"Ana babaya itaat ömrü uzatır, yalan rızkı eksiltir. Allah'ın mahlukatı üzerinden iki kazası vardır. Kaza-ı muhdes, Kaza-i Nafiz." hadisini izah eder misiniz?

Soru Detayı

"Ana babaya itaat ömrü uzatır,yalan rızkı eksiltir dua belayı önler.Allah'ın mahlukatı üzerinden iki kazası vardır. Kaza-ı muhdes, Kaza-i Nafiz. Peygamberlerin alimler üzerinde iki derece üstünlükleri vardır. Alimler ise, şehitlerden üstündür."(Ramuz-ul Ehadis, 3056)

- Kaza-ı muhdes ve Kaza-i Nafiz terimlerinin açıklar mısınız?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Önce şunu belirtelim ki, İslam kaynaklarında bu iki kavram fazla kullanılmamaktadır. 

Bununla beraber, kaza kelimesinin sözlük anlamı, bir şeyi muhkemleştirmek, sağlam yapmak ve belli yönde uygulamaya koymaktır (bk. Lisanu’l-Arab, KDY maddesi). Kaza-i Nafiz, bu anlamın bir detaylandırılmasıdır. Yani, “nafiz” kelimesi, bir şeyi belli bir yönde nafiz kılmak (uygulamaya koymak, geçerli kılmak) anlamına gelir ki, bu zaten kaza kelimesinin anlamı içindedir.

Buna göre kaza-i nafiz, Allah’ın -ilminin bir nevi olan- kader programında yer alan ilgili hükmün, ilahi irade ve kudret tarafından varlık aleminde tahakkuk ettirilmesi manasına gelir.

Kaza-i Muhdes ise, sonradan var edilen hüküm anlamına gelir. Ancak "Ramuzu’l-Ehadis"teki ifadeden anlaşılıyor ki, bu iki kavram farklı kullanılmıştır.

Bu açıdan bakılırsa, sanki, “Kaza-i Nafiz” kavramı, Allah’ın mutlak kudretiyle dilediği anda gerçekleştirdiği şeyler için kullanılmıştır. Kaza-i Muhdes ise, yaratılmış bir varlık olan insanların iradeleri ve sebeplerin hikmetini göz önünde bulunduran bir hükme işaret edilmiştir. Yani, muhdes (sonradan yaratılan) ifadesi, zaman içerisinde uygun görülen ve bazen de insanların iradesi doğrultusunda verilen karardır. Örneğin din imtihanında hayır ve şerlerin yaratılması insanların cüzi iradelerini kullanmalarından sonra olur.

-”Nafiz” ve “Muhdes” kelimelerinin sözlük anlamlarına bakarak, bu iki kavramı şöyle de değerlendirmek mümkündür: 

Kaza-i Nafiz: Allah’ın mahlukları için takdir ettiği hükmünün tamamlandığını ifade eder. Mesela: evrenin varlığı, güneşin varlığı, Ahmed, Mehmed’in varlığı gibi nesnelerin dış alemde varlığı tahakkuk eden kısmı, kader program içerisinde KAZA halinde uygulanması tamamlanan kısmı Kaza-i Nafizdir.

Kaza-i Muhedes ise, hakkında takdir edilen, ancak daha uygulama sahasına konulmayan ve eşyanın ileride KAZA halinde var edilecek olan yönünü bir Kaza-i muhdestir. Buna daha açık bir misal verecek olursak, güneşin bu gün doğması, bir kaza-i nafizdir. Yarın doğacak olması ise bir kaza-i muhdestir.  

Kader konusu sitemizde -değişik sorular münasebetiyle- defalarca ve oldukça detaylı bir şekilde işlendiğini düşünüyoruz. 

EK BİLGİ:

Kader bir açıdan iki şekilde düşülen bir hakikattir. 

Birincisi: Dualar, sıla-yı rahim, sadaka, anne-babaya itaat gibi hayırlı vesilelerle değişebilen kader formu. Bu kaderden maksat, Allah’ın levh-i mahfuzda ve bir kısım elvah-ı kaderiyede yazdığı şeylerdir. Bunlardan bir kısmı, meleklerin dahi değişip değişmeyeceğini bilmediği bir konumdadır. Diğer bir kısmı ise, meleklerin değişeceğine dair -deyiş yerindeyse- ince dipnotları okuyabildiği tablolar. 

Levh-i Mahfuzda veya melekler tarafından yazılı olan ecelin / kaderin -belli şartlara dahilinde- değişmesi mümkündür. Buna “ecel-i kaza” denir. Levh-i mahfuzda ve bir kısım elvah-ı kaderiyede yazılı olan kaderin bazı hikmetlerle değişebileceğine dair Kur’an’ın -meal olarak- ifadesi şöyledir:

“Allah, dilediği hükmü iptal eder, dilediğini sabit bırakır. Ana kitap O’nun yanındadır.”(Rad, 13/39).

“Herhangi bir canlının ömrünün uzaması veya kısaltılması mutlaka bir kitapta yazılıdır. Bütün bunlar elbette Allah’a pek kolaydır.”(Fatır, 35/11)

mealindeki ayette de ömrün -normal tabii seyrinden- daha kısa veya daha uzun olabileceği ifade edilmiştir ki, bu da değişebilen kaderin bir yansımasıdır. 

“Sadaka verin; hastalarınızı sadaka ile tedavi edin. Muhakkak ki sadaka, gelen arazları, marazları/hastalıkları geri çevirir. Sadaka aynı zamanda ömrünüzün uzamasına, iyiliklerinizin katlanmasına vesile olur.”(Kenzu’l-Ummal, h. No: 16113)

anlamına gelen hadislerde de bu gerçeğe işaret edilmiştir. 

-Demek ki mutlak olmayan, bilakis bazı şartlarla mukayyet olan bir kısım mukadderat -şartları yerine gelmediği için-(mesela. sadaka verilmediği için dua yapılmadığı için) vuku bulmayabilir(krş. Nursi; Lem'alar, s. 104).

İkincisi: Allah’ın ilminde yer alan kaderdir ki, asla değişmez. Buna “ecel-i müsemma / kader-i müsemma veya ecel-i mübrem / kader-i mübrem” denilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
3.019 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR