Kur'an meal ve tefsirleri neden birebir aslının aynı değildir?

Tarih: 13.05.2016 - 01:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Kuran meal ve tefsirleri birebir aslının aynı olarak tercüme edilemez, onu anlayan alimin kendi yorumudur, denilmekte.
- Buna göre; Kamer 17 ve 32. ayetlerini nasıl anlamamız gerekir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Kur'an meal ve tefsirleri, Kur'an’ın ifade ettiği manalarını büyük nispette yansıtırlar.

Ancak meal ve tefsir faaliyeti, neticede beşeri bir eylem olduğu için bünyesinde;

- Yanlış anlama,
- Tam olarak kavrayamama,
- Manaya nüfuz edememe,
- Sadece zahire takılıp kalma veya zahiri manayı ihmal edip batıni manaya yönelme,
- Tevile ihtiyaç olmayan yerde tevil etme,
- İçinde büyüyüp yaşadığı şartların etkisiyle ayetleri anlama,
- Saplantı içinde olduğu bir fikrin zaviyesinden ayete yaklaşma.

gibi beşeri zaaf ve kusurları barındırabilir.

Bu illetlerle malul olan meal ve tefsirler, bu yönlerden noksan, kusurlu ve hatalı olabilirler.

Özetle noksanlık veya anlaşılmazlık, -haşa- Kur'an’a ait özellikler değil, muhataplardadır.

Bir meal sahibinin veya müfessirin âlim veya fazıl bir insan olması, bütün ayetleri tüm yönleriyle mükemmel bir şekilde anlamayı gerektirmez.

Her insan -ne kadar büyük bir âlim olursa olsun- hata yapabilir, anlayışında noksanlık olabilir. Veya anladığı manayı tam ifade edemeyebilir; Kur'an’ın vermek istediği bazı mesajları tam anlamayabilir…

Dolayısıyla meal ve tefsirlerdeki ifadelere, mutlak manada, "İlahi kelamın tıpa tıp aynısıdır." diyemeyiz. Ancak meal ve tefsir sahibinin dirayeti nispetinde, ilahi kelamdan kastedileni aksettiren manalardır, diyebiliriz.

Bir insanın yazdığı eser -bilhassa edebi eserler- bile başka dile nakledilirken pek çok noksanlıklar taşıyacağı, bu yüzden aslının yerini asla tutmayacağı erbabınca malumdur. Şu halde ilahi bir kelamın beşer tarafından tercümesinde de tabii olarak pek çok noksanlıklar olacaktır.

Kur'an bütün asırlardaki bütün beşere hitap eden bir kitaptır. Muhatapları ise, belli zaman ve mekânların çocuklarıdır.

وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْآنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ Andolsun ki Kur'an'ı düşünülsün diye kolaylaştırdık. Düşünecek yok mu!" (Kamer, 54/17) mealindeki ayet, aynı surenin 22, 32, 40. ayetlerinde de aynen yer almak­tadır.

Bu ifadeyle, Kur'an'ın;  üzerinde düşünülüp öğüt alınacak bir kitap olduğu, bu ay­dınlatıcı özelliğini önceki kavimlere dair verdiği örneklerle daha da canlı duruma getirdiği halde muhataplarınca gösterilen duyarsızlığa vurgu yapılıp bu tutum kı­nanmaktadır. (bk. Zemahşerî, ilgili ayetin tefsiri)

Bu ayetteki "düşünecek" diye çevrilen "müddekir" kelimesini "ibret alan, öğüt alan, ders çıkaran" şeklinde de tercüme etmek mümkündür.

"Düşünecek yok mu!" cümlesi "Hayırlı olanı isteyen var mı ki yar­dım edilsin!" manasıyla da açıklanmıştır. (Taberî, ilgili ayetin tefsiri)

Öte yandan bu­radaki "kolaylaştırma" anlamına gelen lafızdan hareketle Kur'an'ın kendine özgü ifade özellikleri, anlaşılma ve ezberlenmesinin kolay oluşu gibi hususlar üzerinde durulmuştur. (Mesela bk. İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun