Kalbin yaptıkları var mı?

Tarih: 03.03.2022 - 16:10 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İnsanda en önemli bir merkez, kalptir. Bedendeki el ve ayağın, göz ve kulağın fiilleri olduğu gibi kalbin de fiilleri vardır.

Kalp, bu fiillerin bazısından sorumludur, bazılarından ise muaf sayılır.

Muaf olduğu şeyler, kalbe gelen vesveseler veya kalbinden geçen bazı günahlardır. Mesela kişi, içinden hırsızlık yapmayı tasarlasa, fiilen hırsızlık yapmadığı sürece hırsız sayılmaz. Ama ideal olan hayalen bile olsa böyle kötülüklerden uzak kalmaktır.

Kalbin sorumlu olduğu fiilleriyle ilgili misal olarak şu ayetlere bakalım:

“…Bununla beraber hata ile yaptığınız yeminlerde üzerinize bir günah yoktur. Fakat kalplerinizin kasdettiğinde vardır.” (Ahzab, 33/5)

 “Şahitliğinizi inkâr edip gizlemeyin, onu kim inkâr ederse mutlaka onun kalbi vebal içindedir.” (Bakara, 2/283)

“...(o münafıkların) kalpleri iman etmedi.” (Maide, 5/41)

El tutar, ayak yürür, göz görür, kulak işitir… Bunlar “azaların fiilleridir.”

Bir de kalbin fiilleri vardır ve bunlar en büyük fiillerdir. Mesela, iman etmek veya inkâr etmek, sevmek veya nefret etmek kalbe ait fiillerdir. Öte yandan niyetler, ihlas, takva gibi durumlar da kalbin fiilleriyle alakalıdır.

Bu meyanda Hz. Peygamberin (asm) şu meşhur hadisini hatırlayabiliriz:

“Ameller niyete göredir. Herkese ancak niyetinin karşılığı vardır. Kim Allah ve Resulü için hicret ederse, hicreti Allah ve Resulünedir. Kim de erişeceği bir dünyalık veya evleneceği bir kadından dolayı hicret ederse, onun hicreti de hicretine sebep olan şeyedir.” (Müslim, İmare, 155)

Yaptığımız bütün ameller, kalbimizden geçen niyete göre hüküm alır. Mesela, bir insan iyi niyetle bir iş yapsa, ama sonuç kötü olsa, niyetine göre sevap alır. Öte yandan kötü niyetle bir iş yapsa, ama sonuç iyi olsa, günahkâr olur.

 “Zulmedenlere en küçük bir meyil bile göstermeyin, yoksa ateş size de dokunur.” (Hûd, 11/113)

İman ve küfür (inanmak ve inkar etmek), sevmek ve nefret etmek, bir şeye razı olmak veya olmamak gibi fiiller doğrudan kalbe aittir. İnsan bu gibi fiillerinden sorumlu olduğu gibi, benzeri bir şekilde küfre ve zulme razı olmak da kalbe ait fiillerdendir.

Kişi, durduğu yerde bu türden çok günahlara girebilir. Partisinin yanlışlarına rıza gözüyle bakan fanatik bir partili, savaşlarda yapılan zulümleri evinde TV’den seyrederken “Oh, ne iyi olmuş!..” diyen biri aynen o yanlışlara ve o zulümlere ortak olur, günaha girer.

Önemli bir not:

Şeytanın işlerinden biri, insanların kalplerine vesvese vermektir. Özellikle hassas bir tabiata sahip olanlarda şeytan bu damarı hayli işletir. Özellikle abdesti, gusül abdesti ve namaz konusunda hayli vesveseler verdirir. Öyle ki bu hale müptela olan biri defalarca abdest alır, tekrar tekrar namazını iade eder. Bazıları da artık baş edemeyip namazı bırakır.

Halbuki bu yansımalar imana da ibadetlere de asla zarar vermez ve kişi bunlardan sorumlu olmaz.

Örneğin, aynaya yansıyan pislik, pis değildir, aynadaki yılan sureti ısırmaz ve ateşin timsali yakmaz. Onun gibi insanın kalp ve hayal aynasına iradesi ve rızası dışında bazı pis ve çirkin manalar gelse, bunların o kimseye bir zararı yoktur. Çünkü kalbi böyle bir şeyden hoşlanmamaktadır. Küfrü tasavvur etmek küfür değildir, fena şeyleri hayal etmek onları onaylamak anlamına gelmez. Bu durumda bunların şeytanî bir ilka olduğu anlaşılır.

Demek ki bunlar kalbin fiilleri değildir, şeytanın dürtüleridir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 500+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun