Layık kul değil miyim?

Tarih: 15.04.2026 - 14:33 | Güncelleme:

Soru Detayı

Ben 40 yaşında, işi gücü olan, sorumluluk sahibi, dış görünüşünde sorun olmayan bir insanım, ama görüştüğüm insanlar ile bir türlü olumlu sonuca varamadım, kendimi beğendiremedim. Bu süreçte ibadetlerimi aksatmadım, hacet duası, bir çok sure, dua okudum, “duam kabul olmadı” demek istemiyorum ama bir korkum ben layık kul değil miyim? Rabbim bana nasip etmiyor görüştüğüm kişiler ile neticeye varıp yuva kurmayı, Allah’ın sevdiği kul olmak için yeterli değilim de onun için mi nasip olmuyor? Yaşadıklarım zorluyor.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Öncelikle şunu ifade etmeliyiz ki, hedefimiz sadece dünyaya yönelik bir evlilik değil; hem dünyada hem ahirette huzur ve mutluluğa vesile olacak bir birliktelik olmalıdır. Yani yalnızca dünyevi değil, iki dünyayı da kapsayan bir tercih…

Bu sebeple, diğer ölçülerin yanında dini hassasiyeti olan, inancını yaşayan ve hayatına yansıtan birini tercih etmek en temel önceliklerden biri olmalıdır.

1. Kendinizi suçlamayı bırakın.

Bir şey bizim istediğimiz gibi gitmiyorsa, insanın zihni şöyle bir kısa yol kurar: “İstiyorum, ama olmuyor. Demek ki ben yetersizim, sevilmiyorum, günahkârım veya layık değilim.”

Ama bu düşünce, psikolojik bir çıkarımdır; ilahi bir gerçek değil. İstediğimiz bir şeyin olmamasının nedeni her zaman bizim hatamız ve eksikliğimiz değildir. Kişi çok güzel veya yakışıklı olabilir, ama evlenemez, çok ister ama gecikir, çok dua eder, ama illa da istediği şey gerçekleşmeyebilir. Bu durum, kişinin değeri ile değil, zaman ve kendisi hakkında en uygun olanla, en hayırlı olanla ilgilidir.

İbrahim Hakkı hazretlerinin güzel bir sözü var:

“Bir şeyi murat etme,
olduysa inat etme,
Hak’tandır o, reddetme,
Mevla görelim neyle, neylerse güzel eyler.”

2. Dua bir ibadettir ve sonucu üç şekilde olur

Öncelikle şunun bilincinde olmalıyız. Allah’a dua etmek, bir ibadettir. İhtiyacımız olduğunda veya ihtiyaç duyduğumuz her konuda Allah’a yalvarmak, yardımını istemek bir çeşit ibadettir. Duanın sonucu arzu ettiğimiz gibi de olabilir, başka da olabilir, bu durum yaptığımız ibadeti etkilemez.

Bunun yanında dualar üç şekilde kabul bulur. Yani ya kişinin istediği şekilde kabul olur, ya daha hayırlı bir şeye dönüşür ya da zamanı ertelenir.

Allah’tan dua ile istediklerimiz bizim için hayırlı ise verilir, yoksa daha hayırlısı olan ne ise o kabul edilir. Bize düşen dua etmeye devam etmek.

Şu örneğe benzer: Hasta doktordan çikolata ister. Doktor, onu dinler, anlar, hastanın şekerinin yüksek olduğunu bildiği için de ona şekerli şeyler değil de acı bir ilaç verir. Kişi, diyemez ki, doktor beni dinlemiyor, anlamıyor vay sevmiyor veya ben çikolataya layık değilim.”

Sizin yaşadığınız durum büyük ihtimalle üçüncüsü. Yani henüz olmaması gereken bir zaman.

3. Kendinizi beğendirmeye çalışmayın

“Ben kendimi beğendiremedim” cümlesi genelde kişinin şu iç sesini saklar: “Ben yeterince iyi değilim, kabul edilmem için ekstra bir şey yapmalıyım.”

Böyle düşünen kişi, beğenilmek için aşırı çaba sarf eder, kendisini olduğundan farklı göstermeye çalışır, karşı tarafa olduğundan fazla değer verir.

İşin ilginç olan tarafı şu ki, insan kendini beğendirmeye çalıştıkça, karşı taraf bunu hisseder ve geri çekilir. Yani sorun çoğu zaman, değer eksikliği değil, değer sunum biçimidir

4. Neden olmadığının gerçekçi analizini yapın

Bunu ilahi cezaya bağlamadan önce şunlara bakmak gerekir. Acaba yanlış insanlara yöneliyor olabilir misiniz? Veya acaba çok hızlı bağlanıyor ya da beklenti oluşturuyor olabilir misiniz? Veya karşı taraf sizi “rahat” mı yoksa “gerilimli” mi hissediyor? Veya tanışma sürecinde kendinizi ne kadar doğal gösterebiliyorsunuz?

Herkesle görüşmeyin, olma ihtimali olanlarla görüşün. İlk görüşmede şartlarınızı ve beklentilerinizi konuşmayın, biraz tanıdıktan sonra konuşun. Çünkü şartlar bazen yanlış anlaşılabilir. Karşı cinsin beklentilerini de dikkate alarak konuşun. Yani olaya sadece kendi beklentileriniz açısından yaklaşmayın.

5. Allah ile ilişkinizi “Sonuç Üzerinden” kurmayın

Şu çok tehlikeli bir çıkarım: “Eğer istediğim olursa Allah beni seviyor, olmazsa sevmiyor. Ben güzelliklere layık değilim, günahkar bir kulum.”

Bu düşünce, kalbi yoracağı gibi, imana da -Allah korusun- zarar verir.

Oysa gerçek ilişki şu: Allah beni her halimde görüyor, biliyor ve seviyor, O’nun merhameti azabından çok daha büyüktür.

Bunlara ilave olarak şu konulara da dikkat etmeniz faydalı olabilir:

Süreci biraz daha sadeleştir

Çok fazla düşünmek, analiz etmek ve anlam yüklemek seni yoruyor olabilir. Tanışma sürecini “hayatın en kritik sınavı” gibi değil, daha sade bir tanışma olarak yaşamayı dene.

Görüşmeleri sayıya değil niteliğe çevir

Çok kişiyle görüşmek yerine gerçekten uyum ihtimali olan, değerleri yakın kişilerle daha az ama daha kaliteli görüşmeler yap.

İlk izlenimde rahat olmayı hedefle

Karşı tarafın seni beğenip beğenmemesinden önce, senin o ortamda rahat olup olmadığın daha belirleyicidir. Rahatlık, güven verir.

Zaman baskısını azalt

“40 yaşındayım artık olmalı” düşüncesi fark etmeden davranışlarını etkiler. Bu baskıyı azalttığında daha doğal bir iletişim kurarsın.

Dış geri bildirim al

Güvendiğin bir arkadaşından ya da evlilik sürecinde tecrübeli birinden seni objektif değerlendirmesini iste. Bazen insan kendi kör noktalarını göremez.

Aynı yöntemle devam edip farklı sonuç bekleme

Eğer hep benzer şekilde ilerleyip sonuç alamıyorsan, yaklaşımında küçük değişiklikler dene (iletişim tarzı, hız, beklenti anlatımı gibi).

Hayatını sadece evlilik eksenine sabitleme

Hayatında başka alanları (sosyal çevre, hobiler, gelişim) güçlendirdikçe hem daha dengeli olursun hem de daha çekici bir profil ortaya çıkar.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun