Evrende var olan kötülükler izâfî midir?

Tarih: 12.05.2020 - 14:30 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Kötülük (şer) ve hür irade konusunu felsefe ve teoloji binlerce yıldan beri konuşup tartışmaktadır. Kötülük problemi ilk olarak Eski Yunan’da, Epikuros tarafından gündeme getirildi. 18. yüzyılda aynı problem David Hume aynı meseleyi ayrıntılı şekilde ele aldı ve Allah’ın (CC) varlığı ile kötülüğün varlığının uzlaşamayacağını iddia etti. Ona göre Allah her şeye kadir ve mükemmelse,  neden kötülüklere müsaade ediyordu? Aslında benzer görüşler İslam dünyasında asırlar önce el- Maarri ve İbnu’r- Ravendi tarafından da dile getirilmişti. Paul Drapper ve John Mackie gibi yirminci asır düşünürleri de kötülüklerin varlığı probleminin ateist ontolojiyi desteklediğini söylediler ve öncekilerle aynı yolda yürümüş oldular. Aslında ateist ve agnostik düşünürler teizme karşı en önemli eleştiriyi kötülük problemi ile yaptılar. (Taslaman, C. Kuantum Teorisi, Felsefe ve Tanrı. İstanbul Yayınevi, 4. baskı, İstanbul, 2010, s. 170- 171; Mehmet Aydın, Din Felsefesi, s. 156.)

Teist düşünürler ise bu eleştirilere önemli cevaplar verdiler:

Meselâ Farâbi’ye göre var olan kötülükler izâfîdir, bunların küllî nizam içinde gerekli bir yeri vardır ve az şer için çok hayır terk edilemez. Yağmurdan dolayı sel felaketi yaşansa ve bundan bazıları zarar görse de, yağmurun hayrı şerrinden çok fazladır. Böyle olunca yağmurun yaratılması şer değil, hayırdır. Az bir şer için çok hayır terk edilemez. Ateşin fayda ve zararları da buna benzer. Eğer az şer ve zarar görmemek için kötülükler hiç var edilmeseydi, daha çok şer ortaya çıkacaktı. İbn-i Sina da kötülüklerin yaratılış hikmetini Farâbi gibi açıklar. (Taslaman, C. a.g.e. s. 171.)

John Hick’e göre insanların manevi açıdan yükseliş ve kemalâta erişini sağlayacak bir ortam gerekir. Bu yüzden kötülük ve olumsuzlukların var olması gerekmektedir. Böyle bir ortamda tabii ve ahlaki kötülükler gereklidir. (Taslaman, C. a.g.e. s. 172.)

Fakirlik bir insana tasarruf etmeyi ve çalışmaya yönelmeyi sağlayabilir. Hastalanan bir insan, sıhhatini korumayı ve sağlıklı yaşamayı ve dengeli beslenmeyi öğrenebilir. Yalan söylemenin zararını gören yalandan vazgeçebilir. Bir Türk atasözünde olduğu gibi, bir musibet bin nasihatten daha faydalı olabilir.

Diğer yandan doğal ve ahlaki kötülüklerin varlığı, insanlara seçim ve tercih hakkı doğuracak, böylece ahlaki ve manevi yükseliş gerçekleşecektir. (Taslaman, C.  a.g.e. s. 172.)

İmam Gazali, kötülük problemine temas ederken; “leyse fi’l- imkân ebdu mimmâ kân = Yaratılan âlemde olandan daha güzeli yoktur” argümanını yüzlerce yıl önce kullanmıştır. Yani âlem en güzel nasıl olacaksa öyle yaratılmıştır. Ama şerlerin yaratılması konusunda kullanılan bu delil, daha çok Leibniz’in dile getirmesi ile bilinir. Gazali’nin dediği gibi, aslında bu âlem en güzel şekilde yaratılmıştır, bundan güzeli olamaz. (Taslaman, C. a.g.e. s. 172.)

Augustine de aynı konuda özgür iradeye vurgu yaparak konu hakkında açıklamalarda bulunur: İnsan özgür iradesiyle iyiyi de kötüyü de seçebilir. Kötülükler olmasa, insan iyiden yana tercih yapamayacaktır. Ona göre kötülüklerin yaratılmasının ana kaynağı olarak bunu görmek gerekir. (Taslaman, C. a.g.e. s. 173.)

Eleonere Stump’a göre, Allah’ın kötülüklere izin vermesinin sebebi, insana hür iradesinin yıkıcı etkilerini göstermek içindir ve gereklidir. Böylece Allah insana bir yardımda bulunmaktadır. Çünkü insan özgür iradesinin yıkıcı etkilerini bir başka yolla düzeltemez. (Taslaman, C. a.g.e.  173- 174.)

Richard Swinburne’ye göre ise, özgür irade ile yapılan işlerin ahlak yasalarına uygun olabilmesi için insanlar fiillerinin sonuçlarını görmeli ve bilmelidir. Ayrıca büyük iyilikler için gözlemlenen kötülükler ahlaki açıdan kabul edilmelidir. (Kaynaklar için bkz. Taslaman, C. 174- 175.)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 18
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun