Melek, esir maddesi ve atomlar mı?

Tarih: 04.05.2020 - 20:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

“Sema gıcırdamaktadır!.. Ve gıcırdamak da hakkıdır! Onda bir ayak basacak kadar yer yoktur ki, bunda secde ya da rükû halinde bir melek bulunmasın! Bu hadiste ne anlatılmıştır? Semada ayak basacak yer olmaması esir olayı değil mi? Sema esirle dolu değil mi? Buradaki meleklerle esir aynı şey mi? Her yağmur damlası meleklerle iniyor atomlar meleklerdir diyebilir miyiz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Esir maddesi -adı üstünde- bir maddedir. Madde cansızdır.

Melekler ise nurdan yaratılmış şuur ve ruh sahibi varlıklardır.

Bediüzzaman hazretlerinin aşağıdaki ifadelerini dikkatle okuduğumuzda -sanırız- cevabımızı da almış oluruz:

“Hem insanların bir kısmı güya daha ileri görüyor gibi, daha ziyade cahilane bir dalaletle Sâni'-i Zülcelal'in gayet latif, nazenin, muti', müsahhar bir sahife-i icraatı ve emirlerinin bir vasıta-i nakliyatı ve zaîf bir perde-i tasarrufatı ve latif bir midad (mürekkeb)-ı kitabeti ve en nazenin bir hulle-i icadatı ve bir maye-i masnuatı ve bir mezraa-i hububatı olan "esîr" maddesini, cilve-i rububiyetine âyinedarlık ettiği için masdar ve fâil tevehhüm etmişler.

Bu acib cehalet, hadsiz muhalleri istilzam ediyor. Çünki esîr maddesi, maddiyyunları boğduran zerrat (atomların) maddesinden daha latif ve eski hükemanın saplandığı heyula fihristesinden daha kesif, ihtiyarsız, şuursuz, camid bir maddedir.” (Lem'alar, 342 - 343)

Bu hadiste anlatılan konuya gelince:

Burada anlatılan meleklerdir. Nitekim hadiste, secde eden ve rukuya giden varlıkların melekler olduğu açıkça ifade edilmiştir:

“Ben sizin görmediklerinizi görüyor işitmediklerinizi işitiyorum. Gökyüzü çatırdadı ve çatırdamakta da haklı idi çünkü gökyüzünde dört parmaklık bir yer kalmamıştı ki secde eder vaziyette melekler orayı doldurmamış olsun vallahi benim bildiklerimi bilmiş olsaydınız az güler ve çok ağlardınız, Yataklar üzerinde kadınlardan zevk almaz sokaklara dökülür ve Allah’a yalvarır yakarırdınız. Bu yüzden ben bile kesilip yok edilen bir ağaç olmayı istedim.” (Tirmizi, Zühd 9; İbn Mace, Zühd 19)

Hz. Peygamber (asm) Efendimiz, peygamberlik gözü ve kulağıyla kainatın gerçeklerini, melekût alemini, Allah'ın azametini, ahiret hayatı ile ilgili olayları, cehennem azabının şiddetini, mahşerdeki dehşetli halleri gibi dünya gözü ve kulağıyla görülüp işitilmesi mümkün olmayan gerçekleri Allah'ın izin ve yardımıyla bilir, görür ve işitirdi. Hadisin "Sizin görmediğinizi görürüm ve işitmediğinizi işitirim" bölümü ile "Benim bildiğimi siz bilseydiniz" bölümünde bu gerçeklere işaret buyurulmuştur.

Göğün gıcırdaması ifadesi, meleklerin çokluğunu belirtmek içindir. Yoksa meleklerin ağırlık yapması, dolayısıyla semanın gerçekten gıcırdaması manası kaydedilmemiştir.

Ayrıca, gıcırdamadan maksat, meleklerin tesbih, hamd, takdis ve zikirleriyle göğün inlemesi, uğultu çıkarması manası da olabilir. (bk. Mübarekfurî, Tuhfe, ilgili hadisin şerhi)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 500+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun