İyiliği tavsiye etmek neden yaşam tarzına müdahale olarak algılanıyor?

Soru Detayı

Emri bil maruf ve nehy-i anil münker yapınca neden yaşam tarzına müdahale olarak algılanıyor?
​İslamın bir hükmünü Müslümanlara hatırlatınca özellikle ateist vb. kafadaki adamlar neden rahatsız oluyor ve biz Müslümanların neden medeniyetsizlikle suçluyorlar?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İnsan bilmediği şeyin düşmanıdır.

Muhtemelen gerçeğin farkında olamadıkları için bu tür düşüncelere kapılanlar olabilir.

Bu konuya farklı açılardan bakarak yardımcı olmaya çalışalım:

a) Hayat ve toplum, bir gemi ve o geminin içinde yaşayanlar gibidir. Bu gemiye zarar vermeye çalışanları uyarmak da o gemide bulunanların görevi olmalıdır. Burada, herkes her istediğini yapabilir, demek nasıl doğru değilse, aynı gemide olan bizlerin de, bu toplumda herkes her istediğini yapabilir, denilemez.

Alemlere Rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (asm) Efendimizin gemi benzetmesi ne kadar manidar ve ibret vericidir:

"Allah'ın yasakları konusunda nemelazımcılık edenle, onları işleyenlerin örneği, kura ile bir gemiye binerek kimi alt katına kimi de üst katına düşen bir topluluktur. Şimdi alttakiler su için yukarıdakilerin yanına uğrayıp geçmiş, onlar da bundan rahatsız olmuşlardır. Bunun üzerine beriki bir balta almış ve geminin altını delmeğe başlamıştır. Yukarıdakiler ona gelmiş ne yaptığını sormuşlar, o da "benim yüzümden rahatsız oldunuz, suya da ihtiyacım var" cevabını vermiştir. Bu durumda ona engel olurlarsa hem onu kurtarmış olurlar, hem de kendileri kurtulur. Eğer onu kendi haline bırakırlarsa onu da kendilerini de mahvetmiş olurlar." (Buharî, İfk 20)  

Bu açıdan her aklı başında olan insan bilir ki, her toplumun örf ve adetleri, her sistemin kuralları vardır. Bunları hatırlatmak bırakın rahatsız olmayı veya rahatsız etmeyi, aksine bir görev olmalıdır ve memnun kalınmalıdır.

Ancak bu hatırlatma, uyarma ve gerekirse engelleme ve cezalandırma konusu, her zaman ve herkesin istediği gibi yapacağı işler değildir. Bunun da bir kuralı, yöntemi ve usulü vardır..

Nitekim, "Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin; buna gücü yetmezse diliyle onun kötülüğünü söylesin; buna da gücü yetmezse kalbiyle ona buğzetsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir." (Müslim, İman, 78) mealindeki hadis, aynı zamanda bir görev taksimi yapmaktadır.

İşlenen kötülüklere idareciler eliyle engel olur, alimler güzel nasihatle, avam olan kalbinden ve içinden o kötülükten razı olmayarak içinden tepkisini gösterir ve iyiliği için dua eder.

b) Bir hücremizin veya bir organımızın hastalanması, sadece o hücreyi veya organı değil, bütün bedeni etkiler. Bu nedenle, derhal o hücrenin veya organın tedavi edilmesi, eğer gerekirse ameliyat olması gerekir ki, bütün bedenimiz ve özellikle ruhumuz zarar görmesin ve hayatına sağlıklı bir şekilde devam etsin..

Şimdi, bu hücreyi veya organı neden tedavi ediyorsunuz denilebilir mi?

Aynen bunun gibi, toplum da bir organizmadır. Orada bulunan bazı hücrelerin veya organların hastalanması durumunda tedavileri için şefkatle çalışmak gerekmez mi?

Bu tedaviye hem o hücrenin hem de toplumun iyiliği için çalışan merhamet ve şefkat timsali kimselere rahatsız ediyorsunuz denilebilir mi?

Ancak dikkat edilmesi gerekir ki, o hücreye zarar vermeden ıslah etmenin yolları aranmalı ve uzman hekimler tarafından tedavisi yapılmalıdır..

Aksi takdirde kötülerle birlikte masumları da yakacak bir bela, bir musibetin geleceğini unutmamak gerekir.

Nitekim "Bir bela, bir musibetten çekininiz ki, geldiği zaman yalnız zalimlere, kötülüğü işleyenlere mahsus kalmayıp masumları da yakar" (Enfal, 8/25) mealindeki ayette buna dikkat çekilmiştir.

Demek ki, bir toplumda beraber yaşayan insanların, o topluma vereceği maddi veya manevi zararlar sadece kendine değil aynı zamanda topluma da gelmektedir.

c) Nefsini ıslah etmeyen, başkasını ıslah edemez!

İyiliği ve güzelliği yaşamaya ve örnek olmaya kendimizden bağlamalıyız, bir güneş gibi önce kendimizi aydınlatmalı, sonra çevremize bu ışıkları ulaştırmalıyız. İsteyenler de bu ışıklardan istifade edebilirler. 

Demek ki, kötülüklerin önüne geçmek; iyiyi ve güzeli yaparak göstermek, iyi örnek olmakla mümkündür.

d) "Bana değmeyen yılan bin yaşasın!" gibi bir zihniyet, vicdanlı bir kimsede bulunamaz.

Komşumuzun evi tutuşmuş yanıyorsa, söndürmeye koşmak, elinden gelen yardımı göstermek, öncelikle itfaiyecilerin görevi olmakla beraber, komşuların ve yangını görenlerin, varsa yapabileceği bir şey onu esirgememeli ve yardımcı olmalıdır.

Demek ki "Neme lâzım?" diyemeyiz. Bize, komşu da, mahalle de, şehir de, devlet ve millet de, her şey lazımdır.

İzzetli ve şerefli bir hayat birlikte yaşanır. Her Müslüman diğer bütün Müslümanların, vatandaşların malını, canını, namusunu korumakla vazifelidir. Tecavüzlere karşı koymalıdır.

Allah rızası için, samimi bir niyetle hayrı tavsiye edip kötülüklere engel olmaya, yetkiliyse eliyle, alimse diliyle, avam ise kalbinden hiç olmazsa dua ederek çalışması, aklın, vicdanın ve ilmin gereğidir.

İlave bilgi için tıklayınız:

Emr-i bil-maruf nehy-i ani'l-münker nedir, kimlere ve nasıl yapılmalıdır?

Kötülük gördüğümüzde düzeltmemiz gerekir mi?

Din, cihad ve zorlama: İslam barış dini midir? "Ben, insanlar Allah ...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
152 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun