Erkekler çalışan eş istiyor, bu düşünce doğru mu?

Tarih: 13.07.2026 - 08:15 | Güncelleme:

Soru Detayı

Ben 7 yıldır çalışmamak için nefsi ile mücadele eden 30 yaşında bekar bir hanım kardeşinizim.
Artık çok yoruldum. Bu satırları sizle dertleşmek ve bana çıkış bulamadığım bu yolda destek olmanız için yazıyorum. Erkeklerin fıtratları bozulmuş olacak ki %90’ı çalışan eş istiyor. İyi bir ortalama ile mezun oldum. Kadının evinde kıldığı namaz bile daha efdalken, bununla ilgili hadis var biliyorsunuz. İçtimai hayatı bataklık gibi, girersem çıkmazdım. Ancak bu kadar zor olacağını beklemiyordum çok zorlanıyorum. Evlilik noktasında bile çalışmadığım için Allah çoğu kişiyi benim yerime elemiş oluyor, elhamdülillah. Vicdanım çok rahat. Ama korkuyorum bu cihadı kaybetmekten. Sizlerin fetvalarınızı okuyorum. Ama artık herkes kadınların çalışma hayatına fetva veriyor ve bu nefsimi daha da zorluyor. Herkes çalışmam için beni iknaya çalışıyor. Doğruyu seçenin çok zorlandığı bir dönemdeyiz maalesef. Çaresiz hissettiğim bir süreç yaşıyorum. Lütfen bu kardeşinize dua ediniz. Ve böyle bir zamanda ne yapmak gerektiğini söyleyiniz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Öncelikle Allah samimiyetinizi, hassasiyetinizi ve dinini yaşama gayretinizi bereketlendirsin. Satırlarınızdan, kolay olanı değil, Allah'ın razı olacağını düşündüğünüz yolu seçmeye çalışan bir müminin samimi mücadelesi hissedilmektedir. Rabbimiz bu gayretinizi kabul buyursun.

Özellikle ifade edelim ki, İslam'da kadının nafakasını temin etmek esas itibarıyla kocanın sorumluluğudur. Bu sebeple evlilikte kadının çalışması dinen zorunlu bir yükümlülük değildir. Bir erkeğin evlilik için mutlaka çalışan bir eş istemesi de dinî bir zorunluluk değil, kişisel bir tercihtir.

Bununla birlikte İslam, kadınlar için tek bir hayat modeli de belirlememiştir. Tarih boyunca Müslüman kadınlar arasında ticaret yapanlar, ilim öğretenler, ziraatla uğraşanlar ve ihtiyaç halinde çalışanlar da olmuştur.

Dolayısıyla "çalışan bütün kadınlar yanlış yapıyor" veya "çalışmayan tek doğru yolu seçmiştir" şeklinde kesin hükümler vermek doğru değildir.

Eğer siz, kendi kanaatiniz doğrultusunda çalışmamayı Allah rızası için tercih ediyorsanız, bu tercihiniz saygıya değerdir. Ancak zaman zaman şu soruyu da kendinize sormanız faydalı olabilir:

"Ben Allah'ın kesin emrine mi tutunuyorum, yoksa kendi takva tercihime mi?"

Çünkü bazen insan, takva hassasiyetiyle başladığı bir yolda, farkında olmadan Allah'ın yüklemediği kadar ağır bir yükü kendi üzerine yükleyebilir. Dinen mubah olan bir tercihi kendisi için terk edebilir; bu güzel bir fedakârlık olabilir, ancak bunu herkes için dinî bir zorunluluk olarak görmek doğru olmaz.

Çalışmak zorunda kalan veya çalışmayı tercih eden pek çok kadın bunu geçimini sağlamak, ailesine destek olmak ya da başka meşru sebeplerle yapmaktadır. Onların niyetini ve Allah katındaki değerini biz bilemeyiz. Aynı şekilde evinde kalıp evinde çalışmayı tercih eden bir kadının da niyetini ve mükâfatını Allah bilir.

Evlilik meselesine gelince; sırf çalışmadığınız için sizi tercih etmeyen kimselerin elenmesini bir hikmet olarak görebilirsiniz. Nitekim evlilikte en önemli hususlardan biri, tarafların temel hayat anlayışlarında uyum sağlayabilmeleridir. Bu sebeple çalışmama konusundaki hassasiyetinizi paylaşan bir eş adayıyla evlenmeniz daha huzurlu bir aile hayatı için isabetli olabilir.

Bununla birlikte, hayatın şartları her zaman aynı kalmayabilir. İleride zaruret, ihtiyaç veya aile şartları sebebiyle çalışmanız gerekebilir. Böyle bir durumda, dinin ölçülerine riayet ederek, iffetinizi koruyarak, haramdan sakınarak ve aile hayatını ihmal etmeyecek şekilde çalışmanız dinen caizdir. Nitekim sahabe döneminde de kendi isteğiyle çalışıp ailesine destek olan hanım sahabiler bulunmuştur.

Bu süreçte kendinizi "çalışmıyorum" diye değil, "Ben evimde çalışıyorum." diye tanımlayın. Çünkü evde bulunmak atıl kalmak anlamına gelmez. Bilakis ev, hem ev işleri yapmanın, hem de ilim öğrenmenin, Kur'an'la meşgul olmanın, kendini geliştirmenin, faydalı beceriler kazanmanın, insanlara hizmet etmenin ve aile hayatına hazırlanmanın önemli bir merkezidir. Allah rızası gözetilerek yapılan bu çalışmaların her biri ibadet değeri kazanabilir.

Son olarak şunu unutmayın:

Allah Teâlâ sizi başkalarının tercihinden değil, kendi samimiyetinizden ve imkânlarınız ölçüsünde yaptıklarınızdan hesaba çekecektir. Bu sebeple hem dininizi yaşamaya çalışın hem de Allah'ın size meşru kıldığı alanları kendinize gereğinden fazla daraltmamaya dikkat edin.

Rabbimiz, samimiyetle rızasını arayan kullarına mutlaka bir çıkış yolu ihsan eder. Siz de O'na güvenin, sebeplere sarılın ve ümidinizi hiçbir zaman kaybetmeyin. Allah Teâlâ size hayırlı bir eş, huzurlu bir yuva ve dünya ile ahirette saadet nasip etsin. Âmin.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun