Kur'an’ın bugünkü bilimin gösterdiği harikalara işaret etmediği iddiasına ne dersiniz?

Soru Detayı

- Kur'an-ı Kerim'in içeriğinde, bugünkü bilimin gösterdikleri, örneğin dünyanın dönmesi vs buna benzer birçok (ben de bunları biliyorum) mucize gösterilen durumların olmadığı iddia ediliyor. Hatta bazı ilahiyat kesiminin şu şekilde bir görüşü var:
"İslam'a bugün önyargı ile yaklaşan kişileri yaklaştırmak için bunlar açıklanıyor diyorlar."
- Bizler ne düşünmeliyiz? Kur'an bir din kitabı mucizesi mi? Yoksa içerisinde hukuk, iktisat, astronomi mucizeleri de içerir mi bunları aramalı mıyız?
- Ayrıca ateist kesim sürekli bu mucizelere kulplar uyduruyor ve bahsettiğim ilahiyatçılarla paralel konuşmuş oluyorlar.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu konuda en güzel açıklamalardan birini Bediüzzaman Hazretlerinden dinleyebiliriz.

1) İşârâtü'l-İ'câz tefsirinde, Bediüzzaman,

"Yaş ve kuru ne varsa, hepsi kitab-ı mübinde (apaçık kitapta) vardır." (Enam, 6/59)

âyetini açıklarken, kendisinin ilmî tefsir anlayışını sergileyen, "Kur'an'da her şeyin var olduğu" tezini şu ifadelerle ortaya koymuştur:

"Ayet-i kerîmenin hükmüne göre; Kur'an-ı Kerim, zâhiren ve bâtınen, nassen ve delâleten, remzen ve işareten her zamanda vücuda gelmiş veya gelecek her şeyi ifade ediyor." (İşaratu’l-İ’caz, 237-238).

Sözler adlı eserinde ise, "Yirminci Söz'ün İkinci Makamı" başlığı altında yine yukarıdaki âyetin tefsirini yaparken şöyle demektedir:

"Cenab-ı Hakk'ın tevfikine itimâden ve Kur'an'ın feyzine istinâden diyorum ki: bir kavle göre Kitab-ı mübin Kur'an'dan ibarettir. Yaş ve kuru her şeyin içinde bulunduğunu şu âyet-i kerime beyan ediyor."

"Öyle mi?"

"Evet, her şey içinde bulunur, fakat herkes her şeyi içinde göremez. Zira muhtelif derecelerde bulunur. Bazen çekirdekleri, bazen nüveleri, bazen icmalleri, bazen düsturları, bazen alâmetleri; ya sarahaten, ya işâreten, ya remzen, ya ibhâmen ya ihtar tarzında bulunur. Fakat ihtiyaca göre ve maksad-ı Kur'an'a münâsip bir tarzda ve iktiza-yı makam münasebetinde şu tarzların (yukarıda zikredilen sarahat, işâret ve benzeri tarzların) birisiyle ifade ediliyor," (Sözler, s. 262; bk. Niyazi Beki, Kur’an’ın Büyük ve Parlak Bir Tefsiri Risale-i Nur, ilgili yer)

2) Bununla beraber Kur'an, bir fen kitabı değildir. Bediüzzaman'a göre, Kur'an'da her şeyin var olması, onun bir fen kitabı olduğu anlamına gelmez. Çünkü Kur'an fizik, kimya, matematik, tarih, coğrafya, astronomi dersini vermek için inmemiştir. O, insanları dünya ve âhiret hayatında mutluluğa götürecek yolları gösteren bir hidayet kitabıdır. Kur'an'ın, asıl maksadı olan ve insanlara ders vermek istediği hidayet konusunu ortaya koyarken, insanları bu hedefe götürecek olan aklî delilleri ihtiva eden kevnî / ilmî / fennî ayetleri nazara vermesi tabiîdir. 

Demek ki, Kur'an da ilmî konulardan bahseder, fakat onun kâinat kitabından bahsetmesi bir fen kitabının bahsi gibi değildir. Çünkü fen ilimleri kâinattan, bizzat kâinat için; onun bilinmesi için bahseder. Oysa, Kur'an, kâinattan kâinat için değil, insanlara âlemin yaratıcısını tanıtmak, Onun büyüklüğünü ders vermek, ilim ve kudretini göstermek için bahseder. (bk. Nursi, İşârât, 216; Niyazi Beki, a.y.)

3) “Kur'an'ın kâinattan bahsetmesinin belli sebepleri vardır. Üstad'ın ifadesiyle, "Meclis-i âlî-i Kur'anî'ye girmiş olan kâinatın her ferdi dört vazife ile muvazzaftır." 

Birincisi: Mevcut ahenk ve düzenin diliyle, gösterdikleri dayanışma ve yardımlaşma lisanıyla, ezel ve ebed sultanı Yüce Yaratıcı'nın saltanatını ilân etmek. 

İkincisi: Kâinat fertlerinin her biri, hakîkî fennin seçkin birer konusu olduklarından, İslâmiyetin ihtiva ettiği hakîkî fenlerin birer özü ve özeti olduklarını ortaya koymak.

Üçüncüsü: Kur’an’da yer alan kâinatın her bir ferdi, varlıkların bir türünü temsil etmektedir. Tabiatiyle, bunlar Allah'ın kâinatta cârî olan kanunları ile Kur'an'ın prensipleri arasında bir zıtlığın mevcut olmadığını, aksine tam bir uyumun söz konusu olduğunu isbat edeceklerdir. Bunun bir neticesi olarak da yaratılış prensipleriyle omuz omuza vermiş olan İslâm dini, her zaman gelişmeye müsait olacak ve bütün zamanların ihtiyacını karşılayabilecektir. 

Bu özelliğiyle İslâm dini, diğer dinlerden çok farklı bir konuma sahiptir. Çünkü onlar pençesinden kurtulamadıkları bir kısım insanların heva ve hevesleri doğrultusunda bazen ışık bazen de karanlıklar saçmışlardır. Bu tür bir cehâlet ortamının hazırlanmasına âlet edilmekten kurtulan tek din, İslâm dinidir. 

Dördüncüsü: Kur'an'da yer alan kâinatın her bir ferdi, bir gerçeği temsil ettiğinden, insanların düşüncelerini, gerçekleri araştırmaya teşvik edeceklerdir. Özellikle Kur’an’da yapılan yeminler ile, kendilerine dikkat çekilmiş gök ve yerdeki bir takım nesnelerin, fikir süzgecinden geçirilmelerini sağlayacaktır. Çünkü Kur'an'daki yeminler, gaflet uykusuna dalmış olanların başına bir balyoz görevini yapacak ve onları uykudan uyandıracaktır. (bk. Muhâkemat, 11-12; Niyazi Beki, a.y.)

Bu konuda geniş bilgi almak için Niyazi Beki’nin adı geçen eserine bakılabilir.

İlave bilgi için tıklayınız:

Mucizeler ve Kur'an-ı Kerim'in mucizevi yönünü anlatır mısınız? Bazı ...
Kur'an'daki bilgiler ve bilimsel ayetler daha önceden biliniyor muydu?..
Kur'an-ı Kerim' de bilimsel keşiflerden bahsediliyor mu?
Kur'an'ın mucizelik yönleri kırk tanedir deniliyor; bunu nasıl anlamak gerekir?
"Kur'an-ı Kerim'in her asra bakan bir vechi / yönü vardır.” deniliyoru, bunu nasıl anlamalıyız?
Kur'an'da, elektrik, televizyon, uçak, dvd ve cep telefonu gibi teknolojik gelişmelerden açıkça haber veren bir mucize neden yok?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR