Kocam, anne babasına aşırı bağlı, ne yapmalıyım?

Tarih: 11.12.2019 - 11:55 | Güncelleme:

Soru Detayı

Kocamla severek evlendik. Ancak şimdi tamamen değişti. Kendimi sahipsiz hissediyorum. Annesiyle ilgili hiç bir şey söyletmiyor. Annesini aşırı seviyor. Onu yalnız bırakacaklarından korkuyor. Çok sıkıldım ne yapmalıyım? Mobilyalarımı onlar beğenip aldılar. Şimdi ne kadar iyi de davransalar affedemiyorum. "Ailem hiç bir şeye karışmaz." dedi, ama aldığımız halının desenine varana kadar karıştılar. Eşim rahatsız oluyor bazen ama tepkisini yeterince belli etmiyor. Babası "Evlatlıktan reddederim, isterseniz gelmeyin, sorun oluyorsa biz de gelmeyiz." gibi laflar söyledikçe daha da bağlanıyor.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Kişilerin birbirini severek evlenmesi ve çiftler arasında kalbi bir sıcaklığın var olması huzurlu bir evlilik için arzu edilen bir kriterdir. Ancak bu sevgi, daha sonra korunmaz, hatta artarak devam etmezse, tek başına mutlu bir evliliğin garantisi olamaz. Bu sevgiye gölge düşürecek tutum ve davranışlar kişilerde daha büyük bir hayal kırıklığı meydana getirir.

Peki, bu nasıl olur?

Eş seçimi sürecinde kişi kendisini ve aynı zamanda eş adayını iyi tanımadığında ileride evlilik hayatında kendisini bekleyen sıkıntı alanlarını tam olarak bilemez. Ayrıca bu süreçte her iki taraf da birbirlerinin iyi ve güzel yönlerine odaklandıkları için, bir diğerinin kendi kişilik yapısına uymayan özelliklerini göz ardı eder ve önemsemez. Bazen de kişi, karşı tarafı evliliğe ikna etmek için, kendisi ve ailesi ile ilgili bazı şeyleri gizleyebilir veya inkar edebilir.

Evlendikten sonra, romantik duyguların yerini hayatın gerçekleri alınca veya kişiler gerçek kimliklerine geri dönünce, karşı tarafın davranışları hayal kırıklığı, kızgınlık ve öfke duyguları doğurur. Nitekim sizde de iki taraflı bir hayal kırıklığının yaşandığı anlaşılıyor. Kocanızın “ailem hiç bir şeye karışmaz", demesine rağmen, şimdi buna izin vermesi ve sizi yalnız bırakması, sizde büyük bir hayal kırıklığı oluşturmuş. Aynı şekilde sizin de daha önce kocanızın ailesine ses çıkarmamanıza rağmen, şimdi sesinizi yükseltmeniz ve eleştirmeniz onda hayal kırıklığı doğurmuş.

Ailelerinizin, yeni kuracağınız yuvaya ne kadar müdahale edebileceğini nişanlılık döneminde eşinizle karşılıklı konuşup bir mutabakata varabilseydiniz, belki de bugünkü hayal kırıklıkları ve diğer olumsuz davranışlar yaşanmayacaktı. Veya siz doğrudan eşinizin ailesine, onları rencide etmeyen bir üslupla bu konudaki rahatsızlığınızı ifade edip sınırlarınızı kararlı bir şekilde çizebilseydiniz, muhtemelen bugün ilişkiniz daha uyumlu olacaktı.

Temel sorununuza gelince; kocanızın annesine ve ailesine bağlı değil de “bağımlı olduğu” anlaşılıyor. Ailesine bağımlı erkeklerin evliliklerinde ciddi sorunların yaşanma ihtimali çok yüksektir. Çünkü bu kişiler, yeni oluşturdukları çekirdek aileleriyle, köken aileleri arasındaki sınırı ve sorumlulukları tam çizemezler. Hatta köken ailelerine daha çok önem verir, eşlerini ve çocuklarını ihmal ederler.

Böyle bir erkek, Allah’ın emaneti olan kendi hanımına vereceği destekle, dünyaya gelmesine vesile olan anne-babasına göstereceği saygı ve maddi- manevi yardım arasında dengeyi koruyamaz. Sık sık sınır ihlalleri yaşandığı için de aslında her iki taraftan da yoğun psikolojik baskı altında kalır. Buna ailelerin ve eşlerin, iletişim hataları da eklenince olay, içinden çıkılmaz bir evlilik sorununa dönüşür.

Sorunun çözümü için her iki eşe de büyük sorumluluklar düşmesine rağmen, bu durumda sizin daha çok dikkatli davranmanız gerekir. Çünkü çözümün anahtarı çok büyük oranda sizin elinizdedir. Önereceğimiz çözüm yöntemini Allah’tan yardım dileyerek sabırla uygulayın:

- Öncelikle, kocanızla aranızı tekrar düzeltip önyargısız ve normal bir iletişim ortamını oluşturmak için onu anladığınızı hissettirin. Yani kocanızın duygularını, içinde bulunduğu durumu anlayarak çözüme yönelmekle işe başlayabilirsiniz. Çünkü eşler hayat arkadaşını anlamaya çalışmadıkça; evlilikte yaşanan duygusal, cinsel, sosyal, ekonomik ve ailevi sorunlar; aynı kısır döngü içinde tekrar edip, her iki eşi de bıktırır. 

Unutmayın, burada acı çeken, mutsuz olan iki kişi var. Çünkü siz, daha çok incinmiş, haksızlığa uğramış olsanız bile, kocanızın da yıprandığı ve zor durumda olduğu kesindir. Ayrıca onun “bağımlı” olmak gibi özel psikolojik bir durumu da var, bunun yanında ciddi korkuları ve kaygıları var. Üstelik bağımlı olmayı kendisi seçmemiş, muhtemelen anne-babasının yanlış eğitimi sonucu bağımlı hale gelmiştir, daha da kötüsü kendisi bunun farkında bile değildir.

Bu gerçeğe rağmen, konuya sadece kendi açınızdan bakarsanız, diğerinin acısını ve psikolojik sıkıntılarını inkar etmiş olursunuz. Arıca anlaşılmamış olmak onu size karşı öfkelendirmekten başka bir işe yaramaz. Kocanıza, onu anladığınızı hissettirirseniz, öfkesi azalır, ailesini savunmaktan vaz geçer. Onu anlarsanız, aynı zamanda sizin de ona karşı olan öfkeniz, belki de acımaya dönüşecek, ona kızmak yerine yardım edip bu durumdan kurtarmaya çalışacaksınız.

- Bunun yanında, kocanızın kendisini sizin yanınızda rahat hissedeceği, iyi vakit geçireceği tutum ve davranışları göstermeniz de çekirdek ailesine bağlanmasına katkı sunacaktır. Burada kocanızın sevgi dilini keşfetmeniz son derece önemlidir. Yani ne yaptığınızda, nasıl hitap ettiğinizde kendisini iyi hissediyorsa, onu yapmanız, kocanızı size ve evine daha çok bağlayacaktır. Örneğin, annesinin ona nasıl davrandığına dikkat edin, kocanızın sevgi dilini de keşfedersiniz. Size ve çekirdek ailesine bağlandıkça, sorunları konuşmak daha kolay olacaktır.

- Ailesine bağımlı kişilerle evlilik sorunlarını çözerken en etkili anahtar onu anlamanın yanında “uygun iletişim dilini” bilmektir. Bunun için kocanızla yaşadığınız ve sizi rahatsız eden her türlü sorunu sağlıklı bir iletişimle dile getirin. Yani onu suçlayarak değil, onu anladığınızı hissettirerek, onun yanında olduğunuzu göstererek konuşun. Bunun yanında sorunu sadece, sizi rahatsız eden yönüyle ve ben-diliyle anlatın. Böyle yaparsanız muhtemelen kocanız size karşı duyarsız kalmayacaktır.

Karşı tarafı anladığınızı gösterip, sadece kendi rahatsızlığınızı yine kendi açışınızdan dile getirseniz, kocanız bundan rahatsız olmayacaktır. Ayrıca, o da size zamanla empati duymaya başlayacak, hatta acıyacaktır. Bu değişim belki aniden ve birden olmayacaktır. Ama siz sabırla aynı iletişim biçiminde onun sorunu anlamasına yardımcı oldukça değişim de hızlanacaktır.

- Sadece kocanızı değil,  ailesini de hatalı bile davransalar eleştirmeyin. Eleştirdikçe kocanızın ve ailesinin sizinle ilgili önyargılarını pekiştirirsiniz. Ayrıca belki de en önemlisi;  erkek, karısının kendi ailesine yönelik her eleştirisini  kendi üzerine alır ve tepki verir. Kadın, kocasının ailesini suçladıkça, eleştirdikçe erkek savunmaya geçer. Çünkü bir erkeğe, “ailen kötüdür” demek o erkeğe “sen kötüsün” demek gibidir. Daha doğrusu erkek böyle algılar ve hanımı ile muhabbetini en asgari düzeye indirir. Tekrar tekrar kırılmamak için araya duygusal mesafe koyar.

Toplumsal yapımızdan kaynaklanan bu algıdan dolayı, iyi niyetle de olsa, kocanızın yanında ailesini eleştirmeyin. Sizi rahatsız eden davranış ve sözleri olursa da içinize atmayın, dile getirin, ama ben diliyle anlatın.

Hatta kocanız, kendi ailesini eleştirdiği zaman siz ona müsaade etmeyin, kayınvalide ve kayınpederinizin bu eleştiriyi hak etmediklerini ifade edin. Böyle davranırsanız,  kocanız sizin ailesine karşı önyargılı olmadığınıza kanaat getirecek, hatta onların yanında sizi savunmaya başlayacaktır. Çünkü gelin-kaynana veya kayınpeder ilişkilerinde birçok sorun karşılıklı önyargılardan kaynaklanır.

Bazen, gelinin çekirdek ailesini korumak için attığı adım, karşı tarafta “çocuğumuzu bizden uzaklaştırmak istiyor,” şeklinde algılanır. Veya erkek, karısının yüzünden ailesinden kopacağından korkar. Bazen de ailelerin müdahalesi önyargı ile gelin veya damatta saplantı haline de gelir. Nitekim başkasından gelen bir öneri, teşekkürle karşılanırken, eşin ailesi tarafından gelen bir öneri “müdahale” olarak algılanır.

- Bu aşamadan sonra ailelerinizle ilişkinizin sınırlarını kocanızla konuşabilirsiniz. Ancak bunun kocanız tarafından kabul görmesi için, sadece kendinizin değil, onun da durumunu, ailesinin beklenti ve anlayışını nazara alıp ortak bir yol bulmalısınız.

Çözüm her iki tarafın da bir adım atıp orta bir yerde buluşması ile mümkündür. Örneğin onunla aranızın iyi olduğu bir zamanda şöyle diyebilirsiniz:

“Evimin direği, seninle severek evlendim ve bundan hiç pişman değilim, seni hala seviyorum, takdir ediyorum. Ancak evliliğimizde rahatsız olduğum, huzursuz olduğum bazı şeyler var. Senin ailene olan saygını, onların sana bağlılığını da anlıyorum. Ama bunun aşırıya kaçtığını ve ilişkimize zarar verdiğini düşünüyorum ve görüyorum. Sen, her defasında onların yanında yer aldığın zaman ben kendimi çok değersiz hissediyorum. Ben, Allah tarafından sana emanetim ve her konuda senin yanında güvende olduğumu hissetmek istiyorum. Desteğine, sevgine ve ilgine ihtiyacım var.”

Sağlıklı bir iletişim ve üslup yanında,  önyargılar da karşılıklı olarak kırıldığı zaman, ilişkiler de normale döner. Bundan dolayı, bu adımı kocanızdan veya ailesinden beklemeyin, iyi niyetle siz adın.

Tüm bunlara rağmen bir sonuç alamazsanız kocanızla birlikte bir psikoloğa başvurmakta fayda vardır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Okunma sayısı : 5.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun