Kıyamet koparken canlılar nasıl sorgulanacak?

Tarih: 19.10.2022 - 10:52 | Güncelleme:

Soru Detayı

- İslam'a göre her canlı sorguya çekilecektir. O halde deniz canlıları denizdeyken, hatta denizler kaynarken bile nasıl sorgulanacak?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Kıyametin kopma zamanında bir hesaplaşma olmayacak.

Canlıların mahşer günü bir araya gelmesi, kıyamet koptuktan ve yeniden diriliş gerçekleştikten sonra olacaktır. İşte hesaplaşma da bu yeniden dirilip haşirde hep beraber toplanmadan sonra gerçekleşecek.

"Kıyamet" kelimesi hem kıyametin kopması hem de kıyamet koptuktan sonra yeniden dirilişi ve bu dirilişten sonra meydana gelecekleri ifade eder.

Bu açıdan kıyamet koptuktan sonra yeniden dirilişte olacak hesaplaşma ile kıyamet koparken meydana gelecek dehşetli haller farklı zamanlarda ve farklı yerlerde olacaktır.

Kıyamet hallerini;
- Sura üfleniş,
- Bas (yeniden diriliş),
- Haşir (mahşer meydanında toplanma),
- Hesap,
- Cennet ve cehennem durakları

olmak üzere beş merhalede incelemek mümkündür.

1. Sura Üfleniş

Kur'an-ı Kerîm’de kıyametin fiilen kopması “sura üflenmek” eylemiyle ifade edilmiştir. Genellikle “üflemeye yarayan boynuza benzer boru” diye anlam verilen "sur"un mahiyeti hakkında sahih bilgi bulunmamaktadır. (bk. Ragıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “svr” md.)

On ayette geçen “sur” ile aynı manada kullanılan “nâkūr” kelimeleri yer aldıkları ayetlerin muhtevaları çerçevesinde ele alınınca, üflenişin iki defa olacağı anlaşılır.

Bunların birincisi yer küresinin bağlı bulunduğu kozmik sistemin değiştirilmesini, ikincisi de bütün ölülerin diriltilip kabirlerinden hesap meydanına hareket etmesini sağlamak için olacaktır. (Sura üfleyişin üç defa olacağı yolundaki telakki ile bunun aksini savunan görüş için bk. Kurtubî, Tefsir, 1/302-303; İbn Kesîr, Tefsir, 1/224-227)

Sura ilk üflenişin ve dolayısıyla kozmik düzende meydana gelecek değişikliklerin dehşetini tasvir eden birçok ayet vardır. Bu tür ayetlerin beyanına göre sura bir defa üflenmekle;

- Yer küresi dağlarıyla birlikte yörüngesinden çıkarılıp parçalanacak, olup bitmesi gereken mutlaka gerçekleşecek, gök de yarılıp düzensiz bir şekle bürünecek (bk. Hâkka 69/13-16),
- O gün Güneş dürülüp karanlığa gömülecek, yıldızlar kararıp dağılacak, dağlar yerlerinden koparılıp parçalanacak, vahşi hayvanlar bir araya getirilecek, denizler kaynatılacak (bk. Tekvîr 81/1-6),
- İnsanlar şaşkın şaşkın uçuşan pervanelere benzeyecek, dağlar da atılmış renkli yünler gibi olacaktır (bk. Kāria 101/4-5).

2. Ba’s (Yeniden Diriliş)

“Uykudan uyandırmak, yeniden diriltmek” anlamına gelen basın sura ikinci üflenişle başlayacağı anlaşılmaktadır. Sura iki defa üflenişi bir arada zikreden Zümer suresindeki ayette, “Ona bir daha üflenince insanlar bir anda ayağa kalkıp etraflarına bakacaklardır.” denilmekte (39/68), Yasin suresindeki ifade de bunu desteklemektedir (36/51).

Ba‘sı konu edinen ayetler kabre atıf yapmakta, ancak yeni diriltmenin mahiyeti hakkında bilgi vermemektedir. Çürümüş kemiklerin yeniden hayata kavuşturulmasını aklına sığdıramayan inkârcıyı eleştiren ayetler, bunun imkân dahilinde olduğunu ilk yaratılış örneğini hatırlatarak kanıtlamakta (bk. Yasin 36/77-79), aslında göklerin ve yerin yaratılmasının insanları yaratmaktan daha muazzam bir şey olduğu (bk. Mü’min 40/57; Nâziât 79/27), bunu gerçekleştirmekten aciz kalmayan Allah’ın ikinci yaratmayı da gerçekleştirmeye elbet muktedir olduğu belirtilmektedir (bk. Rum 30/27; Kaf 50/15).

Bunun yanında Hz. Peygamber (asm) Efendimiz'den nakledilen bir hadise göre, sura iki üflenişin arasında kırk yıl kadar bir zaman geçecek ve ba‘s, bedenin kuyruk sokumunda bulunan ve çürümeyen tek unsur durumundaki maddeden (acbü’z-zeneb) geliştirilecektir. (bk. Müsned, 2/322; Buhârî, Tefsîr, 39/4, 78/1; Müslim, Fiten, 141-143)

Ayrıca kabrinden ilk defa Hz. Muhammed’in (asm) kalkacağı belirtilmiştir. (bk. Buhari, Tefsîr, 39/4; Müslim, Fezail, 3)

3. Haşir (Mahşer Meydanında Toplanma)

“Toplamak, bir araya getirmek” anlamına gelen haşir, yeniden diriltilen insanların hesap meydanına sevkedilmesini ifade eder. Toplanılacak yere “mahşer, mevkıf” (durup bekleyecek yer) veya “arasat” (birleştirilmiş boş araziler) denir.

Kur’ân-ı Kerîm’in kırkı aşkın âyetinde yer alan haşir kavramı, daha çok kıyametin tasviriyle ilgilidir. (M. F. Abdülbâkī, el-Muʿcem, “ḥaşr” md.)

Bu ayetlerin beyanına göre başta mükellef olan insanlar ve cinler, ayrıca hayvanlar, şeytanlar, melekler ve tapınılan putlar haşredilecektir. (bk. Al-i İmran 3/158; Enam 6/51, 72, 128; Sebe’ 34/40-41; Ahkaf 46/6; Tekvir 81/1-6)

Bunca kalabalıkların toplanma yerine sevkini, bunları kapsayacak geniş meydanı gerek Allah’a gerekse birbirine yönelik hak ve sorumluluklarının muhasebesinin gerçekleştirilmesini beşer muhayyilesine sığdırmak imkânsız gibi görünürse de semavat ve arzın bütün ordularına sahip bulunan yüce yaratıcı için (bk. Feth 48/4, 7) bunun basit bir iş olduğu belirtilir:

“Şüphe yok ki hayat veren de ölümü gerçekleştiren de biziz; her mükellefin dönüp varacağı yer bizim katımızdır. O gün yeryüzü üzerlerinden süratle açılır. Onları bir araya toplamak bizim için kolay bir şeydir.” (Kaf, 50/43-44)

Haşrin vuku buluş şekli hakkında daha çok hadis rivayetlerinde bazı açıklamalar mevcuttur. Bu tür naslarda dehşet verici tasvirlerin, selim yaratılışlarının istikametini yanlış yöne çevirmek suretiyle manevi gerçekleri inkâr eden ve başkalarına din özgürlüğü tanımayan zalimlere yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Ana konusu kıyameti tasvir etmekten ibaret olan Mearic suresinde, dünyada dinî ve manevi konulara ilgi göstermeyip hayatlarını oyun ve eğlence içinde geçiren kişilerin mezarlarından aceleyle fırlayıp bir hedefe doğru koşuyormuş gibi hareket edecekleri ifade edilmekte ve bu esnada gözleri aşağıya düşmüş, zillete duçar olmuş bir vaziyette olacakları haber verilmektedir. (bk. Mearic, 70/43-44)

Kur'an-ı Kerîm’de yer alan başka bir tasvir de şöyledir:

“Sakın Allah’ı zalimlerin yaptıkları kötülüklerden habersiz sanma! Allah sadece onlara gözlerin dehşetten dışarı fırlayacağı bir güne, başları bir medet umarcasına kalkık, kendilerine bile dönüp bakamayacak bir şaşkınlık içinde ve çaresizlikten dolayı zihinleri bomboş bir durumda koşuştukları güne kadar zaman tanımaktadır.” (İbrâhîm 14/42-43)

4. Hesap

“Saymak, hesap etmek, hesaba çekmek” manalarına gelen hesap (hisab), arasat meydanında toplandıktan sonra sual, kitap, mizan ve iyiliklerle kötülüklerin hesaplanması gibi ahiret hallerini kapsar.

Kur'an-ı Kerîm’de ölçü ve tartıda hile yapanların ahiretteki acıklı hallerine temas edilirken, kıyamet “bütün insanların rabbü’l-alemînin huzurunda divan duracağı büyük bir gün” olarak tasvir edilir. (bk. Mutaffifîn 83/1-6)

Hz. Peygamber (asm), sözü edilen ayetleri hatırlatarak, kıyamet gününde Güneş'in insanlara çok yaklaşacağını ve kişilerin amellerine göre topuklarından boğazlarına kadar yükselen bir ter içinde kalacaklarını belirtmiştir. (bk. Buhari, Rikak, 47; Müslim, Cennet, 60-62)

Güvenilir hadis kaynaklarında zikredildiğine göre kıyamet gününde hesap meydanında toplanma ve hesap öncesi bekleşme uzun sürecek, nihayet insanlar Hz. Âdem’den başlamak üzere Nuh, İbrahim, Musa ve İsa’ya başvurup hesabın başlaması için Allah’a niyazda bulunmalarını isteyecek, fakat her birinin buna cesaret edemeyeceğini söylemesi üzerine Resûlullah’a başvuracaklar, onun huzûr-i ilâhîdeki dua ve niyazından sonra hesap başlayacaktır. (bk. Buhârî, Tefsîr, 17/4; Müslim, Îmân, 322-328)

Konuyla ilgili naslardan hesaba çekilmenin sorgulama ile başlayacağı ve ilke olarak sorumluluğun ferdî olacağı anlaşılmaktadır.

“Kimse başkasının günah yükünü taşıyamaz. Kendi yükü ağır gelen kimse onu taşımak için başkasına çağrıda bulunsa ve o yakını da olsa günahının hiçbir kısmını üstlenemez.” (Fatır 35/18)

Bununla birlikte başkalarının hak yolundan sapmasına sebep olanlar kendi günahlarıyla birlikte saptırdıkları kimselerin günahlarından da sorumlu olacaklardır. (bk. Nahl 16/24-25; Ankebût 29/12-13)

“İnsanlara zulmedenleri, aynı çizgideki arkadaşlarını, uğruna zulmettikleri ve Allah’ı bırakıp tanrı edindikleri putları bir araya getirin ve hepsini cehennemin yoluna sevkedin. Durdurun onları, sorgu ve hesaba çekileceklerdir.” (Sâffat 37/22-24)

mealindeki ayetlerle kitapları sağdan verilecek kimselerin hesap vermesinin kolay olacağını ifade eden ilâhî beyan (bk. İnşikak 84/7-9), kıyametteki sorgu ve hesabın inkârcılar ve zalimler için çetin geçeceğini göstermekte, bunun yanında samimi müminler için elem verici bir durumun söz konusu olmayacağına işaret etmektedir.

Resulullah’ın, (asm) inceden inceye hesaba çekilecek kimselerin hüsrana uğrayacağını söylemesi üzerine Hz. Aişe, İnşikak suresindeki ayeti hatırlatarak hesabın kolay geçmesinin gerektiği yolunda bir fikir ileri sürmüş, bunun üzerine Resul-i Ekrem, “O ayetin bahis konusu ettiği şey hesap değil arzdır.” şeklinde cevap vermiştir (bk. Buhârî, Rikak, 49; Müslim, Cennet, 79-80)

Bu tür nakillerden hareketle iman ve iyi davranış sahibi kimselerin tabi tutulacağı hesabın genel bir kontrol niteliğinde olacağını söylemek mümkündür. Başta Buhârî ve Müslim olmak üzere muhaddisler, hesaba çekilmeden birçok kişinin cennete gireceğini ifade eden hadisler nakletmişlerdir. (Miftâḥu künûzi’s-sünne, s. 126-127; çeşitli rivayetler için bk. İbn Kesîr, II, 147-160)

Bu nevi hadisleri sözü edilen arz niteliğindeki kolay hesap kontrolü şeklinde anlamak mümkündür.

5. Cennet ve Cehennem Durakları

Kıyamet hallerinin sonuncusu, ebedî saadet ve ebedî hüsran yeri olarak tanıtılan cennetle cehennemdir.

Kur'an-ı Kerîm’in birçok ayetinde bu iki kavram karşılıklı olarak zikredilmekle birlikte, Araf suresinde aynı adla anılan üçüncü bir mekândan söz edilir. (bk. Araf, 7/46-49)

“Cennet ile cehennemi birbirinden ayıran surun yüksek kısmı” diye tanımlanan arafta kalacak kişilerin kimler olacağı konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştür. (bk. Muhammed b. Ahmed el-Kurtubî, II, 24-28; DİA, III, 259)

Araf ehli melekler, peygamber ve şehitler gibi seçkin kişiler değil müşriklerin çocukları, fetret ehli veya iyiliğiyle kötülüğü eşit durumda bulunan kimseler de olsa tercih edilen görüşe göre bunlar da sonuçta cennete girecektir.

Böylece ahiret âleminde cennetle cehennemden başka nihaî bir durağın bulunmadığı anlaşılmaktadır.

İlave bilgi için tıklayınız:

Hayvanların mahşerde hesaplaşması nasıl olacak?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun