsa, bundan sonraki Merkür-Venüs kavuşumlarında da aynı olay olabilir diyerek yorum yapıyorlar. Bundan önceki 10 kavuşumda aynısı olmuş, bundan sonraki kavuşumda da olması muhtemel şeklinde. Yıldız konum ve derecelerini bulmak için de astronomiden, yani NASA’nın uğraştığı bilimden yararlanılıyor.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Ebu Davud’da geçen hadis daha birçok kaynakta zikredilmiş, “hasen, sahih” olarak kabul edilmiştir.

Bu hadisin ifadesinde yer alan eleştiri, yıldızların farklı hareketlerinden, birbirine yaklaşmaları veya uzaklaşmalarından hareketle geleceğe ait “fırtınaların zamanını, yağmurun, kar yağmasının vaktini, sıcaklık ve soğukluğun zamanını, ekonomik alanda piyasanın gelecek durumu gibi” bazı gaybi olaylarla ilgili bilgiler çıkarmaya yöneliktir. (bk. Avnu’l-Mabud, 10/285)

Yoksa, Güneş'in, Ay'ın tutulması ve açılması gibi matematik hesaplara dayanan hususlarla ilgili değildir. 

“Karaların ve denizlerin karanlıklarında yolunuzu bulmanız adına yıldızları sizin için (birer alamet, rehber olarak) yaratan odur...” (Enam, 6/97),

“...Onlar yıldızların rehberliğinde yolunu bulurlar.” (Nahl, 16/16)

mealindeki ayetlerde, yıldızların kılavuzluğundan istifade etmeye teşvik söz konusudur. (bk. Avnu’l-Mabud, a.y.)

Rahman suresinde de “Güneş ve Ay'ın belli bir hesaba göre konumlandırıldığı” ifade edilmiştir. (bk. Rahman, 55/5)

Bu da gösteriyor ki, hadiste ilmî karinelerden çok, boş tahminlere dayanan ve özellikle yıldızlara hakiki tesir atfeden yorumlar yerilmiştir. Yoksa, belli sebeplere bağlı olarak yapılan hesapların sonucundan bahsetmek bu yasağa dahil değildir.

Doktorun nabızlara bakarak hastanın durumunu tespit ve teşhis etmesi caiz olduğu gibi, Allah’ın belli kanunları çerçevesinde edinilen tecrübeye dayalı olarak yıldızların nabzını tutmak ve ona göre -haddi aşmadan- bazı sonuçlara varmakta ve tahminlerde bulunmakta bir beis yoktur. (bk. Feyzu’l-Kadir,  1/203)

Sebepler dairesinde bazı karineleri gördükten sonra -örneğin- yağmurun yağma zamanını bilmek veya kuvvetle tahmin etmek, gaybı bilmek anlamına gelmez ve bilinmesi caizdir.

Bu konuda Bediüzzaman Hazretlerinin şu mütalaaları konumuza da ışık tutmaktadır:

“Rasadhanelerdeki âletle, bir yağmurun mukaddematını (sebepler dairesindeki alametlerini, şartlarını) hissedip vaktini tayin etmek, gaibi bilmek değil, belki gaibden çıkıp âlem-i şehadete takarrübü vaktinde bazı mukaddematına ıttıla suretinde bilmektir. Nasıl, en hafî umûr-u gaybiye vukua geldikte veyahud vukua yakın olduktan sonra hiss-i kabl-el vuku'un bir nev'iyle bilinir. O, gaybı bilmek değil; belki o, mevcudu veya mukarreb-ül vücudu bilmektir. Hatta ben kendi a'sabımda bir hassasiyet cihetiyle yirmidört saat evvel, gelecek yağmuru bazan hissediyorum. Demek yağmurun mukaddematı, mebadileri var. O mebadiler, rutubet nevinden kendini gösteriyor, arkasından yağmurun geldiğini bildiriyor. Bu hâl, aynen kaide gibi, ilm-i beşerin gaibden çıkıp daha şehadete girmeyen umûra vusule bir vesile olur. Fakat daha âlem-i şehadete ayak basmayan ve meşiet-i hâssa ile rahmet-i hâssadan çıkmayan yağmurun vakt-i nüzulünü bilmek, ilm-i Allâm-ül Guyub'a mahsustur.” (bk. Lem'alar, s. 111)

Rezin’de “Müneccim kahindir; kahin sihirbazdır, sihirbaz da kâfirdir” şeklindeki hadis rivayetine rastlayamadık.

Bazı kaynaklarda, bu rivayette yer alan “kâfir” ifadesi bir tağliz (şiddetli uyarı) manasında olduğu ifade edilmiştir. (bk. Miratu’l-Mefatih, 2/248)

Hülasa olarak diyebiliriz ki;

Herhangi bir konuda Allah’tan başkasına “tesir-i hakiki” verilirse veya İslam’a göre icma ile küfür olduğu kabul edilen bir husus seslendirilse, o küfürdür. Şayet böyle bir şey söz konusu değilse, “küfür / kâfir” kelimesi, orada şiddetli uyarı ve aşırı nankörlük manasına gelir.

Örneğin, içinde küfür barındıran bir sihir küfür, fasıklık barındıran bir sihir ise fasıklıktır.

Bu nedenle, yıldızları sebepler örgüsü içerisindeki yerini düşünüp tecrübeye dayalı bir sebep-sonuç ilişkisine dikkat çekilir ve gaybı bilme iddiası yoksa, küfür olmaz.

Fakat hakiki tesiri yıldızlara verip de "onların bu hareketleri şu olayı tetiklemiş" denirse, bu ciddi bir risk taşımaktadır.

Demek ki, Allah’ın yarattığını kabul ederek, sebepler açısından bazı tahminlerde bulunmanın hiçbir sakıncası yoktur.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Okunma sayısı : 500+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun