Hristiyanlara göre, Hz. İsa olmasaydı kâinat yaratılmazdı. Peygamberimiz için de söylenen bu anlayış Hristiyanlıktan geçmiş olabilir mi?

Soru Detayı
Hristiyanlara göre, Hz. İsa (as) olmasaydı kâinat yaratılmazdı. Bu Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) için de söyleniyor. Bu anlayış Hristiyanlıktan geçmiş olabilir mi? “Yerde ya da gökte ilah diye adlandırılanlar varsa da bizim için tek bir Tanrı Baba vardır. O her şeyin kaynağıdır ve biz O’nun için yaşıyoruz. Tek bir Rab var, O da İsa Mesih’tir. Her şey O’nun için ve onun aracılığıyla yaratıldı, biz de O’nun aracılığıyla yaşıyoruz.” (1. Korintliler 8. Bölüm 5-6 )
Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Önce şunu belirtelim ki, hem Hz. İsa hem de Hz. Muhammed için aynı ifadelerin kullanılması bir çelişki değildir. Çünkü, bu ifadelerde “dünyanın yalnız falanca için yaratıldığı” şeklinde bir tahsis yoktur.

Bununla beraber, Hz. İsa hakkında kullanılan ifadeler, Allah veya Hz. İsa tarafından kullanılmamıştır. Onun tabileri olan bazı insanlar (Pavlus) tarafından söylenmiştir. Bu husus ilgili ifadeden çok rahatlıkla anlaşılmaktadır.

Bu sebeple, bu alelade insanların söylediği söz ile bir peygamberin söylediği sözler arasında fark vardır ve bu iki sözün katma değeri de ona göredir.

- Peygamberimiz için rivayet olduğu söylenen “Sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım” ifadesinde “tanrılaştırma” diye bir şey söz konusu değildir.

Evet, hadis otoritelerine göre bu rivayetin sağlam bir aslı yoktur. Fakat, manası sahihtir. (bk. Aclûnî, 2/164; bk. Leknevî, el-âsaru’l-merfua, 1/44)

 - Deylemî, İbn Abbas (r.a.)’tan merfu hdis olarak şunu rivayet etmiştir:

"Cibril bana geldi ve dedi ki: Ya Muhammed! Sen olmasaydın cennet yaratılmazdı, sen olmasaydın nâr (cehennem) yaratılmazdı."(Kenzu’l-Ummal, h. No:32025). Bu hadis yukarıdaki hadisin manasını desteklemektedir.

- Hadisin manasını, bütün her şeyin sırf Hz. Muhammed(a.s.m)’in şahsı için yaratıldığı şeklinde anlamak yanlıştır. Anlatılan hususu şu iki noktadan değerlendirmek gerekir:

Birinci nokta:  Değer bakımından bütün kâinatın merkezinde oturan hayattır. Hayatın merkezinde ise, şuur vardır. Şuurlu varlıklar arasında ise, en değerli varlık insandır. İnsanlığın merkezinde en nuranî şahsiyet ise, bütün kâinatın iftihar tablosu olan  Hz. Muhammed’dir (a.s.m). Hadiste, insanların bu değerli konumu, onların en büyük temsilcileri olan Hz. Muhammed(a.s.m)’in eşsiz şahsiyetiyle vurgulanmıştır.

İkinci nokta: Kâinatın yaratılış gayesi, yüce yaratıcının varlığı ve birliğini tanıtmak ve onun hak mabud olduğunu gönüllere nakşetmektir. Özellikle şuurlu varlıktan cinlerin ve insanların sırf bu görevle yükümlü tutulduğunu “Ben cinleri ve insanları sırf beni tanıyıp yalnız bana ibadet/kulluk etsinler diye yarattım”(Zariyat, 50/56) mealindeki ayetten anlamaktayız.

 Allah kendini özellikle şu iki kitapla tanıtmak istemiştir:

a. Ontolojik vahyin eseri,  hârika bir nizam ve âhengin örgüsü olan kâinat kitabı.

b. Diğeri ise, bu kâinat kitabının ezelî bir tercümanı ve tefsiri olan ve bütün semavî kitapların esaslarını ihtiva eden Kur’an-ı kerim.

İşte gerek kainat kitabı olsun, gerekse Kur’an olsun, Hz. Muhammed(a.s.m) gibi bir muallim olmaksızın, tamamen anlaşılmasının mümkün olmadığı bir gerçektir. Halbuki, anlaşılmaz bir kitap -ne kadar güzel olursa olsun- onu anlatan, açıklayan bir muallimi yoksa, o kitabın manasız bir tomar kağıttan farkı kalmaz.

İşte hadiste, Allah’ın en büyük tarifçisi/tanıtıcısı olan bu iki kitabın yegâne muallimi olan Hz. Muhammed(a.s.m)’in “şahsiyet-i Muhammediye” denilen bu unvanı dikkatlere sunulmuştur. Bu açıdan bakıldığında, her şeyin şahsiyet-i Muhammediye için yaratıldığını söylemekte bir sakınca yoktur. Bu sebeple, ortada şaşkınlığa yol açan bir durum söz konusu değildir.

- Şunu da hemen belirtelim ki, Hz. İsa’nın bu maksatlara hizmeti pek fazla görünmemektedir. Bilakis, Sorudaki sözün sahibi olan Pavlus’un Hristiyanlık dinine soktuğu teslis akidesi, Allah’ın bu maksadına tamamen terstir. Ne ilgili İnciller’de ne de Kitab-ı Mukaddes’in herhangi bir tarafında Hz. Muhammed’in ortaya koyduğu hakikatleri görmek mümkündür.  Hz. Muhammed’in gerek Kur’an  lisanıyla gerekse hadislerinde kâinatı konuşturarak Allah’ın celal ve cemal sıfatlarını öyle bir şekilde ortaya koymuş ki, bunu gören her vicdan sahibi, onun diğer peygamberlerden çok üstün ve pek özel olduğunu tasdik edecektir.

Demek ki, böyle bir sözün muhatabı olsa olsa Hz. Muhammed olur.

İlave bilgiler için tıklayınız: 

Levlake hadisi olarak bilinen "Sen olmasaydın, ey Habîbim, felekleri (kâinatı) yaratmazdım" kudsî hadisi ne anlama gelmektedir? Kaynağı var mıdır?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR