Maide suresi 119. ayeti, önceki ve sonraki ayetlerle değerlendirdiğimizde, Hristiyanların da cennete gireceği sonucu çıkmakta mıdır?

Tarih: 04.10.2011 - 00:48 | Güncelleme:

Soru Detayı
- Maide suresi 119. ayeti kendinden önceki ve sonraki ayetlerle değerlendirdiğimizde Hristiyanların da cennete gireceği sonucu çıkmamakta mıdır?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

İlgili ayetin meali şöyledir:

“Bunlardan sonra Allah buyurur ki: Bugün o gündür ki, doğruların doğruluğu kendilerine fayda verir. Onlara içinden ırmaklar akan cennetler var. Orada daimî kalırlar. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte büyük başarı ve mutluluk budur!”

Ayette en dikkat çekici kavram “sadakat/doğruluk”tur. Buradaki doğruluktan maksat özellikle itikadî doğruluktur. Teslis akidesine saplanmış Hristiyanlarda genel olarak böyle bir doğruluk ve sadakatin olmadığı açıktır. Bu sebeple, bu ayetten onların cennete gideceğine dair herhangi bir işaret söz konusu değildir. Bundan önceki ayetlerin meali ise şöyledir:

116. Allah: Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara, "Beni ve anamı, Allah'tan başka iki tanrı bilin" diye sen mi dedin, buyurduğu zaman o, "Hâşâ! Seni tenzih ederim; hakkım olmayan şeyi söylemek bana yakışmaz. Hem ben söyleseydim sen onu şüphesiz bilirdin. Sen benim içimdekini bilirsin, halbuki ben senin zâtında olanı bilmem. Gizlilikleri eksiksiz bilen yalnızca sensin. 
 
117. Ben onlara, ancak bana emrettiğini söyledim: Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin, dedim. İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerine kontrolcü idim. Beni vefat ettirince artık onlar üzerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeyi hakkıyle görensin. 
 
118. Eğer kendilerine azap edersen şüphesiz onlar senin kullarındır (dilediğini yaparsın). Eğer onları bağışlarsan şüphesiz sen izzet ve hikmet sahibisin." dedi.

Bu ayetlerde konumuzla ilgili en dikkat çekici ifadeler -meal olarak şunlardır:

a. “Ey Meryem oğlu İsa!” Sen mi insanlara ‘Beni ve annemi Allah’tan başka iki tanrı edinin.’ dedin?” Bu sert sorgulamada, Hristiyanların Hz. İsa’dan sonra yapıştıkları teslis akidesinin Allah’ın azametine dokunan cinsten olduğu, onun rızasını değil, gazabını celpettiği görülmektedir.

b. Hz. İsa Allah’ın bu sorusunu çok iyi anlıyor ve bunun affa kabil olmayan şirk olduğunu kabul ediyor ve buna göre cevap veriyor:

 “Hâşa! Sen şerikden ve her noksandan münezzehsin Ya Rabbî! Hakkım olmayan bir şeyi söylemem doğru olmaz, bana yakışmaz. Hem söylediysem malûmundur elbet...”

c. Hz. İsa'nın cevabının devamında yer alan, 

 “Sen ne emrettinse ben onlara, bundan başka bir şey söylemedim. Dediğim hep şu idi: 'Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin.'

şeklindeki ifadeleri, Hristiyanların  kendisinden sonra yoldan çıktıklarını vurgulamakta ve onların ahiret günü kurtuluşun akçesi olan sadakat ve doğruluğu kaybettiklerine işaret etmektedir.

d. Bu ayet grubunda yer alan belki de en dikkat çekici ifadeler Hz. İsa’nın şu sözleridir:

“Eğer onları cezalandırırsan, şüphe yok ki onlar senin kullarındır. Onları affedersen, Aziz-u Hakîm/üstün kudret, tam hüküm ve hikmet sahibi ancak sensin.”

Burada, ilk etapta onların af kapsamına alınabileceğini sezinlemek yanlış değildir, ancak, Kur’an ve sahih hadislerin genel hükümleri çerçevesinde meseleye bakıldığı zaman bunun doğru olmadığı görülecektir. Çünkü, şirkin asla af kapsamına alınamayacağı hususu pek çok ayette ifade edilmiştir.

Bazı alimlerin ifade ettiği gibi, Hz. İsa’nın,

 “Eğer onları cezalandırırsan, şüphe yok ki onlar senin kullarındır. Onları affedersen, izzet, hükmüm ve hikmet sahibi yalnız sensin.”

manasına gelen ifadesi, -onların hakikaten af kapsamına alınabileceğine bir işaret olmaktan  ziyade, her şeyi Allah’a havale etme edebini, onun mutlak iradesine teslimiyeti ve son sözün ona ait olduğunun idrakini gösteren bir ifadedir(bk. et-Tefsiru’l-Kebir; el-Menar, ilgili ayetin tefsiri).

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun