Ahlakta adalet ne demektir?

İslam ahlakçıları Yunan filozoflarının da meşgul oldukları ahlakta adalet konusunu, Kur’an ve Sünnet kaynaklarından yararlanarak geliştirmişler ve ortaya bir “İslam ahlak felsefesi” çıkmıştır.

İslam ahlakçılarının açıklamalarına göre insanda mevcut olan şehvet (arzu),  gadap (öfke) ve akıl (anlama, bilme, düşünme) Allah Teâlâ’nın insan için uygun bulduğu, olmazsa olmaz kıldığı güçlerdir. Bu güçler yaratılış amacına uygun kullanıldıklarında insanı kemale erdirir, güzel ahlak sahibi (erdemli, faziletli) kılar; iki ucu ile aşırılığa gidildiği zaman ise hem sahibine hem de başkalarına zarar verir, insanı rezil eder, erdemsiz ve değersiz hale getirir.

Akıl gücünün zeki insanlarda gerçekleşebilecek aşırılığı (ifratı) aklı kötüye kullanarak insanları aldatmak, çıkmazlara sokmak, onların gaflet ve ahmaklıklarından yararlanarak kötü amaçlara ulaşmak gibi şekillerde görülür. Aklın ters yönde aşırılığı (tefriti) ise ahmaklıktır; aklı gereği gibi kullanmamaktır,  akılsız gibi davranmaktır. Bu iki uçtan uzak duran ve aklı yaratılış amacına uygun olarak kullanan, doğru düşünen, doğru bilen, doğru okuyan insan ise hikmet sıfatına sahip olur.

Öfke (gadab) gücünün ifrat derecesi insanı zalim, despot, gücünü ölçüsüz kullanan, atılgan, zayıfları ezen ve bu cihetten erdemsiz kılar. Tefriti ise korkaklıktır. Öfkenin itidali, ortası, yaratılış amacına uygun kullanılışı şecaattir. Bu sıfata sahip olan insanlar hem kendi varlıklarını ve haklarını korurlar, hem de başkalarının, zalimler tarafından zulme uğramasını, ezilmesini, sömürülmesini engellemeye çalışırlar. Ahlak kahramanları şecaat sahibi olan insanlardır.

Şehvet (arzu) gücünün bir yönü cinsellikle, diğer yönü de beslenme ile ilgilidir. Cinsellik, cinsel arzu manasındaki şehvetin ifrat derecesi insanı iffetsiz, namussuz, namus düşkünü ve düşmanı, zinâkâr… kılar, tefrit derecesi ise bu gücü ihmal etmeye,  gerektiği halde ve meşru olarak da kullanmamaya, aile sahibi olmamaya götürür. Şehveti aşırı uçlara kaçmadan kullananlar iffetli insanlardır ve bu sayede elde edilen erdemin adı da iffettir.

Beslenme, yeme içme şehveti (arzusu) aşırı uçlara kaçmadan kullanıldığında sağlıklı beslenme gerçekleşir; sağlıklı beslenme ise dünya hayatında insanın yeterince güçlü ve sağlıklı olmasını, bu sayede vazifelerini yapabilmesini sağlar.

Öfke, şehvet ve akıl güçlerini aşırı uçlara kaçmadan (i’tidal derecesinde) kullanmak kişiyi üç erdeme (fazilete) sahip kılar: Şecâat, iffet ve hikmet; işte bu üç erdem birlikte  “ahlakta adâleti”  temsil etmektedir.

Şecâattan, iffetten ve hikmetten yoksun olmanın veya bu üç erdemin eksikliğinin ferde ve cemiyete verdiği zarar tarihte ve günümüzde insanlığın en büyük problemidir.

“Hukukta adaletin” de, toplumda adaletin (sosyal adaletin) de gerçekleşme şartı ahlakta adalettir. Ahlakta adalet yoksa ne hukukta adalet olur ne de toplumda!
 

763 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun