Evrende korunum kanunları otomatik olarak oluşacaktır, iddiasına ne dersiniz?

Tarih: 11.09.2015 - 00:39 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Evrende düzen var, canlılık var. Bu düzen nasıl kendiliğinden ortaya çıkabilir? Evren nasıl sahipsiz olabilir? dememize karşılık ateistlerin verdiği bu cevaba karşılık verir misiniz?
- Çok kafam karıştı ne olur yardım edin Ateistin iddiası:
- Düzenden kastedilen belli doğa kanunlarına uyulması ise, bu doğa kanunları değiştiğinde, yeni kanunlara göre başka bir düzen ortaya çıkacak demektir. Yani asıl soru neden evrende doğa kanunları vardır sorusudur. Evren neden kaotik değildir, belli kurallara uyar sorusudur. Bunu anlamak için önce “doğa kanunu” teriminin kaynağındaki önyargıyı anlamamız gerekiyor.
- Newton mekanik ve yerçekimini geliştirdiğinde “Tanrı tarafından doğaya yerleştirilmiş kanun” fikri Newton’un tüm düşünce biçimine yerleşmişti (içinde yetiştiği kültür tarafından empoze edilmişti). Bugün bile medyada ve popüler kültürde bilim bir bakıma “Tanrı’nın düşüncelerini anlamak” biçiminde yorumlanmaktadır. Dolayısıyla “kanun” sözcüğünün içinde barındırdığı “bilinçli biri tarafından icat edilen kural” kavramı, bilimi ve doğa kanunlarını algılayışımızda insanların zihnine yerleşmiştir.
- Halbuki doğa kanunlarının koyulan kurallarla ilgisi yoktur. Doğa kanunları dediğimiz şeyler duyularımız ve cihazlarımızla yaptığımız gözlemleri basit ve ekonomik olarak tasvir etme girişimimizden başka bir şey değildir. Fakat bu düzen ve doğa kanunu adını verdiğimiz kuralların pek çoğunun aslında doğada gözlediğimiz ve normalde sözünü dahi etmediğimiz basitlik ve homojenlikleri ifade ettiğini bugün yavaş yavaş anlamaya başlıyoruz. Örneğin, enerji, momentum ve açısal momentumun korunumu yasalarının aslında uzay ve zamanın homojenliğinin birer ifadesi olduğu anlaşılmıştır. Uzayda özel bir nokta olmaması, hepsinin birbirine denk olması momentum korunumu yasası olarak karşımıza çıkmaktadır. Zamanda özel bir nokta olmaması ise enerji korunumu yasası olarak. Homojen bir evren, ki akla gelebilecek evrenlerin en basitidir, kaza sonucu oluşması en muhtemel türde bir evrendir. Ki bu tür bir evrende pek çok “korunum” yasaları otomatik olarak oluşacaktır.
- Dolayısıyla, gözlediğimiz düzenin bir akıllı tasarımcıya işaret ettiği söylenemez.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

a) “Dolayısıyla 'kanun' sözcüğünün içinde barındırdığı 'bilinçli biri tarafından icat edilen kural' kavramı, bilimi ve doğa kanunlarını algılayışımızda insanların zihnine yerleşmiştir. Halbuki doğa kanunlarının koyulan kurallarla ilgisi yoktur.” iddiası, yaman bir ateizm fanatikliğini akla getirmektedir.

Çünkü, bu düşünceye göre, “kanun” kendiliğinden oluşur; kanun koyucu diye bir şey olmaz. Doğa kanunlarının bilinçle bir ilgisi yoktur. Bunların hepsi, rastgele “akıllı, kudretli, her şeyi yapabilen(!)” bir  “tesadüf”ün oyuncağıdır. Güneşin varlığı, çekim-itim kanunun, kaldıraç kanunun, güneş sisteminin yeryüzüne hayat verecek şekilde ayarlanması, ışık sahibi olması, mevsimler ve gece-gündüzün meydana gelmesi için yerküresiyle şuurlu bir ilişki içinde olmasının hepsi de “Tesadüf” efendinin işidir.

İnsanın konuşabilmesi, öküzün konuşamaması; insanın düşünebilmesi, öküzün düşünceden mahrum olması; insanın bir kelebek gibi uçamaması, bu konuda bir sinekten bile aşağı olması, diğer taraftan binlerce varlığın hizmetine verildiği bir efendi konumunda olması... -evet, ateistlere göre- bunların hepsini tanzim eden, isminden başka varlığı olmayan bir anka kuşu gibi bir hülyadan ibaret olan “Tesadüf” efendidir.

b) “Örneğin, enerji, momentum ve açısal momentumun korunumu yasalarının aslında uzay ve zamanın homojenliğinin birer ifadesi olduğu anlaşılmıştır” iddia, bir hayalden ibarettir.

“Enerji, çizgisel momentum, açısal momentum” unsurları nasıl ve ne zaman meydana gelmişlerdir? Bunlar da tesadüf oyuncağı mıdır, yoksa ezeli/önsüz müdür?  Yani, bir cismin hızı ile kütlesi ve hareketi arasındaki ilişkiyi kim kurmuştur? Bunların sonradan oluştuğunda şüphe yoktur. Öyleyse onları yaratan bir ilim ve kudret sahibi vardır.

“Uzayın ve zamanın homojen” olduğunu öne sürerek basitliğini ima etmek gözle görülen ve bilimsel olarak kanıtlanan bu harika sanat eserlerinin varlığıyla çelişmektedir. Çünkü, bu uzayda gökler vardır. Bunlar homojen/basit değil, yüzlerce yönden kompleks, girift, iç içe daireler halinde kucaklaşan, omuz omuza veren, dayanışma içinde olan binlerce varlık kümesi söz konusudur.  

- Zaman zaten izafidir. Yerküresinden tutun ta Şemsuşşumus ve Herkül burcuna kadar pek çok zaman çeşidi vardır. Bir günden tutun ta elli bin günlük periyotlara sahip zaman dilimleri vardır.

c) “Homojen bir evren, ki akla gelebilecek evrenlerin en basitidir, kaza sonucu oluşması en muhtemel türde bir evrendir. Ki bu tür bir evrende pek çok 'korunum' yasaları otomatik olarak oluşacaktır” iddiası, aklı hafife alan bir hezeyandır.

Ateist, burada “homojen evren” demekle kâinatın çok basit ve değersiz, sanat değeri olmayan bir şey olarak takdim etmek istiyor. Bununla da “tesadüfle olma ihtimalini” güçlendirmeye çalışıyor.

Bu, gerçekten akılsızca bir maskaralıktır. Uzaylara, uzaklara bakmaya ne gerek var.. En yakınımızda olan kendimize bakalım.

Şimdi insan olarak biz çok mu basit bir varlığız? Bütün organlarımızın dengeli, ahenkli, bir sanat estetiği harikası olarak iç içe girmiş bir şekilde düzgün çalışmasını “homojen” nitelemesiyle basit, değersiz görüp “tesadüfe verilebilir olduğunu” söylemek, hakikaten insanlığı aşağılayan bir şuursuzluk örneğidir.  

Ateistin: “Evrende korunum kanunları otomatik olarak oluşacaktır” ifadesi, dinsizliğin verdiği  muvakkat bir cinnet ile sara nöbeti tavan yapmış bir zırva zirvesini akla getiriyor.

Bir şeyin “otomatik olarak var olduğunu” iddia etmek, onun kör tesadüf eseri olduğu söylemektir ki, en “homojen” bir safsatadır.

Milyarlarca insanın iki gözü, iki kulağı, iki çenesi, iki eli, iki ayağı, iki böbreğinin “otomatik olarak” oluştuğuna ihtimal vermek,  mantık açısından “ihtimal dışı” bir kuruntu takıntısıdır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun