Eşime devamlı namazını hatırlatarak iyi mi yapıyorum?

Eşime devamlı namazını hatırlatarak iyi mi yapıyorum?
Soru Detayı

Eşim namaz vakitlerine gereken itinayı göstermiyor. Bazen ağırdan alıyor, sonraya bırakıyor ve vakti geçiriyor. Bundan öyle büyük bir rahatsızlık duymuyor. Çoğu zaman ben hatırlatıp ayaklandırıyorum. Ancak böyle ısrarlı hatırlatmalarla baskı mı kurmuş oluyorum? Kendi haline bırakmam daha mı doğru olur? Kaş yapayım derken göz çıkarıp eşimin ibadetten soğumasına sebep olur muyum?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Evvela şunu bilelim ki kesinlikle doğru yapıyorsunuz! Kuran’da mealen buyurulur:

“Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et...” (Taha 132)

Üstelik eşinize her hatırlatışınızda da Allah’tan, miktarını bizim bilemeyeceğimiz kadar ecir de almanız umulur; hem Allah’ın rızasını arıyorsunuz, hem de bir insanın namaz kılmasına vesile oluyorsunuz.

Eşiniz ise, muhtemelen yaşadığımız çevredeki garipliklerin ve şeytanın bu garipliklerden faydalanarak verdiği vesveselerin tezahürü sonucu ara sıra bir gaflet içine düşüyor, belki imtihan aleminde olduğunu dahi unutuyor.

Hakikaten öyle garip bir devirde yaşıyoruz ki önceden belki hiç yaşanmamış; eskiden İslâm ve diğer bütün batıl inançlar varmış. Müslüman olmayan adama “Niçin namaz kılmıyorsun?” denir mi? Elbette denmez.

Evvela o kişinin iman temelini ve itikadını sağlamca oturtmalıyız ki kendisine namazı anlatabilelim. İşte eskiden namaz kılmayanlar sadece gayrimüslimlerdi. Şimdi öyle mi?

Kendi geçmişimize bir bakalım.

Osmanlı devleti niye yok oldu? Daha doğrusu neden adeta helak oldu? Evet görünür ve bilinen sebepler malum. Peki bütün bunların ötesindeki gerçek sebebin Osmanlı’nın ve ihtiva ettiği bütün İslam unsurlarının özellikle son asrında ümmet şuurunu peyderpey kaybederek namazı da terk etmesinden başka bir şey olmadığının farkında mıyız?

Yanlış anlaşılmasın bunu biz demiyoruz, kainatın yaratıcısı Alemlerin rabbi diyor!

Çünkü Kuran’da namazı terk eden toplumlar için kıyamete kadar cari şöyle bir adetullah olduğu açıkça beyan ediliyor:

“Onlardan sonra, namazı terk eden, şehvet ve dünyevi tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklardır.” (Meryem 59)

Osmanlı’dan sonra ise namaz neredeyse tamamen terk edildi; öyle hale geldik ki bir aralar bazı yerlerde Cuma namazı kıldırmak ve cemaati tamamlamak için imam sokaktan eksik olan bir kişiyi çağırmak zorunda kaldı. Çok şükür günümüzde bu feci manzara artık yok ama hala bazı gariplikler yaşanmıyor da değil.

Mesela sorsanız toplumun kahir ekseriyeti Müslüman, ama olmazsa olmaz olan 5 vakit namaz ya yok, ya eksik! Adeta akıl tutulması!

İşte çevrenin yanlış etkilemesi, şeytanın vesvesesi bazen bizleri de, özellikle namaz konusunda böyle, gaflete düşürebiliyor.

Onun için başta yakınlarımız olmak üzere, bütün Müslümanlara, yeri geldikçe, sıkılmadan, bıkmadan, utanmadan ve sadece Allah rızası için uygun bir lisanla namazı hatırlatmamız adeta üzerimize bir farzdır! Ancak bu görevi yaparken, nasihatimizin zarar vermeyecek durumda olması gerekir. Eğer nasihatimiz zarar verecekse, o zaman sadece güzel örnek olmakla yetineceğiz.

Ve tabi ki dualarımızda başta yakınlarımız olmak üzere bütün ümmetin bu konuda hassasiyet göstermesi ve namazlarını aksatmaması için de Cenab-ı Hak’tan yardım dilememiz de muhakkak yapmamız gereken önemli bir kulluk vazifesidir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
1.869 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun