Bizim her şeyimiz Allah’ın elindeyse, Allah niye bize zulmetmesin?

Soru Detayı

- Bir şeyi anlayamıyorum bir turlu, bizim her şeyimiz Allah’ın elindeyse, Allah niye bize zulmetmesin?
- Yani ben ihtiyaçlı bir varlığım, bana iyi bir hayat da verebilir kötü bir hayatta, ben bu belirsizlik içinde nasıl güvende olduğumu düşünebilir, geleceğe güvenle bakabilirim?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Siz söyler misiniz, şayet Allah’a inanmazsan, bu takdirde hayatınız hangi açıdan güvencede olur? Bu takdirde senin için bir tesadüf oyuncağı olan senin hayatın, hangi saniyede hangi tarafa savrulacağına dair bir bilgin olabilir mi?

- Allah dilerse her şeyi, herkesi bir anda yok edebilir. Fakat Allah asla kimseye haksızlık etmez. Allah’ın en açık sıfatlarından biri adalettir, onun âdil olmasıdır. Onun kendi adaletine ters düşen bir haksızlığa imza atması elbette mümkün değildir.

Kur’an’da onlarca defa kendini bize Rahman ve Rahim olarak tanıtan Allah’ın sonsuz rahmeti, değil haksızlık etmeye, hakkından çok daha fazla vermeye götüren bir unsurdur.

Hem Allah ne diye insanlara zulmetsin ki? İsteseydi, zaten yaratmazdı. Zulüm, bir intikam duygusundan kaynaklanır. Allah’ın zavallı insanlardan intikam alacak şekilde -onlar tarafından- bir haksızlığa uğraması söz konusu olabilir mi?

 “...Şu kesindir ki Allah kullarına zerre kadar bile zulmetmez..."(Al-i İmran, 3/182)

“İşte bu, sizin ellerinizle işlediğiniz  günahların karşılığıdır. Çünkü Allah kullarına haksızlık edecek değildir.” (Nisa, 4/40)

“Allah insanlara asla zulmetmez. Lâkin insanlar kendi kendilerine zulmederler.” (Yunus, 10/44)

mealindeki ayet ve benzerlerinde, Allah’ın kullarına asla haksızlık etmeyeceği defalarca vurgulanmıştır.

- Acaba, sonsuz rahmet sahibi, yalana asla tenezzül etmeyen, istediğini anında yapabilen sonsuz bir kudrete sahip olan yüce yaratıcı Allah’a güvenmek mi; yoksa kör, sağır, cansız, akılsız tabiata, sebeplere mi güvenmek daha akıllıcadır?

“Biz neden Allah’a tevekkül etmeyelim ki gireceğimiz yolları bize O gösterdi.” (İbrahim, 14/12),

“Onlar öyle kimselerdir ki halk kendilerine: 'Düşmanlarınız olan insanlar size karşı ordu hazırladılar, aman onlardan kendinizi koruyun.' dediklerinde, bu tehdit onların imanlarını artırmış ve ‘Hasbunallah ve ni’me’l-vekil’ (Allah bize yeter. O ne güzel vekildir!) demişlerdir.” (Al-i İmran, 3/173)

mealindeki ayetlerin işaret ettiği gibi, iman hem nurdur, hem kuvvettir. Hakiki imanı elde eden adam bütün dünyaya meydan okuyabilir ve bütün dünya bomba olup patlasa ihtimaldir ki onu korkutmaz.

Kur’an’da defalarca “Allah’a tevekkül edin / ona dayanın, ona güvenin; iman edenler Allah’a tevekkül ederler / ona güvenirler” manasına gelen ifadelere yer verilmesi, insanın istikbalini güvenceye alan yegâne yolun Allah’a iman olduğunu göstermektedir.

-“Şayet siz onlara (Allah’tan başka taptığınız, bel bağladığınız şeylere) seslenirseniz çağrınızı işitemezler. Faraza işitseler bile size cevap veremezler. Kıyamet günü ise sizin kendilerini, ibadette Allah’a ortak saymanızı reddedeceklerdir.” (Fatır, 35/14)

mealindeki ayette, Allah’tan başka insanın güvenmesine layık hiçbir varlığın olmadığına işaret edilmiştir.

Demek ki yegâne sığınılacak Allah’tır. Allah’a güvenmek imanla yakından ilgilidir. Hakiki manada Allah’ın bir olduğuna iman emek, Allah’a tevekkül etmeyi, ona dayanmayı, ona güvenmeyi gerektirir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
EN ÇOK SORULANLARDAN
UYGULAMALAR