Allah, kazasını infaz ederken kulun aklını alır,.. anlamındaki hadis sahih midir?

Soru Detayı

"Allah kaza ve kaderinin infazını istediği zaman, akıl sahiplerinin aklını başından alır ve takdir buyurmuş olduğu şeyi infaz eder. Bu infazdan sonra olara akıllarını geri iade eder ve onları nedamet duygusu kuşatır." (Ramuzu’l-Ehadis, s. 344)

- Bu hadisi nasıl anlamalıyız?
- Bu hadisin Cebr inancıyla ne alakası var?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Evet, Hz. Ali’den gelen böyle bir rivayet var. (bk. Suyutî, el-Camiu’s-sağir, Daru’l-kütübi’l-Arabiye, 1373/1954, 1/28)

- Suyutî, bu rivayet için herhangi bir tahlilde bulunmamıştır.

- Elbanî, bu rivayetin zayıf olduğunu bildirmiştir. (bk. Daifu’l-Camii’s-sağir, no: 322)

- Deylemi, bu rivayeti İbn Ömer’den nakletmiştir. (bk. el-Firdevs, h. no: 966)

- Bu manayı şairlerden biri şiirinde şöyle işlemiştir.

Türkçe tercümesi şöyledir:

- Allah bir adam hakkında bir şey murat ederse / O kişi  akıl, görüş ve basiret sahibi de olsa
- Kaderin başına toplayacağı bütün sebepler karşısında / Her türlü hileyi yapacak güçte de olsa
- Onu cehaletle aldatır, kalp gözünü kör eder / Kıl çeker gibi başından aklını çekip alır.
- Nihayet irade ettiği hükmünün icra edince / Gerisin geriye aklını iade eder ki ibret alsın. (Sealibî, Yetimetu’d-dehr, Beyrut, 1403/1983, 4/483; el-Makasıdu’l-Hasene, 1/81; Kurtubî, Neml:20-28. ayetlerin tefsiri)

- Bu gibi ifadelerden maksat, Allah’ın mutlak hâkimiyeti, karşı konulmaz iradesi, son sözün ona ait olduğu gerçeğine vurgu yapmaktır.

- Burada prensip şu olmalıdır: Dinî emir ve yasaklara riayet etme konusunda, insanların işi kadere havale etmeleri, kendi kötülüklerini kadere fatura etmeleri asla doğru değildir. Çünkü, Allah âdildir, insana özgür irade vermiştir. İnsanın bu konuda yapacağı işler tamamen onun özgür iradesi içinde cereyan edecektir.

- İnsanların başına gelen belalar, musibetler, ölümler gibi hususlar elbette kaderle çizilmiştir. İnsan ne kadar tedbir alırsa alsın, Allah’ın hükmünü icra etmek istediği yerde bütün bu tedbirler boşa çıkar. Bu nokta için denilir ki,

“Kader konuşursa, insan iradesi susmak zorunda kalır.”

Nitekim sahih bir hadis rivayetinde bu noktaya şöyle dikkat çekilmiştir:

“Tedbir almakla kaderden kaçmanın bir faydası yoktur. Ancak yapılan bir dua sayesinde Allah kaderden dilediğini siler.” (bk. Hâkim, 2/380)

- Kişinin aklının gitmesi, bir mecaz da olabilir. Yani kişi, aklı başında olduğu halde, bir dalgınlık eseri olarak aklının dışında işler yapar. Yoksa aklın tamamen gitmesi sorumluluğu ortadan kaldırır.

Nitekim bir hadiste şu hususa işaret edilmiştir:

“Üç kişiden; iyileşinceye kadar, aklını kaçıran deliden; uyanıncaya kadar, uykuda olan kimseden ve erginlik çağına gelinceye kadar, çocuk yaşata olan kimseden kalem kaldırılmıştır / yanlışlıkları yazılmaz.” (bk. Kenzu’l-Ummal, 4/233/h. no: 10309)

- Kaderin iki dairesi var.

Bir dairede insan iradesinin bir fonksiyonu ve tercihi söz konusu değildir; insan bu dairede mutlak bir cebir içindedir. Bu dairenin tek galibi ve hakimi Allah’tır. Bu dairede insan iradesi işlemediği için, Allah bu dairede olup bitenlerden insanı sorumlu tutmayacaktır. Bu daire, şu ana babadan olmamız, şu memlekette doğmamız, şu boyda ve şu şekilde olmamız, şu ırktan olmamız gibi insan iradesinin tesiri olmayan şeylerden oluşuyor.

Soruda geçen hadis ve benzeri rivayetler, bu anlamda değerlendirilmelidir.

Diğer dairede ise, sebep ve tercih eden insan iradesidir. Yani bu küçük dairenin idare ve tercihleri tamamen insana aittir. Bu sebeple insan bu dairede olan biten her şeyden sorumlu ve yükümlüdür. Zira kontrol insan iradesindedir. Bu dairenin faaliyet alanları ise iman küfür, iyi kötü, hayır şer, günah sevap gibi şeyler arasında seçim ve tercih yapmaktır.

Demek ki, cüz-i irade ve kesbimiz dahilinde olmayan fiillerden elbette ki, sorumlu değiliz. Kaderin, irademizi bağlayarak yaptığımız filler ise ya bizzat veya netice itibarıyla hayrı doğurabilecek fiillerdir. Mutlak hayır ise, zaten Allah'ın lütfudur. Zahiren şer ise, başka zaman irademizin yanlış kullanılmasının bir neticesi olabilir. Günahlarımıza keffaret olması ve kendimize çeki düzen vermeye sebep olması açısından, netice itibarıyla hayırdır.

Özetle, irademiz dahilinde olmayan bazı fiiller, irademizle işlediğmiz günahların bir neticesi olabilir.

- Kaderle ilgili detaylı bilgiler sitemizde mevcuttur, bakılabilir...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR