Kur'an'da cinsiyet çelişkisi mi var?

Tarih: 29.10.2016 - 08:56 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Kur’an-ı Kerim’in Zâriyât Suresinin 49. Ayetinde; “Her şeyden de çift çift yarattık ki, düşünüp öğüt alasınız.” deniyor. Ama Pogonomyrmex adlı karınca türünde 3-4 cinsiyeti vardır. Bu Kur’anın bildirdiği ile çelişmiyor mu?
- Bu arada ben Deist'im.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İsterseniz cevaba sorunun sonundan başlayalım.

Siz deist olduğunuzu ifade ediyorsunuz. Herkes istediği şekilde inanabilir ya da hiçbir dine mensup olmayabilir. Çünkü bu konuda herkes Allah’a karşı doğrudan kendisi hesap verecektir.

Ancak, burada sizin sorunuzun cevabı, tâbi olduğunuzu ifade ettiğiniz deizm inancından kaynaklanmaktadır. Yani siz, kâinattaki varlıklara bakarak deneme yanılma ve sorgulama ile Allah’ı bulmak istiyorsunuz. Aklınızın almadığı ya da vakıf olmadığınız veya bilmediğiniz bir meseleyi ya reddediyorsunuz ya da Allah’ın sözünde ve icraatında yanlışlık olduğuna hükmediyorsunuz.

- Sizin aklınız kâinata mühendis mi tayin edildi ki, her şey ona göre kabul veya reddedilecektir?

Deizmin ne manaya geldiğine tekrar baktık. Lügatte Deizm, dini bilgiye sadece akıl yoluyla ulaşılabileceği ilkesini esas alan, bu sebeple vahiy esasına dayanan bütün dinleri reddeden tek Tanrı inancı şeklinde tarif edilmektedir.

İşte senin sorun da tam bu noktadan çıkıyor. Çünkü deist sadece kendi aklını kullanarak Allah’ı bileceğini ve O’nun kâinattaki tasarrufunu sadece akılla anlayacağını iddia etmektedir.

Aklın anlama ve muhakeme etme gücü herkeste farklı olmakla beraber, en zeki kabul edilen insanın ilmi, Allah’ın ilminin yanında denizde bir damla kadar bile değildir. Nitekim Cenab-ı  Hak, Lokman suresinin 27. ayetinde kendi ilmini şöyle tarif ediyor:

“Şayet yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de arkasından yedi deniz katılarak (mürekkep olsa) yine Allah’ın sözleri (yazmakla) tükenmez. Şüphe yok ki Allah mutlak galip ve hikmet sahibidir.”   

Bunun manasını anlamak için bir kıyas yapmak istersek, benim ilmimi yazmak için bir tükenmez kalemin içindeki mürekkebin yarısı yeterli gelecektir. Haydi siz çok zeki olun. Sizinki o tükenmez kalemin içindeki birkaç damlalık mürekkebin tamamı kadar olsun.

Mealini verdiğimiz ayette, Allah’ın ilmini yazmak için ifade edilen ağaçların kalem olmasını bir tarafa bırakalım. Mevcut denize yedi deniz daha ilave edilse deniyor. Yani toplamı sekiz deniz. Bilindiği gibi yeryüzünün dörtte üçü denizdir ve bunun içinde Atlas okyanusu gibi on bir bin metre derinliğinde olan yerler vardır.

Şimdi bütün bunlar mürekkep olacak, Allah’ın ilmi bu mürekkeplerle yazılacak yine bitmeyecek. Bu sekiz denizlik mürekkep yanında senin iki üç damla mürekkeplik ilminin ne ehemmiyeti vardır; bir mana ve varlık ifade edebilir mi?

Bu kadarcık ilminle, Cenab-ı Hakk’ın sonsuz ilim, irade ve kudretinin kâinattaki icraat ve tasarrufunu nasıl anlayacaksın ve sonunda Allah’a sağ salim nasıl ulaşacaksın?

Zaten insan kendi aklına da sahip değildir. Onu Allah yaratmıştır ve O idare etmektedir. Allah aklını alıverse evin yolunu bulmazsın. Kendini tanıyamazsın. Nasıl Allah’ı anlayıp hakkıyla O’na kulluk edeceksin?

Bu akla güvenme, şeytanın bir oyunudur ve insanı aklına güvendirerek uçurumdan aşağı yuvarlamak istemektedir. Zaten kendisi de aklına güvendiği için, yaratılışının Hz. Âdem’den daha üstün olduğunu iddia ederek huzurdan kovulmuş ve cehennemi hak etmiştir. Aklına güvenen insanları da aynı yola sürüklemektedir. 

Demek ki akıl tek başına bu yolda gidemez. Sadece kendi aklına güvenen felsefecilerin hiçbirisi bu vadiden çıkamamış, Allah’ın kâinattaki icraatını tam manasıyla anlayamamış ve o bataklıkta boğulmuşlardır.

Onun için Cenab-ı Hak ilk insan Hz. Âdem’i peygamber olarak göndermiş ve ona 20 sayfalık bir kitap vermiştir. En son Peygamberine de Kur’an’ı göndermiştir. Şayet insan aklı tek başına Allah’ı, kâinatı, ahreti ve ahretin varlığını anlayacak olsa idi o zaman 120 bin peygamberini ve Mukaddes kitaplarını göndermezdi.

İşte buraya kadar açıklamalar senin bir bakıma sorunun tamamının cevabı oldu.

Bak! Bir karınca cinsiyetini yanlış anlaman seni doğrudan Allah’ın sözünün yanlışlığına götürüyor. Böyle bir Allah inancının insanı düzlüğe çıkarması mümkün değildir.

Allah’ın kendi ilmini nasıl tarif ettiğine bir nebze işaret ettik. Böyle bir ilmin kâinattaki yaratıkları da o kadar farklı ve çeşitli olacağı aşikârdır. Çok sınırlı ilmiyle insanın bunların hepsini bilmesi ve anlaması da mümkün değildir.

O zaman ne olacak?

Karıncanın cinsiyetin anlasan karşına solucanın cinsiyeti, kelebeğin midesi, arının kafası, bülbülün sesi, gülün tebessümü çıkacak.

Bu konuda çıkar yol, Allah’ın peygamberine ve kitabına tâbi ve teslim olmaktır. Zaten İslâmiyet, teslim olan demektir.

Şimdi senin aklının takıldığı ayete, işin ehli olanlar ne mana vermişler ona bakalım:

Özet olarak; Allah her şeyi iki nevî, yani çeşit olarak yaratmıştır.

Meselâ; gök ile yer, güneş ile ay, gece ile gündüz, denizler ile karalar, dünya ile ahiret birer çifttir.

Aynı şekilde; hidayet ile dalâlet, saadet ile üzüntü, hayat ile ölüm, aydınlık ile karanlık, güzellikle çirkinlik, fakirlikle zenginlik, soğuk ile sıcaklık, erkek ile dişi, artı ile eksi birer çifttir.

Bu misaller daha arttırılabilir. Bunların hepsi o ayetin açılımı içerisindedir.

Ayet manen diyor ki; Ey insanlar! Bunları dikkate alarak Allah’ın kudretini düşünmelisiniz. Bu kadar çeşitli, zıtlıkları yaratan bir zat, elbette insanları öldükten sonra tekrar diriltmeye ve yaptıklarından ve yapması gerekip de yapmadıklarından hesap sormaya kadirdir...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun