İnsanın şerefli yaratılması ile zalim ve cahil olması çelişki değil mi?

Soru Detayı

Bu iki ayet arasında bir çelişki yok mu?
"And olsun ki biz âdemoğullarını şan ve şeref sahibi kıldık."( İsrâ, 17/70) “Gerçekten insan çok zalim, çok cahildir." (Ahzâb, 33/72)
Bunu açıklayabilir misiniz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Ayetler arasında asla çelişki olmaz. Bu ayetlerin her biri, insanın farklı yönlerine dikkat çekmektedir.

İnsan cismen küçük olmasına karşın fıtrat ve mahiyetine konulmuş duygu, cihaz ve latife sayesinde bütün kainatı kuşatacak ve ihata edecek bir genişliğe ve mahiyete sahiptir.

İnsan bu duygu ve latifeler ile bütün kainatı bir karpuz gibi eline alır ve inceler.

İnsan, kainatta ne kadar alemler varsa hepsine açılan pencereler hükmünde cihazlara sahiptir. Mesela göz görünen alemlere açılan bir pencere, kulak sesler alemine açılan bir kapı, hayal misal aleminin bir anahtarı, ruh alem-i ervahın menfezidir vesaire.

İşte bu duygu ve cihazlar sayesinde insan aklı kainatı eline alıp inceler hatta imkan dairesinden çıkar, en yüksek dairelere aklı sıra şekil vermeye kalkar.

İnsan bu yönü ile öyle uzun bir emel ve arzuya sahiptir ki, bütün kainatı kucağına alır hepsini yutsa tatmin olmaz.

Ancak, aynı insan bu geniş ve ihatalı mahiyetini bazen basit bir meşguliyette adi bir iştigalde boğdurur adeta bir nokta ve zerrede kaybolur gider. Nitekim bazı yerlerde, bir tavuk veya bir arsa için adam öldürüp kan davasını sürdürenler buna misal olabilir.

Ya da insanın, çok önemsiz ve gereksiz işlerle meşgul olacağım diye bu geniş ve ihatalı duygu ve cihazlarını heba etmesidir. Kainatı kuşatarak kucağına alma kabiliyeti olan insan ya haram şeylerde öahveder, öldürür veya malayani işlerde zayi eder

İnsan hangi şeye odaklanırsa ona şiddetli yapıştığı için bazen öyle adi ve komik şeylerde boğulur ki, insanın bir yönünün de zalim ve cahil olduğu anlaşılır.

İşte, Kuran’da insana hem ahsen-i takvim ve şerefli hem de zalim ve cahil denilmesi bu noktadan dolayıdır.

Bazı insanlar kainatı kucaklayacak kadar inbisat ederken bazı insanlar da kainatın ehemmiyetsiz bir noktasında boğulur çıkamaz.

Demek ki, insanın mahiyetinin iki yüzü vardır:

Bir yüzü hayra ve kulluğa bakar, diğer yüzü şer ve isyana bakar.

İnsan hayır ve ibadet yönünden ahsen-i takvimdedir yani; mükemmel bir kıvamda yaratılmıştır, şerefli bir varlıktır. Aynı insan iradesini şer ve isyanda kullanır ise; bu kez de insan zalim ve cahil bir şekle bürünür. Yani insan, hayır ve şer noktasında nihayetsiz bir kabiliyette yaratılmıştır. Bu kabiliyetlerin hangi yönde kullanılacağı ciheti ise; insanın iradesine bırakılmıştır.

İnsan, hayır kabiliyetlerini inkişaf ve inbisat ettirir ise, insan-ı kamil sıfatını alıp kainata halife olur. Allah korusun, eğer şer kabiliyetlerini inkişaf ve inbisat ettirir ise, bu kez mahlukatın en alçağı ve zalimi olur.

Bu yüzden Kur'an'da insana hem mükemmel bir halife ve şerefli bir varlık hem de zalim ve cahil sıfatları izafe edilmiştir.

Hz. Ebu Bekir (r.a) ve Ebu Cehil'e dikkat ile bakılırsa, bu iki kavramın somut hali anlaşılır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
162 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun