Gücü yetmeyenin kötülük yapmaması erdem mi?

Tarih: 15.03.2026 - 07:10 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Mesela bizden güçsüz/zayıf biri bize bir saygısızlık yaptı, biz de sinirlendik. Öfkemize hakim olup o kişiyi dövmezsek bu erdemdir / iyiliktir. Ama güçsüz birinin gücü yetse döveceği fakat zayıf olduğundan o kişiyi dövmemesi erdem mi?
- Toplumda iyiyim diye geçinip de sırf gücü yetmediği için böyle davranmak zorunda kalan bir sürü kişi var.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu, çok eski ve derin bir ahlâk felsefesi sorusudur. Öncelikle şunu belirtelim ki elbette “yapamamak” ile “yapmamayı seçmek” aynı şey değildir. Esas olan şey, gücü yettiği halde kötülük yapmamaktır. Bundan dolayıdır ki İslamiyet’te niyetler davranışlardan daha önemlidir.

1. Gücü Yetmediği İçin Kötülük Yapmamak, Erdem Değildir

Bir kişi birine zarar vermek istiyor, fakat gücü yetmediği için yapamıyorsa, bu ahlaki anlamda erdem sayılmaz. Çünkü burada kişinin zarar verme isteği var, yani niyeti zarar vermektir, ama bunu davranışa aktaramıyor.

Oysaki bir davranışın ahlaki olması için kişinin bunu güzel bir niyetle yapması ve kendisini kontrol etmesidir. Bunu şöyle düşünebiliriz. Bir hırsız kasayı açmak ister ama kilidi kıramaz. Bu onu dürüst yapmaz. Gerçek erdem, gücü olduğu halde yapmamaktır. Kişinin zarar verme gücü vardır, hatta öfke hisseder, ama bilinçli olarak kendini durdurur. Bu durumda kişi duygularını kontrol eder, dini veya toplumsal değerlere göre davranır. Allah’tan korktuğu için veya Allah’ın rızasını kazanmak için yapmaz.

Bunu daha da genişletebiliriz. Faiz alabilecekken almayan, zina işlemek için imkânı olduğu halde Allah korkusundan işlemeyen, aynı duygularla başkasının hakkını yemeyen insanın davranışı erdemdir.

2. Her Zayıf Olanın Davranışı Güçsüzlükten Değildir

Ancak bununla beraber bazı Batılı felsefeciler, buradan yola çıkarak toplumda iyi görünen tüm zayıfların davranışlarını erdem olarak görmez. Çünkü onlara göre her şeyin ölçüsü kuvvettir. Kişi kuvvetli ve güçlü ise, sadece kendi çıkarını düşünür, düşünmüyorsa demek ki zayıftır.

Burada Allah korkusunu ve sevgisini inkar ederler, dinlerin insanlar üzerindeki olumlu etkisini hafife almak isterler. Oysaki evet, Allah insanların duygularına âdeta sınır koymamıştır. İnsan bazen Firavun da olabilir, Hitler de Stalin veya günümüzde bir Netanyahu da olabilir.

İşte bu gibi insanların duygularına sınır koymak için Allah dinleri göndermiştir. Din, kişinin duygularına bir sınır getirir.

Dolayısıyla toplumda kimin hangi davranışı erdem olarak yaptığını, kimin gücü yetmediği için yaptığını bilemeyiz, ancak diğer taraftan da toptancı bir bakış açsıyla fakir ve zayıfların davranışlarını erdemsizlik olarak da damgalayamayız.

Demek ki, dışarıdan bakarak niyeti kesin bilemeyiz.

Toplumda sakin veya iyi görünen herkesin gücü yetmediği için böyle davrandığını söylemek doğru değildir. Bazıları gerçekten ahlakî tercih, iman veya vicdan sebebiyle kötülükten kaçınır.

Sonuç:

Ahlakî erdemin değeri, irade ve niyetten gelir. En yüksek fazilet, insanın kötülük yapabilecek gücü olduğu hâlde bunu bilinçli olarak terk etmesidir. Ancak insanların niyetini kesin olarak bilmek mümkün olmadığından, başkalarının davranışlarını toptan yargılamak da doğru değildir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun