Hicret etmeyen Müslümanlar, neden kafir sayılmış?

Tarih: 18.04.2021 - 20:01 | Güncelleme:

Soru Detayı

Nisa 97 ayet tefsiri
- Nisa suresi 97 ayette Rabbimiz Müslümanlar ile hicret etmeyen kişileri kınıyor ve sonunda onların barınağı cehennemdir diyor.
- Tefsirlerde Bedir’de Müslümanlar ile müşrikler savaşa çıktıkları zaman, müşrikler o "Müslümanları" da getirmişler. Kılıç ile savaşmak değil de o "Müslümanlar" müşriklerin oklarını toplayacaklar ve onlara verecekler. Ayrıca onların yanında durduklarında sayılarını da çoğaltmış gibi görüneceklerdi. İşte, tefsirlerde bu "Müslümanların" gerçek Müslümanlar tarafından kafir sayıldıklarını yazıyor. Çünkü kafirlerin safında durup onlara yardım etmiş ve aynı zamanda sayılarını kabartmışlardır. Yani zahirde Müslümanlara ve İslama karşı durmuşlardır. Ve savaşın sonunda o "Müslümanlar" esir alınıp kafir/ esir muamelesi görmüşler.
- Süddi diyor ki: " Hz. Ali'nin kardeşleri Akil ve Nevfel esir düşünce Rasulullah, Abbas'a dedi ki: "hem kendinin hem de kardeşinin oğlu Akil'in fidyesini ödeyeceksin." Abbas dedi ki: "Ey Allah'ın Rasulü! Senin kıblene karşı namaz kılmadık mı? Senin ile aynı şehadeti getirmedik mi?" Rasulullah buyurdu: "Ey Abbas, sizler savaştınız ve mağlup oldunuz." Sonra ayetin şu bölümünü okudu: "Allah'ın yeryüzü geniş değil miydi? Oraya hicret etseydiniz ya." derler. İşte bunların varacağı yer cehennemdir. O ne kötü bir yerdir."
- (Süddi diyor ki: "Bu ayet-i kerimenin indiği gün Müslüman olup hicret etmeyen kimse KAFİR sayılıyordu...")
Sorularım:
- Bu hicret etmeyen "Müslümanlar" gerçekten Müslüman mıydı?
- İslamda niyet önemli değil mi? Neden sahabe tarafından kafir sayılmış?
- Ve neden Allah cc onların barınağı cehennemdir demiş? Allah genel olarak böyle tehditleri kafirlere yapar.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu ayette, hicret etmeyen Müslümanların kafir sayılması diye bir durum yoktur.

İlgili ayetin meali şöyledir: 

 “(İman edip de hicret etmeyerek) kendi öz nefislerine zulmeder vaziyette olanların canlarını alırken melekler onlara diyorlardı ki: 'Ne işte idiniz?' Onlar da: 'Biz bu ülkede, (dinin emirlerini uygulayamayan, baskı altında yaşayan) güçsüz düşürülmüş kimselerdik.' deyince, melekler bu sefer şöyle dediler: 'Peki, Allah'ın dünyası geniş değil miydi? Siz de oradan hicret etseydiniz ya?' İşte onların durağı cehennemdir. Ne fena bir dönüş yeridir orası!” (Nisa, 4/97)

Ayette “kendilerine zulmedenler” olarak vasıflandırılan kimseler iki şekilde yorumlanmıştır. Buradaki “zulüm”den maksat da ya şirktir (Lokman, 31/13) yahut günah anlamındadır. (Fatır, 35/32) Zalimler ise, ya mümin olanlardır ya da münafık / kafir olan kimselerdir.

Birinci yoruma göre, “buradaki zalimlerden maksat, küfür ülkesinde (Mekke) iman etmişler ancak İslam ülkesine (Medine’ye) hicret etmeyip orada kalmaya devam etmişlerdir.

İkinci yoruma göre, bunlar münafık bir gruptur. Bunlar Müslümanların yanında, korkularından mümin görüntüsünü veriyorlardı. Kendileri gibi kafir olanların yanında ise, açıkça küfürlerini izhar ediyorlardı. Bu iki yüzlü huylarından dolayı Medine’ye de hicret etmiyorlardı. Bu ayette onların gerçek durumları beyan edilmiştir. (bk. Razi, ilgili ayetin tefsiri)

Denilebilir ki, bu grup insanlar  kim olursa olsunlar, her halükârda İslam ülkesi olan Medine’ye hicret etmek mümkün olduğu halde hicret etmeyenler, İslam dininin hükümlerinin uygulanmadığı küfür diyarında kalmayı, İslam ülkesine tercih etmeleri, başlı başına İslam ruhuna, iman şuuruna aykırı bir davranıştır. Çünkü ilk zamanlarda (Mekke fethinden önce), İslam ülkesi Medine’ye hicret etmek hem bir iman alameti, bir İslam rütbesi, hem de ahirete inananların gıpta ettikleri uhrevi bir sevabı barındırıyordu. Gücü yettiği halde, böyle karlı bir ticarete önem vermeyen kimsenin bu fiilî durumu, iman hususunda kuvvetli  bir çelişkiyi gösteriyordu.

İslam’da “teklif-i malayutak” olmadığına göre, bu hicrete gerçekten gücü yetmeyenler bir istisna teşkil etmiştir. Bu ayetten sonraki ayette bu hususa şöyle işaret edilmiştir:

“Erkekler, kadınlar ve çocuklar içinden zayıf sayılanlar (yani) çaresiz kalanlar ve hiçbir kurtuluş yolu bulamayanlar müstesnadır. İşte bunları, umulur ki Allah affeder; Allah çok affedicidir, günahları bağışlayıcıdır.” (Nisa, 4/98-99)

Bu açıklamaların doğruluğunu ölçen bir “sağlama”yı da şöyle açıklayabiliriz:

a) Başta ifade edildiği gibi, zulüm kavramı, hem şirk / küfür hem de isyan / günah için kullanılır. O halde, ayetteki zalimler, kafirler de olsa, müminler de olsalar, ayetin ifadesine ters düşmez.

b) Cehennemlik olmalarında bir çelişki söz konusu değildir. Çünkü ayette “ebedi” kaydı kullanılmadan “onların durağı cehennemdir” denilmiştir. Eğer bunlar günahkar müminler ise, bir süreliğine cehenneme giderler. Şayet kafir iseler ebedi olarak cehennemde kalırlar. Bu, her iki yoruma da açıktır.

Demek ki, hicret etmeyen Müslümanların kafir sayılması diye bir durum söz konusu değildir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 500+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun