Kulumun zannı üzereyim ile havf ve emniyeti cem'etmem. Dünyada havf içinde yaşayanlar, ahirette emniyet içinde olurlar. Bu hadis-i kudsiler ne demektir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

-Evvela her sözün kendi makamında / bağlamında ifade ettiği bir gerçek vardır. Bağlamlarını değiştirdiğiniz zaman hakikatin şekli değişir. Bu iki sözün bağlamları farklıdır. Birinde korku-ümit dengesine dikkat çekilmiş, diğerinde Allah’ın sonsuz rahmet, şefkat, ihsan ve ikram sahibi olduğu gerçeğinin gönüllere nakşedilmesi istenmiştir.

- Birinci hadiste, yalnız korku nazara verilmiyor; korku ile ümidin bileşkesi olan bir denge tablosuna dikkat çekilmiştir. İkincisinde ise, Allah’tan ümidi kesmemeye, onun her zaman rahmeti gazabından daha önde olduğu gerçeğine işaret edilmiştir.

- Birinci hadiste, bir yandan kulun günahlarını düşünerek Allah’ın azabından korkması, diğer taraftan Allah’ın sonsuz rahmetinden ümidini kesmemesi öngörülmektedir. Yani burada hem insan tarafına, hem de Allah tarafına bakan farklı iki yöne işaret edilmiştir. Oysa ikinci hadiste, insan tarafı yoktur; yalnız Allah tarafına bakmayı öngören bir ifade söz konusudur. Buna göre, insan kendi günahlarına, kendi isyanlarına bakmaksızın doğrudan Allah’ın sonsuz rahmetine yakışan bir zaviyeden bakarak, hep Allah’a karşı hüsn-ü zan beslemesinin gereğine işaret edilmiştir.

- Cevşenu’l-Kebir'de Hz. Peygamber (a.s.m)’in münacatında ifade ettiği,

“Ey adaletinden başka kendisinden korkulmayan! Ey iyiliğinden başka kendisinden bir şey beklenmeyen! Ey affından başka kendisinden bir şey umulmayan!”

mealindeki yakarışında vurgulandığı üzere, bir kimsenin Allah’ın kendisine haksızlık etmeyeceğine, bilakis daima iyilik yapan, affeden, lütuflarda bulunan bir kutsal varlık olduğuna yürekten inanması gerekir. Bu bir hüsnüzandır. Bu hüsnüzan diğer hadisteki korkuyla çelişmez. Çünkü o korku Allah’ın haksızlık yapacağından değil, adalet edeceğinden kaynaklanmaktadır. “Adalet her şeyin hakkını vermektir. Bu takdirde benim hakkım cezadır.” diyerek endişeye kapılır ve korkar.

- “Ben kulumun bana olan zannı yanındayım.” (Buharî, Tevhit,15; Müslim, Tevbe, 1) hadisi, iman-küfür bazında değerlendirildiğinde manası şöyle olur: “Kişi yaşadığı şekilde ölür ve öldüğü şekilde kalkar.” mealindeki hadisin ifade ettiği gibi, Mümin Allah’ın kendisine haksızlık yapmayan bir dost olduğunu düşünür. Kâfir ise, tek kelimeyle Allah’a düşmandır. Allah da mümine dostluk elini uzatır. Kâfire ise düşmanlığının cezasını verir.

- Bazı alimlere göre bu hadis hususi olarak kulun şu konularda Allah’a hüsnüzan etmesinin gereğine işaret edilmiştir. Şöyle ki;

Kul dua ettiği zaman, Allah’ın duasını kabul edeceğine inanır. Samimi olarak tövbe ettiğinde Allah’ın tövbesini kabul edip affedeceğine inanır. Samimi bir şekilde yaptığı ibadetlerinin Allah tarafından kabul edileceğine inanır. Bu müspet düşünceler, Allah’a hüsnüzan olduğu gibi, aksini düşünmek de Allah’a suizandır, ümitsizlik anlamına gelir ki, çok büyük bir günahtır.(bk. İbn Hacer, ilgili hadisin şerhi).

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR