Hz. İsa, kafirlerin bağışlanmasını mı istemiş?
Maide suresi 118. ayette Hz. İsa neden Hristiyanlar için aftan bahsetmiş? Halbuki Hristiyanların kafir olup cehenneme gideceğini çok iyi biliyoruz.
Değerli kardeşimiz,
Bu ayette Hz. İsa’nın Hristiyanları affetmesine dair bir isteğine rastlayamadık. Onun söylediği husus, Allah’ın mutlak iradesine vurgu yapmaktır. Yani diyor ki:
“Azap etmek de affetmek de senin elindedir. Dilediğini yaparsın buna hiçbir engel yoktur. Eğer onlara azap etsen, onlar senin kullarındır, kulun efendisine karşı bir itiraz hakkı yoktur ki.. Şayet affedersen yine bu konuda da kimsenin sana bir şey söylemeye hakkı yoktur. Zira sen şüphesiz yegane aziz ve hakimsin izzet ve hikmetinin ön gördüğü her işin doğrudur, adaletlidir. Onun için cezan da affın da hikmetlidir, izzetlidir."
Bu kısa bilgiden sonra detaya gelince:
Bu ayet doğru anlaşılmadığında sanki Hz. İsa (a.s.) açıkça inkar üzere olanları bağışlatmak istiyormuş gibi bir izlenim doğabiliyor. Halbuki mesele bu değildir.
Mâide 118. ayet mealen şöyledir: “Eğer onlara azap edersen, şüphesiz onlar Senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan, şüphesiz Sen azizsin, hakîmsin.”
1. Hz. İsa’nın burada yaptığı şey bir “af talebi” değil
Hz. İsa (a.s.) bu sözle Hristiyanların mutlaka affedilmesini istemiyor, onların küfür üzere ölmelerine rağmen kurtulacaklarını iddia etmiyor. Aksine Allah’ın mutlak hâkimiyetini ve iradesini teslimiyetle dile getiriyor. Yani “Hüküm yalnız Senindir. Azap da affetme de Senin elindedir. Benim bu konuda hüküm verme yetkim yoktur.” demiş oluyor.
Bu, bir dua değil, bir tevhid ve edep ifadesidir.
2. Neden “bağışlama” ihtimalinden söz ediliyor?
Çünkü Allah, tövbe edenleri bağışlar, küfür üzere ölenleri ise bağışlamayacağını bizzat bildirmiştir. (Nisâ 48)
Allah bildirmedikçe Hz. İsa (a.s.), insanların son hâlini ve akıbetini bilmez. Kimin tövbe edip imanla öleceğini, kimin küfür üzere kalacağını yalnız Allah bilir.
Dolayısıyla ayette geçen ifadeler, “Bunlar mutlaka affedilir” demiyor, “Bunlar kesin azap görür” de demiyor, hükmü Allah’a havale ediyor.
3. Hz. İsa’nın duruşu: Suçlama değil, beraat ve teslimiyet
Ayetin bağlamına bakıldığında Hz. İsa, kendisine ilahlık isnat edenlerden beraat ediyor, “Ben sadece Senin bana emrettiğini söyledim” diyor, ardından da işi tamamen Allah’a bırakıyor.
Bu, peygamberlerin ortak ahlakıdır, kendilerinin görevlerini yerine getirdiklerini ifade ederler, ama insanları zorla savunmazlar ve hükmü Allah’a teslim ederler.
4. “Hristiyanlar kâfirdir” bilgisiyle çelişki var mı?
Hayır, hiçbir çelişki yok. Çünkü küfür üzere ölenin affedilmeyeceği Kuran’ın açık hükmüdür. Hz. İsa (a.s.) bu hükmü inkâr etmiyor. Sadece “Hüküm Senindir, ben Senin hükmüne itiraz etmem” demiş oluyor.
Bu söz, şefkatli bir peygamber edebi ile söylenmiş, fakat itikadi bir iddia içermeyen bir teslimiyet beyanıdır.
Demek ki:
- Ayette Hz. İsa’nın kâfirler için bağışlanma talebi yoktur.
- Ayet, Allah’ın mutlak adaletini ve hikmetini vurgular.
- Hz. İsa (a.s.), kendini savunur ama insanları Allah’a karşı savunmaz.
- Bu tavır, peygamberlik makamına en yakışan duruştur.
Özetle: Bu ayet rahmet umudunu değil, tevhid ve teslimiyeti anlatır.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet