Köpek oturuşu şekli nasıldır?

Soru Detayı

Kayle binti Mahreme (r.a.) de şöyle demiştir: “(Müslüman olmak için geldiğimde) Rasûlullah’ı (s.a.v.) dizlerini karnına dayamış, dizlerini elleriyle tutup kaba etleri üzerine oturmuş vaziyette gördüm. Onu böyle huşû ve huzû’ içinde mütevâzi bir vaziyette oturur görünce, korkudan irkildim.”
köpek oturuşunu araştırdığımda ayaklarını dikip, kabaları üzerinde oturma şeklinde de bir şekil olduğunu öğrendim. Fakat peygamberimizin (s.a.v) oturma şekliyle farkı nedir onu anlayamadım.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Rivayetlerde uygun görülmeyen, sakıncalı bulunan ve köpek oturuşu diye ifade edilen oturuş şekli, kalçayı yere yayarak dizleri dikmek, elleriyle de yere dayanarak köpek oturuşuna benzer bir şekilde oturmaktır.

Yoksa dizleri yukarıya dikip uylukları da karnına dayayarak, elleri veya kollarıyla birbirine bitiştirilmiş olan dizlerini tutarak oturma tarzı sünnettir.

İlgili iki rivayet şöyledir:

İbni Ömer radıyallahu anhümâ, “Resûlullah aleyhissalatü vesselamı Kâbe’nin avlusunda elleriyle dizlerini tutarak şöyle otururken gördüm.” dedi ve uyluklarını karnına dayayıp kolları ile dizlerini tutarak ve kaba etleri üzerine oturarak Resulullah’ın oturuş tarzını tarif etti. (Buhârî, İsti’zân 34)

Kayle Binti Mahreme radıyallahü anha şöyle demiştir:

“Resûlullah aleyhissalatü vesselamı dizlerini karnına dayamış, ellerini koltuklarının altına koyup, kaba etleri üzerine oturmuş vaziyette gördüm. Resûlullah aleyhissalatü vesselamı böyle huşû ve huzû içinde mütevazi bir vaziyette oturur görünce, korkudan irkildim.” (Ebû Dâvud, Edeb 22)

Arapçada “ihtibâ” diye adlandırılan bu oturuş, dizlerini yukarıya dikip uyluklarını da karnına dayayarak, elleri veya kollarıyla birbirine bitiştirilmiş olan dizlerini tutarak oturma tarzıdır.

Bu oturuş biçimi Peygamber Efendimizin çokça yaptığı, hatta Kâdî İyâz’a göre bağdaş kurarak oturmaktan daha çok tercih ettiği tarzdır. Tesettürün tam sağlanması ve avret yerinin açılma ihtimali gibi bir durumun olmaması, bu oturuş şeklinin tercih sebebi olmalıdır.

Ebû Saîd el-Hudrî de, “Resûl-i Ekrem Efendimiz oturduğu zaman dizlerini dikip uyluklarını karnına yaslar kollarıyla da dizlerini tutarak otururlardı.”  der. (Ebû Dâvud, Edeb 22)

Sahâbe-i kirâm da çoğu kere böyle otururlardı. Toplumumuzda da bu oturuş biçiminin yaygın oluşu, her halde bu sünnetin uygulanışından kaynaklanmaktadır.

Kayle Binti Mahreme de, bir heyetle birlikte, Müslüman olmak üzere Medine’ye ilk geldiğinde Peygamber Efendimizi böyle otururken görmüştü. O, bu esnada gördüğü olayları etraflıca anlatmış bulunmaktadır. Hatta bu rivayetin detayından öğğrendiğimize göre, Peygamber Efendimizin meclisinde bulunanlardan biri, Kayle’nin korkudan sarsıldığını görüp durumu fark etmiş ve Peygamberimize:

- Yâ Resûlallah! Şu fakir kadıncağız korkup sarsıldı, deyince, Peygamber Efendimiz arka tarafında durmakta olan Kayle’ye, kendisini görmeksizin eliyle işaret ederek:

- Ey fakir kadıncağız! Sakin ol ve gönlünü rahat tut, buyurmuşlar. Kayle diyor ki:

- Resûlullah aleyhissalatü vesselam böyle söyleyince, Allah kalbimdeki korkuyu ve irkilme hissini giderdi. (bk. İbn Sa‘d, Tabakat, I, 317-320)

Kayle’nin burada anlattığı oturuş biçimi ile bir önceki İbni Ömer hadisinde tarif edilen oturuş biçimi arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır. Yegane fark, anlatım tarzından ve ayrıntılara gösterilen dikkatten ibarettir.

Bir başka dikkat çeken husus da, Peygamberimizin oturuşundaki huşû ve huzûun, mütevaziliğin görenlerde saygı ve irkilme hissi uyandırmasıdır.

Buna göre:

- Peygamber Efendimiz, oturuşunda da mütevazi idiler. Onun oturuşu bir huşû ve hudû halini yansıtırdı.

-. Peygamber Efendimiz, kendisini görenler üzerinde bir saygı, sevgi ve kalpten gelen bir irkilme hissi uyandırırlardı.

- Peygamber Efendimiz uyluklarını karnına yaslayıp, dizlerini dikerek kollarıyla da dizlerini tutmak suretiyle oturmayı pek severdi.

- Ashab-ı kiram da onun gibi oturmaktan hoşlanırdı.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
5.635 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun