Doğal seçilim (Tabii seleksiyon) nedir? Bununla canlılar değişiyor mu?

Tarih: 19.09.2015 - 10:38 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Çok fazla antibiyotik alınırsa, vücuttaki mikropların bağışıklık kazanması doğal seçilim midir?
- Zor şartlarda yaşayan insanların daha iri ve kuvvetli olması nedir?
- Tırtılın zaman içinde kelebek olması evrime delil olabilir mi ?
- Koyu renkli ayıların soğuk yere gitmesiyle renginin açık olduğu söyleniyor. Soğuk yerde rengi açık olan ayıların yavruları da açık renkte doğuyorlarmış. Doğal seleksiyon altında canlılar değişiyor mu?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Tabii seleksiyon veya doğal seçilim, canlıların bulundukları çevre şartlarına uymaları, uyamayanların ise elenmesi, yani hayat sahnesinde çekilmesi olarak tarif edilir.

Her bir türün kendi yaşama ortamı içinde çevre şartlarına uyumu söz konusudur. Her türün kendi içinde belirli bir değişebilirlik katsayısı” vardır. Bu değişebilirlik katsayısının en yüksek değerini 1 olarak kabul edersek, bazı türlerde 0,01 gibi en düşük düzeyde bir değişiklik olabildiği gibi, bazı türlerde de 0,9 gibi yüksek bir değerde farklılaşma olabilir.

İşte bir tür bu değişebilirlik sınırını aşacak bir değişime maruz kalırsa ortamdan elenir. Çünkü her canlı hemen her gün çevrenin farklı uyaranlarıyla karşılaşmakta ve gelişmişlik derecesine göre bu uyaranlara uyum göstermektedir. Ama buradakideğişebilirlik ve esnek donanım” dediğimiz şey, sonsuz bir değişebilirlik özelliğine sahip olmadığı gibi, sadece o tür için geçerlidir. Yukarıda da ifade edildiği gibi, hiçbir türün esneklik ve değişebilirlik özelliği birbirinin aynı değildir.  

Çevreye uyumu biraz daha açalım. Bir canlının yaşadığı ortamdaki her çevre faktörüne karşı gösterdiği maksimum, minimum ve optimum (en uygun) olmak üzere üç değer vardır. Sıcaklık, ısı ve ışık gibi faktörler en başta gelen çevre faktörleridir. Mesela portakal ağacını ele elalım. Bunun sıcaklık bakımından en iyi geliştiği ve fazla meyve verdiği değer artı 25 derece, dayanabildiği en düşük sıcaklık eksi 20 derece, en yüksek sıcaklık da artı 70 derece olsun. Bu ağaç için optimum, yani en uygun değer artı 25, minimum değer eksi 20, maksimum değer de artı 70 derecedir.

Canlılar minimum ve maksimum değerleri barındıran çevre faktörlerinde yetiştirilecek olurlarsa, optimum değerde yetişenlere göre bir takım yapı farklılıkları kazanırlar. Portakal ağacını maksimum değere yakın yerde, yani artı 70 dereceye yakın bir çevrede yetiştirdiğimiz zaman, fazla sıcağa dayanmak için yapraklar küçülecek ve tüylenecektir. Tâbi bu tüylenme ve yaprak küçüklüğü genetik yapısında varsa olacaktır. O zaman, sıcaklık bakımından optimum şartlarda yetişen portakal ağacı ile maksimum çevre şartlarında yetişen portakalın yapraklarında büyüklük ve tüylenme bakımından farklılık görülecektir. 

Bu maksimum çevre şartlarındaki portakal yeni bir tür müdür? Siz, yaprak küçüklüğünü ve tüylülüğünü tür karakteri olarak alırsanız, buna yeni bir tür diyebilirsiniz. Ama bu bitki temel tip olarak yine portakaldır. Yani, adaptasyonla bir portakaldan mesela armut ya da şeftali ağacı meydana gelmez. Çünkü genetik yapı buna müsaade etmez.

Kısaca söylemek gerekirse, Cenab-ı Hak her bir canlı türünü, farklı yapı ve karakterde yaratmıştır. Bir canlının genetik yapısı, bulunduğu çevre şartlarına uygun ise, o canlı orada gelişir, büyür ve nesil meydana getirir. Şayet çevre şartları değişirse, onun genetik yapısı, değişen çevre şartlarına uygun değilse, orada ortadan kalkar.

Nasıl ki, sizin dolabınızda kısa kollu yazlık elbiseleriniz olduğu gibi, kışın şiddetine uygun olarak paltonuz da vardır. Dolabınızda sadece yazlık elbiseleriniz olsa, çok şiddetli kış şartlarına dayanamayıp öleceğiniz gibi, sadece sıcak şartlara göre genetik yapısı dizayn edilmiş bir canlı, şiddetli soğukların olduğu bölgede barınamayacaktır. Ama onun genetik yapısı soğuk şartlara göre de ayarlanmışsa, yani onun genetik dolabına yazlık elbiseleri ile birlikte kışlık elbiseleri de konmuşsa, o sert iklim şartlarında, önceden görülmeyen tüy v.s. gibi yapılar çıkarak, orada da hayatını sürdürecektir.

İşte bazı bakterilerin bir takım antibiyotiklere karşı bağışıklık kazanması buna benzemektedir. Onlarda artan ilaç dozlarına karşı genetik yapılarında mevcut olan karakterler devreye girerek bağışıklık sistemini güçlendirmekte ve böylece hayatta kalmaları mümkün olmaktadır. Aynı şekilde sıcak bölgelerde bulunan tavşanla, kutuplarda bulanan tavşanlarda birtakım vücut yapı farklılıkları görülmektedir.

Çalışan insanların kaslarının daha kuvvetli olması mümkündür. Ama bu yavrulara geçmez. Çünkü bu değişiklikler vücut hücreleri denilen soma hücrelerindedir. Soma hücrelerinde olan değişiklikler yavrulara intikal etmez. 

Tırtılın kelebek haline gelmesi, elma çekirdeğinin; filiz, fidan, ağaç, meyveli ağaç haline gelmesine, insanın; zigot, cenin, bebek, çocuk, genç, delikanlı, yaşlı ve ihtiyarlık safhalarını geçirmesine benzemektedir. Bunlar teori değil, tedrici tekamül kanunudur. Yani, canlılar kademe kademe olgunluğa ulaşmaktadır.

Bu kanun sadece canlılarda değil, cansız âlemde de geçerlidir. Yerküre birden bu şekli almamıştır. Allah’ın izni ve emri ile güneşten kopan yerküre, kademe kademe zaman içerisinde canlıların yaşayabileceği yer haline getirilmiştir. Bunların evrimcilerin ileriye sürdüğü, tesadüfen canlıların birbirinden meydana geldiği şeklindeki görüşleri ile bir ilgisi yoktur.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun