“Şüphesiz bu adam usta bir sihirbazdır” sözünün, A’raf Suresi’nde Firavun’a; Şuara Suresi’nde Firavun’un danışmanlarına izafe edilmesinin bir çelişki olduğu iddiasına ne dersiniz?

Tarih: 27.03.2012 - 01:32 | Güncelleme:

Soru Detayı
- A’raf Suresi’nin 109 ve 110. ayetlerde: “Firavun’un kavminden ileri gelenler, dediler ki: “Şüphesiz bu adam usta bir sihirbazdır.”. “Sizi yerinizden çıkarmak istiyor.” Firavun, ileri gelenlere, “Ne dersiniz?” dedi.” buyurulmaktadır. - Şuara Suresinin 34 ve 35. ayetlerinde ise Firavun, çevresindeki ileri gelenlere: “Şüphesiz bu, bilgin bir sihirbazdır.” dedi. “Sizi, yaptığı sihirle, yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Ne dersiniz?” buyurulmaktadır. - Bir Alman yazar, kitabında Müslümanlara saldırmak amacıyla bu ayetleri delil getirere,k şu cümleleri kullanmaktadır: “Müslümanlar bu kitabı, itinayla tutulmuş bir vahiy tutanağı olduğunu iddia etmekteler ve İncillerin de bu düzeyde olmadığını vurgularlar. Hâlbuki tek tek incelemeye tabi tutsalar, izahı zor olan çelişkili durumlarla kendileri de karşılaşacaklardır.” - Buna nasıl cevap verirsiniz?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Şuara (34-35) suresindeki ifadelere göre, Hz. Musa, Firavun ile konuşuyor ve peygamberliğinin alameti olarak iki mucize gösteriyor. Bu durum karşısında sıkışan Firavun, çevresinde bulunan üst düzey yetkililerine hitaben: “Bu çok bilgili, deneyimli bir sihirbazdır, sizi ülkenizden çıkarmak istiyor; bu işe ne diyorsunuz/nasıl bir tedbir alalım?” diyor ve onlarla istişare yapıyor.

- A'raf suresinde ise, Firavun’un çevresindeki adamlarının da aynı sözleri tekrar ettiklerini görüyoruz. Yani onlar Firavun’un “Ne diyorsunuz bu işe?” şeklindeki sorusuna “Evet doğru söylüyorsunuz.” şeklinde kısa bir cevapla yetinmemiş, onun sözlerini aynen tekrar ederek “Şüphesiz bu adam usta bir sihirbazdır. Sizi yerinizden çıkarmak istiyor.” şeklindeki sözlerini aynen tekrar ettiler. (krş. İbn Aşur, ilgili ayetlerin tefsiri)

- Onların bu ifadeleri bir nevi emir tekrarı gibidir ki, Firavun’un nasıl bir despot olduğunu ortaya koyması bakımından büyük bir belagat örneğidir.

- Razî’ye göre, bu iki farklı ayetlerin farklı ifadeleri iki yönden bağdaştırılması mümkündür:

a. Şuara suresinde;

“Firavun etrafındakilere: 'Bu adam, dedi, galiba usta bir sihirbaz! Büyü gücü ile sizi yerinizden yurdunuzdan çıkarmak istiyor, ne diyorsunuz, görüşünüzü bildirin?'” (Şuara, 26/34-35)

mealindeki ayette ifade edildiği üzere, Firavun, çevresindeki adamlarıyla konuşuyor.

A'raf suresinde ise; “Firavun’un ileri gelen yetkilileri: 'Anlaşıldı, bu usta bir sihirbaz!..'” dediler. Firavun: “Bu adam, dedi, sizi yerinizden yurdunuzdan etmek peşinde! Görüşünüz nedir bu konuda?” (A'raf, 7/109-110) mealindeki ayetlerde ifade edildiği üzere, Firavun’un adamları, onun -emirlerini tebliğ etmek üzere-, sözlerini kendi adamlarına olduğu gibi aktarıyorlar.

b. A'raf suresinde, Firavun’un, adamlarına hitaben yaptığı konuşma hikaye ediliyor.  Şuara suresinde ise, Firavun’un yakın çevresinin, kendi aralarında veya başka insanlarla aynı konuda konuşup tartışmış oldukları hususlar hikaye edilmiştir. (bk. Razî, Araf, ilgili ayetlerin tefsiri)

- Kadı Beyzavî’ye göre, Firavun ile yakın çevresi bu konuyu karşılıklı olarak istişare ettiler. Her iki taraf da aynı ifadeleri kullandılar. Kur’an-ı Hakim'de, bu karşılıklı konuşmalar ayrı iki yerde seslendirilmiş. A'raf suresinde Firavun’unun konuşmalarına; Şuara suresinde ise onun yakın çevresinin aynı konuşmalarına yer verilmiştir. (Beyzavî, A'raf, ilgili ayetlerin tefsiri)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun